Cep telefonları
Bizim çocukluğumuzda ailelerimiz bizleri sokaktan eve alamadıklarından, ele geçiremediklerinden, sürekli oyun peşinde koştuğumuzdan, bir türlü ders çalıştıramadıklarından dem vururlar, birbirlerine dertlenirlerdi. Hemen
Bizim çocukluğumuzda ailelerimiz bizleri sokaktan eve alamadıklarından, ele geçiremediklerinden, sürekli oyun peşinde koştuğumuzdan, bir türlü ders çalıştıramadıklarından dem vururlar, birbirlerine dertlenirlerdi. Hemen her ailenin şikayetiydi bu; çocuğun vaktini sokakta geçirmesi… Sokakta kendimizden geçercesine öyle tatlı oyunlar oynardık ki, yemekten bile vazgeçer, karınlarımız guruldaya guruldaya oynamaya devam ederdik. Öyle yorulurduk ki, yanaklarımız al al olurdu.
Sonra televizyon girdi yaşamımıza. Sihirli kutular öyle eğlenceliydi ki; sokak oyunları ne çalardı yanında. Türk filmleri, çizgi filmler, macera filmleri… Sonraki kuşak ebeveynler bu sefer çocuklarının televizyonlara olan aşırı düşkünlüğünden şikayet etmeye başladılar. Anne-babalar çocukları sokaktan alıp evlere kapamayı başarmışlardı, ama bu seferki sorun televizyonlardı. Sokak oyunları neredeyse sıfırlanmış, çocuklar evlere adeta hapsedilmişti ama ya televizyonlar... Bu sefer veliler çocuklarını televizyon başından bir türlü kaldıramadıklarından, ders çalıştıramadıklarından şikayet etmeye başladılar. Kendileri televizyonkolikten kurtulamazlarken çocuklarına zararlarını anlattılar, sıraladılar bir bir. Uzun yıllar televizyonların anlatılan zararlarını dinledik.
Bir sonraki kuşak anne ve babalar uzun ve meşakkatli bir mücadeleden, televizyonların bin bir türlü zararlarını her gün bir fiil çocuklara sayıp döktükten sonra, bir nebze olsun ondan da koparmayı başardılar. Şimdilerde televizyon izleyen çocuk sayısı eskiye oranla çok fazla değil. Anne ve babalar çocuklarını televizyonlardan kurtardılar ama kendileri bağlandılar bu sefer, hemen her akşam birbirinden ifrit filmlere.
Sorun bitti ve bizler çocuklarımızı dersleri başına çekebildik, güya sokaklarda kol gezen tehlikelerden koruyabildik mi? Hayır. Televizyon sonrası bizi ve çocuklarımızı bu sefer bekleyen tehlike bilgisayarlardı. Televizyondan sonra bilgisayarların zararlarını anlatmaya, bir bir döktürmeye başladık çocuklarımıza. Evlerimize, çağın, teknolojinin son buluşu olan bilgisayarları aldık ve onlara bilinçli kullanıcı olmanın yollarını anlatmaya çalıştık. Kendimiz şuurumuzu kaybedercesine bilgisayara bağımlı hale gelirken çocuklarımızı korumaya çalıştık.
Evlerde anne babalarının dırdırından bıkan çocuklar kendilerini internet kafeye attılar. Her gün değişik oyunlar icat edilen bilgisayar dünyasından kopmak öyle kolay değildi elbette. Bir anda ülkenin en ücra köşesine, en olmadık yerlere bile yerden pıtrak gibi biten internet kafeler açıldı. Okullardan kaçan çocukların için buralar birer buluşma, vakit geçirme ve eğlenme merkezleri haline geldi.
Şimdilerde devletin sık kontrolleri sonucu internet kafeler kendilerine çeki düzen verdi. Kurallara uymayan, izbelik şekilde çalışanların çoğu kapanırken sayıları da oldukça azaldı.
Peki, günümüze gelecek olursak, şimdi tehlike ne? Elbette ki fonksiyonel olarak son model bir bilgisayarı aratmayan cep telefonları. Sizler de pek çok kez şahitsinizdir, çevrenizdeki insanların cep telefonlarına olan aşırı bağlılığına. Evlerde, kafelerde, lokantalarda, tramvaylarda, dershanelerde, okullarda, sokakta, caddede… Tabiri caizse yaşamın olduğu hemen her yerde… İnsanlar hemen yanı başındaki arkadaşıyla bile nerdeyse cep telefonu üzerinden konuşacak hale geldi. Göz teması yok, konuşma yok, kullandığı cümleler sınırlı, kavram haznesi on üzerinden bir. Bunun için sadece gençleri suçlamaya da gerek yok, büyükler de bile bir bağımlılık söz konusu.
Oturup size uzun uzun cep telefonlarının sakıncalarını sıralayacak değilim. Bunu herkes biliyor. Benim burada vurgulamak istediğim şey şu; çocukların, gençlerin, uzun mücadeleler sonucundan sokaktan alınıp evlere tıkılması sürecinde gelinen nokta. Eskiden çocuklarımız hiç değilse sokaklarda kendi aralarında değişik oyunlar oynarlar, iletişim kurarlar, hareket ederler, koşar, eğlenir, enerji tüketirlerdi. Ama ya şimdi? Teknolojinin esiri olmuş, baktığımız zaman kendimizin bile tanıyamadığı çocuklarımız.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
