BIST11.722
DOLAR49,45
EURO55,62
ALTIN6.633
BITCOIN4.054.869
14° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 144 okunma

BAŞKENT ANKARA

Anadolu’nun ortasında yazın sıcağından, kışın soğuğundan, ayazından kavrulmuş, çorak topraklar üzerine, özgür ve genç cumhuriyetin kurulduğu bir kasabaydı Ankara’mız. O kasaba bugün modern Türkiye’nin modern başkenti! An

Anadolu’nun ortasında yazın sıcağından, kışın soğuğundan, ayazından kavrulmuş, çorak topraklar üzerine, özgür ve genç cumhuriyetin kurulduğu bir kasabaydı Ankara’mız. O kasaba bugün modern Türkiye’nin modern başkenti!

Anadolu’nun ortasında yazın sıcağından, kışın soğuğundan, ayazından kavrulmuş, çorak topraklar üzerine, özgür ve genç cumhuriyetin kurulduğu bir kasabaydı Ankara’mız. O kasaba bugün modern Türkiye’nin modern başkenti!

Okurlarımız yukarıdaki cümlenin sonundaki ünlem işaretine bakarak aslında biraz kinaye yaptığımı hemen anladılar. Ankara’mız 13 ekim 1923 te Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti ilan edildi. O günden bugüne gelinceye kadar çok büyük gelişmeler oldu Ankara’da. Okulların, üniversitelerin açılması ile hareketlendi. 14 Üniversite, ilçeleriyle birlikte yaklaşık 90 hastanesi, yaklaşık 1500 İlk/orta öğretim okulu ve bir milyonu aşkın ilköğretim öğrenci ve 45000 öğretmen sayısı, beş milyonluk nüfusu ile dünyanın en kalabalık 45. şehri, İstanbul ve İzmir’den sonra ise Türkiye’nin en kalabalık 3.şehri oldu.

Peki bu kadar büyük bir gelişme sağlayan Başkentimiz acaba gerçekten batının, Avrupa’nın modern ve çağdaş altyapılı şehri olabildi mi? Yollarımız, köprülerimiz, kavşaklarımız, kaldırımlarımız, su ve kanalizasyon alt yapımız. Elektrik iletim hatlarımız, şebekelerimiz, kent mimarisi ve estetiğindeki gelişmemiz, sosyal ve kültürel altyapımız, planlı kentleşmenin temel ilkelerine sahip olmak gibi konularda ne durumdayız acaba? Tiyatro ve sinema salonlarımız ne durumda?

Hepiniz gözleriniz bir an kapatın ve düşünün. Köstebek yuvasına dönmüş yollarımız, üzerinde yürüme imkanı bulunmayan, şantiye ve otopark alanı halindeki kaldırımlarımız, en küçük sağanak yağmurda bile, taşan, patlayan su ve kanalizasyon borularımız, basınçtan havalar sıçrayan rögar kapaklarımız. İçindeki insanlarla alt geçitlerde, kavşaklarda su göletleri içinde kalan araçlarımız, yayaları unutan ve yolları bir yarış pisti haline getiren trafik uygulamalarımız, şehrin göbeğinde yer alan patlayan, canlar alan, ocaklar söndüren denetimden ve güvenlikten uzak sanayi siteleri ile sürekli batan, iflasa eden, kapanan sinema ve tiyatro salonları, esnafın umudunu bağladığı büyük devlet bankaları ve kamu kuruluşlarının taşınması ile sessiz kalan bulvarları, dünyanın ve Avrupa’nın içinde bulunduğu ekonomik buhran sebebiyle eli kolu bağlı duran, zaten az sayıda bulunan sanayimizin durumuna baktığımızda, Ankara’nın bir Avrupa Başkenti olmaktan çok uzakta kaldığını görüyoruz.

O halde, bu acı gerçekler karşısında merkezi otorite ile birlikte tüm yerel yönetimlerimiz, sanayicilerimiz, meslek odalarımız, Sivil Toplum Kuruluşlarımız ve tüm Ankaralı’lar el ele vererek, çağdaş bir başkente kavuşmanın çalışması içine girmemiz gerekiyor. 


 

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.