90’lı yıllar…
Heyecanlıydılar… Bir siyasi partiye gönül vermiş olmanın, inanmanın hazzı vardı yüreklerinde. Canla başla çalışıyorlardı. Gecenin zifiri karanlığında, gözlerin yoldan geçenleri ancak ara ara fark edebildiği vakitlerde di
Heyecanlıydılar… Bir siyasi partiye gönül vermiş olmanın, inanmanın hazzı vardı yüreklerinde. Canla başla çalışıyorlardı. Gecenin zifiri karanlığında, gözlerin yoldan geçenleri ancak ara ara fark edebildiği vakitlerde direklere bayrak asıyor, sabahlara kadar gelecek güzel günlerin hayalini kuruyor, iktidara geldiklerinde yapacakları güzel şeyleri birbirlerine anlatıyorlardı. Ertesi günü uykusuzluktan kızarmış gözler, yorgunluktan bitap düşmüş vücutlarla aynı heyecanla, kendilerinden geçercesine sokaklarda broşür dağıtmaya devam ediyorlardı. Adil bir düzen gelecek, ülke güllük gülistanlık olacak, kazanım hakça paylaşılacak, adalet herkese uygulanacak, Batıya rest çekilecek, İsrail ile ilişkilere son verilecek, Amerika’ya kafa tutulacak, iktidarlarıyla birlikte pek çok şey değişecekti...
Davalarına canı gönülden inanıyor, inandıkları ölçüde de hırsla, gece gündüz demeden, eve bile uğramadan, parti binalarında sabahlayarak, kimi zaman karınlarının açlıklarının farkına bile varmadan koşuşturuyorlardı. Ne güzel günlerdi ama… Birbirlerine çay ısmarlayacak paraları yoktu ama idealleri, hayalleri, hedefleri vardı, bu onlara yetiyordu. “Ah bir de paramız olsa…” derlerdi içlerinden, “gör bak o zaman daha neler yapıyoruz, Türkiye’yi, dünyayı sallamıyor muyuz..?”
Başkanları, abileri onlara iktidar olduklarında genç yetiştiren programlara ağırlık vereceklerini, geleceğin gençlikte olduğunu söylüyor, içlerindeki ateşi körüklüyordu mütemadiyen.
***
İlk tokadı 28 Şubatta yediler, bu aynı zamanda ilk faturaydı önlerine konulan, çil yavrusu gibi her bir noktaya dağıldıklarında neye uğradıklarını anlayamadılar. Birbirlerine selam bile veremeyenler oldu korkularından. İktidara gelmişlerdi ama hayallerin hiç birisi meydanda yoktu. Bir zamanlar birbirlerine heyecanla anlattıkları ideallerinden sorgulanmaya başlamışlardı.
Yaşamın gerçeklerinin, hiç de onlara anlatıldığı gibi olmadığını anladılar o gün. Devletin dışındaki derin yapılanmaları gördüler, tanıdılar. Kurulan bir takım düzmece mahkemelerde alavere dalavere yöntemlerle sıkıştırıldılar, horlandılar, dışlandılar… Zor günlerdi. Pek çok zayiat verdiler, ama yılmadılar.
***
En büyük tokadı ise şimdi yiyorlar. “28 Şubat bile bu kadar ağır olmamıştı” diyorlar. Çoğunun yaşı kırkın üzerinde ve hala hayalleri, umutları var. İktidarda şimdilerde, bir zamanlar aynı partide koşuşturdukları, önlerine hedefler koyan “ağabeyleri”, “efendiağları” oturuyor. Devlet olmanın nimetlerinden faydalanıyorlar. Partinin ismi değişse de önemli değil, hükmedenler yine aynı kişiler, kişilikler. En acısı da 28 Şubat sürecinde kendilerine muhalefet eden, “hayal kurma, git işine, gerçekleri gör, olmaz” diyenlerin, şimdi efendiağların dağıttıkları makamları, mevkileri işgal ediyor olmaları.
Yine de önemli değil diyorlar içlene içlene, sorumluluk hissediyorlar hala yüreklerinde gelecek adına. “Varsın iktidarda otursunlar, varsın makam, mevki dağıtsınlar, varsın paralarla oynasınlar, gözüm yok, ama gençlik yetişmiyor artık.” Diyorlar. Şikâyetleri bu… Gezi parkı eylemlerinden sonra başbakan da aynı şeyleri ifade etmişti, ancak değişen pek bir şey yok gibi. “Sokaklara dağılmış, serseri mayın gibi parklarda gezinen amaçsız, içi boş gençleri görünce içimiz acıyor. Bunların vebali var sırtımızda, oysaki bize böyle öğretmemişlerdi ağabeylerimiz. Hani Necip Fazıl’lar yetiştirecektik yeniden, hani genç Mehmet Akif’lerin ellerinden tutacaktık birlikte. Hani Cemil Meriç’ler, Sezai Karakoçlar, Erol Güngör gibi dava adamları yetiştirecektik bir kez daha ve binlerce. Nerede o inanmış gençlik, nerede verilen o sözler? Bizler unutmadık, kaygı duyuyoruz gelecek adına.” diyorlar hala…
Dertli garipler… Heyecanlarıyla, hayalleriyle yaşıyorlar hala. Ne yazık ki ideallerin yerini çoktan beri para ve makamın aldığını, kapitalizmi en çok kendi arkadaşlarının sever olduğunu bilmiyorlar…
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
