Beyaz tavus kuşu
Müjdeler olsun bizim berber Celal köşe yazarı olmaya karar verdi. Haftada kaç gün yazması gerektiği konusunda biraz kararsız. “Haftada kaç yazmak lazım” diye sordu bana. “Sen yaz da” dedim, “gününü sonra belirlersin”. On
Müjdeler olsun bizim berber Celal köşe yazarı olmaya karar verdi.
Haftada kaç gün yazması gerektiği konusunda biraz kararsız.
“Haftada kaç yazmak lazım” diye sordu bana.
“Sen yaz da” dedim, “gününü sonra belirlersin”.
Ona Molière’in piyeslerini bir berber dükkânında yazdığını da söyledim, berber dükkânının yazarlık için bereketli bir yer olduğunu vurgulamak için.
“Aklımda çok acayip bir konu var” dedi, sonra da ekledi, “ama sana söylemem”.
Hâlinden anladığım kadarıyla, “ne söyleyeceğim abi, sen söylediklerimi çalıp kendin yazıyorsun, şimdi söylesem bu konuyu da yazar heder edersin” demek istedi.
Arkadaşlarına da açıklamış yazar olacağını.
“Sakın bizim adımızı yazma” demişler, o da, “yazara müdahale edemezsiniz” demiş.
Celal daha şimdiden “fikir özgürlüğü” için mücadeleye başladı.
Yazarlara müdahaleye karşı.
Böyle giderse yakında Başbakan’la kapışırlar.
Belgeseller konusunda Celal Başbakan’ı yener, onu baştan söyleyip Başbakan’ı uyarayım.
Bizim yeni meslektaşın dükkânından çıktıktan sonra babama gittim.
Babam arada bir beni gezmeye götürüyor.
Biliyorsunuz, bir çocuk kaç yaşında olursa olsun babasının yanında bir çocuktur.
Büyümek, bir çocuğun babasına karşı yaptığı bir saygısızlıktır, onun için çocuklar babalarının yanında asla büyümüş biri gibi davranmamalılar.
Geçenlerde birlikte gittiğimiz bir lokantada, babam genç bir garsona beni gösterip “Oğlumu da getirdim” dedi, genç garson tam ne diyeceğini bilemedi, “Allah bağışlasın” dedi.
Dün de babamla Adile Sultan Sarayı’ndaki Borsa Lokantası’na gittik.
Sabancılar, Abdülmecid’in kızkardeşinin sarayını bir kültür merkezi yapmışlar, Borsa da o merkezin içinde çok güzel bir lokanta açmış.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
