BIST11.722
DOLAR49,45
EURO55,62
ALTIN6.633
BITCOIN4.054.869
14° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 327 okunma

Ayrı devlet (2)

"Eğer demokratik bir sistemden bahsediyorsak, Zana'nın ayrılma hakkı için referandum yapılması talebine ilkesel olarak karşı çıkmak mümkün değil. Ama siyaseten ve pratikte söylenecek çok şey var" demiştim dünkü yazımın s

"Eğer demokratik bir sistemden bahsediyorsak, Zana'nın ayrılma hakkı için referandum yapılması talebine ilkesel olarak karşı çıkmak mümkün değil. Ama siyaseten ve pratikte söylenecek çok şey var" demiştim dünkü yazımın sonunda.
İlk etapta aklıma gelen soruları sıralayayım:
Kurulacak devletin sınırları nasıl ve neye göre belirlenecek? Bu konudaki anlaşmazlıklarda kim hakem olacak?
Hiç kimsenin nüfus kağıdında Kürt ya da Türk yazmadığına göre, kimler oy kullanacak bu referandumda? Çizilen Kürdistan sınırları içinde doğanlar mı? O sınırlar içinde yaşayanlar mı? Anadili Kürtçe olanlar mı? Yoksa kendini Kürt olarak beyan edenler mi?
Hadi, beyan esas alındı diyelim; Kürt anadan Türk babadan doğanlar (ya da tersi); dörtte bir, sekizde bir oranında Kürt olanlar kendilerini ne sayacaklar?
Eğer oylama belli bir coğrafi bölgeyle sınırlanacaksa, o bölge dışında yaşayan Kürtler'in iradeleri hiçe sayılmış olmayacak mı?
Kürtler'e "Türkler'le ayrı mı yoksa birlikte mi yaşamak istiyorsun" sorusu soruluyorsa, hakkaniyet gereği, aynı sorunun Türkler'e de sorulması gerekmeyecek mi?
Sandıklar Kürtler'in "birlikte yaşamak" istediğini ortaya koyarken Türkler'den ayrı yaşama isteği çıkarsa o zaman ne olacak?
Sandıktan ayrılma çıkarsa, nüfus mübadelesi mi yapılacak? Nüfus mübadelesine kalkışılırsa, acaba kaç yüz bin aile parçalanacak?
Bu parçalanmanın yol açtığı sosyal, ekonomik ve psikolojik yıkıntıyla nasıl baş edilecek?
Bunlara, benim şu anda aklıma gelmeyen ya da öngöremediğimiz binlerce soruyu da ekleyin. Bütün bu sorular, yüzlerce yıldır hem coğrafi hem ekonomik hem de bireysel ilişkiler anlamında olarak iç içe yaşamış, kopmaz bağlarla birbirine bağlanmış iki toplumu çatır çatır koparmanın zorluğundan kaynaklanan sorunlardır.
Ayrılmanın imkânsıza yakın zorluklarını, bugün bu ülkede yaşayan ve sağduyusunu hepten kaybetmemiş herkes görüyor. Zaten o yüzden de, "ayrılma ve kendi devletini kurma hakkı" ilkesel olarak var olsa da siyaseten ve pratikte fazla bir anlam taşımıyor.

Referandum yapılsa çıkacak olan belli

Zaten bu yüzden de (yani halkın büyük çoğunluğu sağduyusunu koruduğu için) bugün bir referandum yapılacak olsa ortaya çıkacak sonuçlar hiç de meçhul değil. Biz üç aşağı beş yukarı biliyoruz sonuçları.
Nereden mi?
Birincisi BDP'nin ve diğer partilerin bölgeden aldığı oylardan...
BDP'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki oy ortalaması yüzde 23-24'ü ancak buluyor. Yani bölgede yaşayan 4 Kürt'ten sadece 1'i BDP'ye oy veriyor.
Kaldı ki BDP'ye oy verenlerin yüzde kaçının "ayrı devlet istediği" ise ayrı bir soru. Bizim elimizde bu soruya da üç aşağı beş yukarı cevap verebilecek bir araştırma var: Bilgesam adlı araştırma kuruluşunun daha üç ay önce Türkiye'nin değişik illerinde 7 bin kişiyle görüşerek yaptığı son araştırmaya göre BDP'ye oy verdiğini söyleyenlerin yüzde 60'ı bırakın ayrı devleti, 'özerklik talebini' bile desteklemiyor. Kürt-Zazalar'da bu oran yüzde 78'in üstüne çıkıyor. Demek ki bölgenin özerkliğini savunanların oranı, sadece bölge nüfusunun yüzde 23'ünün yüzde 40'ı; yani yüzde 9.2'si...
Ehh, soru bir de "ayrı devlet" diye sorulduğunda bu oranın nerelere düşeceğini varın siz hesap edin... Belki yüzde 5'e, belki yüzde 2-3'lere...
Peki Zana bu tabloyu bilmiyor mu? Bal gibi biliyor.
Bildiği halde, yani sandıklar konsa, "ayrılma" kararı çıkma ihtimalinin sıfıra yakın olduğunu bildiği halde, neden "referandum" istiyor?
Güvendiği tek şey, devletin (ya da hükümetin mi demeliyiz) referandum sandıklarını asla koymayacağına inanması. Bütün hesabını bunun üzerine yapıyor. Devletin geleneksel refleksi nasılsa devreye girecek ve nasılsa reddedecek bu teklifi ve o zaman da Kürtler bir kez daha, devletin Kürtler'in özgür iradelerini ortaya koymalarına hiçbir zaman izin vermeyeceğini görecekler. Bu tablo, eğer o sandıklar konsa "birlikte yaşama" yönünde oy kullananları da aynı derecede rencide edecek. Bütün Kürtler'e bir kez daha devletin onlara asla güvenmediği, demokrasiye layık görmediği mesajı verilmiş olacak...
İşte hesap bu... Ve ne yazık ki bu doğru bir hesap...
Çünkü rejimin yeni sahipleri de bu hesabı bozacak cesarete sahip değil...
Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.