K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 304 okunma
"Bizi Kürtler özgürleştirecek"
Geçen hafta verdiğim kısa moladan sonra yeniden gündeme dönmeden önce, bu kısa arada okumaya fırsat bulduğum bir kitaptan söz etmek istiyorum size. Kitap değerli arkadaşım Türkiye'de liberalizmin en önde gelen teorisyenl
Geçen hafta verdiğim kısa moladan sonra yeniden gündeme dönmeden önce, bu kısa arada okumaya fırsat bulduğum bir kitaptan söz etmek istiyorum size.
Kitap değerli arkadaşım Türkiye'de liberalizmin en önde gelen teorisyenlerinden Prof. Mustafa Erdoğan'a ait.
Erdoğan, Kürt meselesine ilişkin olarak daha önce çeşitli yayın organlarında yayınlanmış makalelerini bir araya toplayıp "Bizi Kürtler özgürleştirecek" başlığıyla yayınlamış.
Bu yazıların çoğunu yayınlandıkları zaman da okumuştum. Ama birbirini tamamlayan yazıları bir arada okumak daha derin bir kavrayış kazandırıyor insana. Bu tür tematik derlemelerin de faydası bu herhalde.
Kitabın bana en önemli gelen yanı, "kolektif haklar" ya da "grup hakları" konusunda, liberal akım içinde ortaya çıkan fikir ayrılıkları ve Erdoğan'ın "liberal yanılgı" dediği durumla ilgili yazdıkları oldu.
"Liberal jakobenizm"
Mustafa Erdoğan, kitaba bir özeleştiri ile başlıyor:
"Hemen belirteyim ki başlangıçta Kürt sorununa özel bir ilgi göstermemiş olmamın temel nedeni bir tür "liberal yanılgı" ile ilgilidir. (...) Geleneksel liberal anlayışa göre, herkesin gerek insan, gerekse yurttaş olarak "eşit haklar"a sahip olduğu ve kimsenin halklar bakımından ayrımcılığa uğratılmadığı liberal-demokratik bir düzende etnik-kültürel toplulukların korunması için özel düzenlemelere gerek yoktur. Böyle bir düzende herkes için anayasal olarak güvence altına alınmış olması gereken sivil ve siyasal özgürlüklerin kullanımı yoluyla farklı kültürlere mensup olanların da kendilerini pekâlâ kültürel ve siyasal olarak ifade edebilecekleri, kendi talep ve beklentilerini siyasal sürece yansıtabilecekleri varsayılır. Türkiye'ye gelirsek, meseleye kabaca böyle bakan bir liberalin Kürt sorununu olduğu gibi azınlık sorunlarını da özel olarak ele alınması gereken grup, topluluk veya "kimlik" hakları meselesi olmaktan ziyade bireysel haklar meselesi olarak görme eğiliminde olması normaldir. (...) İşte itiraf ediyorum ki, yakın zamana kadar ben de bu geleneksel liberal anlayışın etkisiyle Kürt sorununu Türkiye'nin genel özgürlük ve haklar sorunu bağlamı içinde mütalaa ediyor ve dolayısıyla onun çözümüne ayrı ve özel bir teorik ilgi göstermiyordum. (...) Ama şu var ki, bu genel formül bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yeni ortaya çıkan etnik/kültürel taleplerle ilgili karmaşık sorunları çözmeye maalesef yetmiyor."
Yeni sorunların özgürlükçü bir temelde nasıl çözülebileceği üstüne daha fazla teorik çalışma yapılması gerektiğini söyleyen Erdoğan, bu kitapta yapmaya çalıştığı şeyi ise şöyle özetliyor:
"Bir yandan 'liberal' veya başka türden jakobenizmlerin tuzağına düşmeyen, öbür yandan da hem evrensel insan hakları anlayışından sapmayan hem de bireysel özerkliği grup özerkliğine feda etmeyen bir perspektife dayalı, Kürtler, Türkler ve diğer unsurların barış içinde bir arada yaşayabilecekleri özgürlükçü ve çoğulcu bir açık toplum arayışı..."
Anayasa'da Türkler için tanınan kolektif haklar
Ulus devlet paradigmasının içinde kalınmasının Kürt sorununun çözümünü niçin ve nasıl çıkmaza soktuğunu daha iyi anlamak isteyenlere; kolektif haklar konusunda şu anda liberal çevrelerde yürümekte olan teorik tartışmalara ilgi duyanlara; kolektif hakların bireysel haklar aleyhine sonuç yarattığı durumlarla ilgili tartışmaları merak edenlere Mustafa Erdoğan'ın kitabını okumalarını hararetle tavsiye ederim.
Kitabın özellikle "bireysel haklara evet, kolektif haklara hayır" şeklinde kestirme bir formülasyonla "zihinsel huzura" kavuşmuş görünen AK Partili aydınlar tarafından dikkatle okunmasının çok faydalı olacağına inanıyorum. Hele hele Kürt sorunu söz konusu olduğunda "hayır" deyip geçtikleri "kolektif hak"ların 1982 Anayasası'nda Türkler için bol bol yer aldığının örnekleriyle anlatıldığı bölümün (sayfa 37) kafa konforlarını hayli bozacağından eminim.
Erdoğan, Kürt meselesine ilişkin olarak daha önce çeşitli yayın organlarında yayınlanmış makalelerini bir araya toplayıp "Bizi Kürtler özgürleştirecek" başlığıyla yayınlamış.
Bu yazıların çoğunu yayınlandıkları zaman da okumuştum. Ama birbirini tamamlayan yazıları bir arada okumak daha derin bir kavrayış kazandırıyor insana. Bu tür tematik derlemelerin de faydası bu herhalde.
Kitabın bana en önemli gelen yanı, "kolektif haklar" ya da "grup hakları" konusunda, liberal akım içinde ortaya çıkan fikir ayrılıkları ve Erdoğan'ın "liberal yanılgı" dediği durumla ilgili yazdıkları oldu.
"Liberal jakobenizm"
Mustafa Erdoğan, kitaba bir özeleştiri ile başlıyor:
"Hemen belirteyim ki başlangıçta Kürt sorununa özel bir ilgi göstermemiş olmamın temel nedeni bir tür "liberal yanılgı" ile ilgilidir. (...) Geleneksel liberal anlayışa göre, herkesin gerek insan, gerekse yurttaş olarak "eşit haklar"a sahip olduğu ve kimsenin halklar bakımından ayrımcılığa uğratılmadığı liberal-demokratik bir düzende etnik-kültürel toplulukların korunması için özel düzenlemelere gerek yoktur. Böyle bir düzende herkes için anayasal olarak güvence altına alınmış olması gereken sivil ve siyasal özgürlüklerin kullanımı yoluyla farklı kültürlere mensup olanların da kendilerini pekâlâ kültürel ve siyasal olarak ifade edebilecekleri, kendi talep ve beklentilerini siyasal sürece yansıtabilecekleri varsayılır. Türkiye'ye gelirsek, meseleye kabaca böyle bakan bir liberalin Kürt sorununu olduğu gibi azınlık sorunlarını da özel olarak ele alınması gereken grup, topluluk veya "kimlik" hakları meselesi olmaktan ziyade bireysel haklar meselesi olarak görme eğiliminde olması normaldir. (...) İşte itiraf ediyorum ki, yakın zamana kadar ben de bu geleneksel liberal anlayışın etkisiyle Kürt sorununu Türkiye'nin genel özgürlük ve haklar sorunu bağlamı içinde mütalaa ediyor ve dolayısıyla onun çözümüne ayrı ve özel bir teorik ilgi göstermiyordum. (...) Ama şu var ki, bu genel formül bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yeni ortaya çıkan etnik/kültürel taleplerle ilgili karmaşık sorunları çözmeye maalesef yetmiyor."
Yeni sorunların özgürlükçü bir temelde nasıl çözülebileceği üstüne daha fazla teorik çalışma yapılması gerektiğini söyleyen Erdoğan, bu kitapta yapmaya çalıştığı şeyi ise şöyle özetliyor:
"Bir yandan 'liberal' veya başka türden jakobenizmlerin tuzağına düşmeyen, öbür yandan da hem evrensel insan hakları anlayışından sapmayan hem de bireysel özerkliği grup özerkliğine feda etmeyen bir perspektife dayalı, Kürtler, Türkler ve diğer unsurların barış içinde bir arada yaşayabilecekleri özgürlükçü ve çoğulcu bir açık toplum arayışı..."
Anayasa'da Türkler için tanınan kolektif haklar
Ulus devlet paradigmasının içinde kalınmasının Kürt sorununun çözümünü niçin ve nasıl çıkmaza soktuğunu daha iyi anlamak isteyenlere; kolektif haklar konusunda şu anda liberal çevrelerde yürümekte olan teorik tartışmalara ilgi duyanlara; kolektif hakların bireysel haklar aleyhine sonuç yarattığı durumlarla ilgili tartışmaları merak edenlere Mustafa Erdoğan'ın kitabını okumalarını hararetle tavsiye ederim.
Kitabın özellikle "bireysel haklara evet, kolektif haklara hayır" şeklinde kestirme bir formülasyonla "zihinsel huzura" kavuşmuş görünen AK Partili aydınlar tarafından dikkatle okunmasının çok faydalı olacağına inanıyorum. Hele hele Kürt sorunu söz konusu olduğunda "hayır" deyip geçtikleri "kolektif hak"ların 1982 Anayasası'nda Türkler için bol bol yer aldığının örnekleriyle anlatıldığı bölümün (sayfa 37) kafa konforlarını hayli bozacağından eminim.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
