Bugün Bayram…
Bugün bayramın ikinci günü. Cümlelerime başlamadan önce Ramazan Bayramınızı en içten, en samimi duygularımla kutlamak isterim. Belki klasik cümleler olarak bakacaksınız satırlarıma, her yerde duyulabilecek, kitaplarda ra
Bugün bayramın ikinci günü.
Cümlelerime başlamadan önce Ramazan Bayramınızı en içten, en samimi duygularımla kutlamak isterim. Belki klasik cümleler olarak bakacaksınız satırlarıma, her yerde duyulabilecek, kitaplarda rahatlıkla okunabilecek, dost sohbetlerinde gündeme gelebilecek klasik cümlelerden.
Ama olsun…
Peygamber Efendimiz din öğüttür diyor. Ve biz Müslümanlar, nefsimizle baş başa kaldığımızda irademize sahip çıkmak, topluma, çevremize, tüm yaratılmışlara güzel davranmak adına, zor da olsa öğüde sahip çıkmak zorundayız.
Eskiden, Osmanlı İmparatorluğu döneminde devletin görevlendirdiği ve tüm Osmanlıyı gezerek nasihatler veren, kafalardaki soruları gideren, Payitahttan haberler aktaran öğütçüler olurmuş. Uğradığı diyarlarda halk mescitlerde toplanır ve öğütçülerin anlattıklarını dinlerlermiş. Zoraki değil elbette, gönüllü.
Şimdilerde herkes her şeyi biliyor maşallah. Öğüt vermesi gerekenle alması gereken birbirine karışmış durumda. Her kafadan ayrı bir sesin çıktığı, kimsenin kimseyi dinlemediği, herkesin kendini otorite kabul ettiği bir dönemde yaşıyoruz.
Siz de bilirsiniz, aslında öğüt vereninde, öğütçülerin de ifade ettiklerinin pek çoğu bildiğimiz şeylerdir. Hele bugünkü iletişim çağında söylenenleri pek çok kaynaktan aynı anda duymak, işitmek mümkün. Ama bildiğimiz şeyler de olsa bazen bir başkasının ağzından duymak o kadar etkileyici ve vurucu oluyor ki, günlerce, haftalarca etkisinden kurtulamıyor, hayatınıza uyguluyorsunuz. Bu benim şahsımda çok olur.
Bazen bir arkadaş sohbetinde, bazen cuma hutbesinde, bazen gazetede okuduğum bir yazıda, bazen izlediğim bir televizyon programında duyduğum, bildiğim bir cümle o kadar çok düşüncelerimi, hayatımı etkiliyor ki, şaşırıp kalıyorum. Meğerse sarf edilen o cümleyi biliyor ama idrak edemiyormuşum diye düşünüyorum, hayatımın anlamı değişiyor bir anda.
Diyanet İşleri Başkanlığı bu bayramın ana temasının selam olmasını açıkladı. Şöyle diyor; Dünyevileşme ve bireyselleşmenin giderek ön plana çıkmaya başladığı günümüzde, insanlar, kalabalıklar içinde yalnızlaşmaya başladılar. Mahallelerin, sokak ve caddelerin aile sıcaklığını aratmayan o dostane ilişkileri kaybolmaya yüz tuttu. İnsanlar birbirine yabancılaştı. İlişkilerde samimiyetsizlik ve güvensizlik yaygınlaştı. Selam ve selamlaşma kültürünün toplumsal hayattaki varlığı ve görünürlüğü azaldı. Artık insanlar bırakın tanımadığı insanlara selam vermeyi, tanıdıklarını bile görmezden gelmeye başladılar.
Doğru bir gerekçe, eğer dinin bir öğüt olduğuna inanıyorsanız, bu bayram bu öğüde sahip çıkalım ve tanıdığımız, tanımadığımız herkesi selam yağmuruna tutalım.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
