BİR İKLİMDİR RAMAZAN
Dağ aşılmadan ardındaki güzelliklere kavuşulamaz. Dağı aşmak için yorulmak, sabretmek, katlanmak gerek. ‘Açıl susam açıl’ diyerek, büyü yolu ile her istediğine ulaşmak, masallarda olan bir şeydir. Bir özlemdir ama insanı
Dağ aşılmadan ardındaki güzelliklere kavuşulamaz.
Dağı aşmak için yorulmak, sabretmek, katlanmak gerek. ‘Açıl susam açıl’ diyerek, büyü yolu ile her istediğine ulaşmak, masallarda olan bir şeydir. Bir özlemdir ama insanı mutlu edip etmeyeceği hayli şüphelidir.
Mutluluğu yakalamak için illa ki dağı aşmayı yorulmayı göze almak gerek.
Oruç hali insana daha neler düşündürmez. Açlıktan rengi solan yoksulları hatırlama ve anlama gerçeğini bir kere daha söylemenin bir sakıncası olmasa gerek. Hele de günümüzde çokça kullanılan ‘empati’ sözünü daha anlamlı kılacak olan oruçluluk halini düşündükçe nice derinlikler yakalayabiliriz. Oruç bir derinliktir zaten. Sığlardan ötelere ulaşmaktır.
Ramazan ikliminin yansımaları oruçlu olmayanlara da ulaşır. Yağmur bir şehre yağıyorsa herkese hissettirir kendini. Ramazan bir çarşıya uğramışsa, oruç tutanı da tutmayanı da kendi havasına yakınlaştırır.
Oruç tiryakileri orucun başında yeni ramazanın yolunu beklerken, bir yandan da geçmiş ramazanları anar düşünürler. Değerli üstad Necip Fazıl’ın şu beyitinde olduğu gibi; ‘ Bu kaçıncı Ramazan, daha kaç tane kaldı?
Renk uçuk, nakış silik, ocak sönük… Ne kaldı?’
Ömrümüzün bir zenginliğinde yaşanan Ramazanlar’ın sayısından kaynaklandığını düşünenlere ne mutlu… Hayırlı Ramazanlar olsun…
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
