DOLAR49,45
EURO55,62
BITCOIN4.072.357
5° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 94 okunma

Anayasa ve fazla mesai

Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın 'gün ışığına göre mesai' önerisi, cumartesiyi iş günlerine dahil ederek genişliyor. Yeteri kadar çalışıyor muyuz? Büyüme hızımız, ekonomik performansımız bu soruya 'evet' cevabı vermemiz içi

Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın 'gün ışığına göre mesai' önerisi, cumartesiyi iş günlerine dahil ederek genişliyor.

 

Yeteri kadar çalışıyor muyuz? Büyüme hızımız, ekonomik performansımız bu soruya 'evet' cevabı vermemiz için yeterli. Peki, daha fazla çalışabilir miyiz? Bu soruya da aynı şekilde cevap verebiliriz. Potansiyelimizin gerçekleşmeyen önemli bir kısmı, atıl vaziyette duruyor. Enerji Bakanı'nın önerisi daha fazla büyüme, daha güçlü bir ekonomi ve daha zengin bir Türkiye anlamına geliyor.

Ama daha fazla çalışmaya razı olur muyuz? Haftalık 40 saatlik mesainin artmasını, dinlenme süresinin kısalmasını kim ister? Mesai süresini kısaltmak geniş bir halk desteği bulur. Ama uzatmak dirençle karşılaşır. Hemen herkesi ilgilendiren bir konu. Bu konuyla ilgili olan herkes, aynı zamanda Enerji Bakanı'nın üyesi olduğu hükümeti tek başına iktidara getiren halkın kendisi. İstikrarlı ve güçlü bir hükümetin üyesi sıfatıyla Enerji Bakanı, politikanın doğasına aykırı bir öneride bulunuyor. Söylediği bütünüyle doğru. Bakan'ın halk dalkavukluğu yapmaya ihtiyacı yok. Ülkeye, hatta hepimize faydalı bir öneride bulunuyor. Dünyaya dönüp daha dik duracağız. Ekonomilerini 'çalışkanlık' üzerine kuran Japonya'yı ve Almanya'yı gözünüze getirin. Ama tek tek her birimizi daha zor bir hayat bekleyecek..'Ülkemiz daha çok üretsin, büyüsün ve zenginleşsin; ama ben daha fazla mesai yapmak istemiyorum.' Sözden öte bu lafın hiçbir anlamı yok.

Komşumuz Yunanistan temerrüde düşmek üzere. Avrupa ve ABD'nin kenarında dolaştığı ekonomik uçurum reel ekonominin yapısal sorunlarından kaynaklanıyor. Sorun sadece bir ekonomi sorunu değil, aynı zamanda bir demokrasi sorunu. Halk daha fazla vergi ödemek istemiyor. ABD hükümeti vergileri düşük tutarak kamu harcamalarını borçlanma ile karşılıyor. Sonunda borç yükü reel ekonomiyi de çökertiyor. İnsanlar daha fazla çalışmak istemiyor. Rekabet finans sektörüne, teknolojiye kayıyor. Asıl üretici sektör zayıflayınca ister istemez ekonomik çarklar aksamaya başlıyor. ABD'nin ve Avrupa'nın ekonomik krizleri, hemen yanı başımızdaki Yunanistan'ın resmen iflasını ilan etmesi demokratik politikaların sonucu. Demokrasi, iktidarları popülist politikalara, kestirmeden halka şirin görünmeye sevk ediyor. Bu politikalar ise kısa vadede iktidarların ömrünü uzatıyor; orta ve uzun vadede ise ekonomik daralmayı getiriyor. ABD'deki Wall Street ayaklanması, bu fasit dairenin artık işlemediğini gösteriyor.

Dokuz yıldır Türkiye'yi yöneten AK Parti iktidarı, uzun zamandır hasreti çekilen istikrarın gücüne doğru tercihleri ekleyerek ekonomiyi tekrar rayına oturtup, mucizevî biçimde büyüttü. Bu kadar güçlü bir iktidarın halk dalkavukluğu yapmasına ihtiyacı olmadığı için, bazen tepkileri göğüsleyerek ileri hamlelere girişti. Türkiye'nin büyüme hızı, ekonomik performansı bu istikrarın verdiği güvenin ve uzun vadeyi gözden kaçırmayan ekonomi politikalarının eseri. Çalışan, üreten bir işgücü, bu ekonomik performansın asıl taşıyıcı aktörü. Enerji Bakanı'nın önerisi ise bu avantajı daha ileri taşımak.

'Fazla mesai yapmak' gibi, tek tek her birimizin çıkarlarına aykırı, ama ülke için doğru kararlar demokratik düzen içinde nasıl alınır? Konunun, anayasa tartışmaları ile yakından alakası var. Az vergi ödemek, daha fazla kamu harcaması talep etmek, sübvansiyonlar ve daha az çalışmak toplumun doğal eğilimi. Kamu harcamalarını halkı rahatsız etmeden borçlanarak karşılamak, daha çok oy almak için daha fazla kamu harcaması yapmak gibi politikalar da hükümetlerin eğilimi. Bu kısır döngü bugün Avrupa ve ABD'de beklenen ekonomik krizlerin arkasında duran yılların birikimini özetliyor.

Bu kısır döngünün ülkeyi ekonomik krize sürüklemesini önlemenin yolu, bu konularda anayasa hükümleri ihdas etmek. Ekonominin objektif ihtiyaçlarını siyasî tartışmaların ve parti rekabetlerinin dışına taşımak için herkesin uyacağı kurallara ihtiyaç var. İşte bu kurallara anayasal iktisat adı veriliyor.

Enerji Bakanı'nın önerisi bir anayasal iktisat konusu. Anayasaya mesai saatleriyle ilgili bir kural konulabilir ve bu kurala cumartesi mesaisi de dahil edilebilir.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.