BIST11.722
DOLAR49,45
EURO55,62
ALTIN6.633
BITCOIN4.054.869
14° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 292 okunma

Ayrı devlet (1)

Hani biz yıllardır, "Ne istiyorsunuz, açıkça söyleyin" diyorduk ya, Leyla Zana, Kürtler'in bir kesiminin ne istediğini dobraca dile getirdi: Federasyon ya da ayrı devlet... Ama şimdi, yıllardır "Çıkarın ağzınızdaki bakla

Hani biz yıllardır, "Ne istiyorsunuz, açıkça söyleyin" diyorduk ya, Leyla Zana, Kürtler'in bir kesiminin ne istediğini dobraca dile getirdi: Federasyon ya da ayrı devlet...
Ama şimdi, yıllardır "Çıkarın ağzınızdaki baklayı, ne istiyorsanız açıkça söyleyin" diye sıkıştıranlardan bir bölümü kırmızı görmüş boğa gibi saldırıyor: "Sıkıysa gel de silahla al."
Peki ne bekliyordunuz "Ne istiyorsanız açıkça söyleyin" derken? Sadece sizin kabul edebileceğiniz kadarını istemelerini ve söylemelerini mi? Ne kastediyordunuz "şiddetin yerini siyasetin" alması derken? Siyaset yoluyla çözüm, her türlü siyasi projenin ortaya atılıp halkın ve parlamentonun tartışmasını ve onayına sunulmasını içermeyecekse başka neyi içerecek?
Zaman, "şunları şunları tartışmaya açtırmayız; şunları şunları konuşturmayız" deme zamanı değil, bu tartışmanın "kontrollü" bir tartışma olamayacağını kabul edip, bağırmak çağırmak yerine bir an önce tartışmaya başlasak iyi olur.

Devlet kurmak her milletin hakkı

Tartışmaya başlarken de bir konuyu vurgulamamız gerekiyor:
Kürtler bir millettir ve her millet gibi onların da ayrı bir devlet kurma hakkı vardır. Bütün mesele, Kürtler'in ne kadarının bu hakkı kullanmak istediğinin, ne kadarının ise tek bir devlet çatısı altında yaşamaya devam etmek istediğinin demokratik yöntemlerle tespit edilmesidir.
Zana bunu tespit için yöntem olarak referandum öneriyor. Ben de başka birçok yazar gibi çok uzun yıllardır üniter devletin "Allah'ın emri" olmadığını; eğer iki halk gönüllü bir şekilde birlikte yaşamak istiyorsa ne ala; ama zorla da güzellik olmayacağını, dolayısıyla neden bir referanduma gitmediğimizi yazıp duruyorum. Öyle ya; bugün bu alternatif Belçika'da, Qebec'te gündeme gelebiliyorsa Türkiye'de niye gelemesin? Neden bölünmeyi istemek suçların en büyüğü gibi algılansın?
Evet, içinizden birçoğunun, ulusların böylesine birbirine geçtiği, sınırların flulaştığı; ekonomiden kültüre, siyasetten teknolojiye kadar her alanda "ulusal" olandan söz etmenin böylesine güçleştiği koşullarda, bir etnik azınlığın "bağımsız bir ulus olarak var olmak" isteğini anlamakta ya da bu isteğe hak vermekte zorlandığınızı biliyorum. Ama işin püf noktası şu ki; bu isteği anlamanız ya da hak vermeniz gerekmiyor. Bir vaka olarak kabul edin yeter!

Silahla değil demokratik yolla

Eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunca yıldır Katolik nikâhını savunan Vatikan gibi, "ille de üniter devlet" diye tutturmasaydı; önce Kürtler'in isterlerse ayrı devlet kurma hakkını prensipte kabul edip, sonra da Kürt çoğunluğunun özgür iradesinin ortaya çıkması için uygun zeminler yaratmaya kafa yorsaydı; o zaman Kürt meselesinde bugün bulunduğumuz noktada olmayacaktık ve tartışma bambaşka boyutlar kazanmış olacaktı. Bırakacaktık, ayrılmak isteyenler bunu yayın organlarında, kurdukları derneklerde ve siyasi partilerde, Fırat'ın doğusuyla batısını birbirinden koparmayı resmen ve alenen savunsunlar. Siyasi partiler kurup bölünmeyi savunduklarını programlarının en başına koysunlar. Kurdukları televizyon kanalından Diyarbakır'ın, Hakkâri'nin, Van'ın, Tunceli'nin, Bingöl'ün yoksul halkını; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden ayrılırlarsa daha mutlu, daha müreffeh bir hayat yaşayacaklarına ikna etmeye çalışsınlar. Bunun için tartışma programları, açık oturumlar yapsınlar. Dergiler çıkartıp makaleler yazsınlar.
Ama o zaman, birileri de kalkıp Abdullah Öcalan yönetimindeki PKK'nın Kürt halkına nasıl bir gelecek vadedebileceğini anlatacaktı. Bugün daha muhalefetteyken kırıp geçiren, her türlü "aykırı ses"i bastıran, acımasızca cinayet işleyen bir örgütün yarın devlet olduğunda nasıl despot bir yönetim kuracağına iknaya uğraşacaktı. Birileri kalkıp kurulması istenen Kürdistan'ın ekonomik gerçeklerini ortaya dökecek ve onlardan kendilerini yoksulluğa mahkûm etmemelerini isteyecekti. Ama bütün bunları söyledikten sonra da mutlaka ekleyecekti: "Artık karar senin."
Her neyse, bütün bunlar böyle olmadı. Böyle olamayınca, ayrı bir devlet kurma talebi -gizli ya da açık bir şekilde- 30 yıl boyunca PKK tarafından temsil edildi ve şiddet yoluyla hayata geçirilmeye çalışıldı. Şimdi ilk defa bir Kürt siyasetçi, ayrılma hakkını demokratik bir yöntemle hayata geçirmeyi öneriyor. Eğer demokratik bir sistemden bahsediyorsak, bu öneriye ilkesel olarak karşı çıkmak mümkün değil. Ama siyaseten ve pratikte söylenecek çok şey var.
Onları da yarına bırakalım.
 
Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.