DOLAR49,45
EURO55,62
BITCOIN4.033.463
14° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 619 okunma

Değerlerimizi Anmak…

Doğumunun 110. Yılı vesilesiyle bu günlerde Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK yurt içinde, pek çok şehirde, birbirinden farklı STK(Sivil Toplum Örgütü)lar tarafından değişik etkinliklerle anılıyor, anılmaya da devam ediyor. Bu

Doğumunun 110. Yılı vesilesiyle bu günlerde Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK yurt içinde, pek çok şehirde, birbirinden farklı STK(Sivil Toplum Örgütü)lar tarafından değişik etkinliklerle anılıyor, anılmaya da devam ediyor. Bu işe gönül vermiş, dert edinmiş, harekete geçmiş kim varsa hepsine de öncellikle şahsım adına teşekkür etmek istiyorum.
Sadece Necip Fazıl için değil, zamanı geldiğinde ebediyete intikal etmiş diğer kültür insanlarımızın da anılması, hatırlanması, genç kuşaklara tanıtılması açısından bu işin elzem olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, sadece vefat etmişleri değil, yaşayan kültür çınarlarımızın da anılması gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Zira ölmeden önce hakkı teslim etmek, onurlandırmak, hizmetlerinden dolayı teşekkür etmek, sanırım oldukça güzel ve manidar olsa gerek. Bu manada gerek yerli ve gerekse ulusal pek çok kültür insanının, dile getirmese de bunu içinden geçirdiğini adım gibi biliyorum. Ölmeden önce birikimlerinden yararlanmak, hizmetlerinden dolayı teşekkür etmek, vefa borcunu ödemek adına, bu neden yapılmaz, anlamıyorum.
Vurgulamak istediğim başka bir mesela şu; Değerlerimizi besleyen düşünce, kültür, sanat ve fikir adamlarımızın anılmasının sivil insanlar, STK’lar eliyle yapılıyor olması, kanaatimce aliyyül ala. Bu, değerlerimize toplumun, duyarlı insanların sahip çıktığı anlamına geliyor. Resmi kurumlar tarafından yapılan anma etkinliklerine katılım çok olsa da, çoğunun içi boş. Çünkü, bir devlet büyüğü programa katılıyor diye bürokratların, çalışanların hemen hepsi bir anda o salonu hınca hınç dolduruyor. Gönüllü mü geliyor, yoksa devlet büyüğüne şirin görünmek için gönülsüz mü geliyor, belli değil. Ne yazıktır ki, bu manzaralara zaman zaman şahit oluyoruz. Hatta, devlet büyüğü başka bir programa katılması gerektiğini bahane gösterip programdan ayrıldığı vakit, bürokratların çoğu da onunla birlikte ayrılınca salon bir anda boşalıveriyor. Oysa atalarımız ne demiş, gönülsüz içilen aş ya baş ağrıtır ya da diş. Ardından program basmakalıp içerikle sonlanırken, kimse de bir şey anlamıyor. O etkinliğe gerçekten katılmak isteyenlere icabında yer de kalmayabiliyor. Bu bir sıkıntı.

Bu manada özellikle kültür programlarının devlet eliyle değil de, daha çok STK’lar aracılığıyla yapılıyor olması, gönüllülük oranını ölçmek anlamında bence çok önemli. Devlet eğer bir iyilik yapacaksa, STK’lar eliyle yürütülecek bu tür programlara destek olma yolunu seçmeli, takip etmelidir.

Diğer mesele, kültür insanlarımızın anılmasının güzelliğidir. İşin gücün yoğun olduğu, meşakkatin had safhaya çıktığı bir zamanda bu tür programları düşünmek, bunu kendine dert edinmek, çaba göstermek, yaşamının önceliği haline getirmek, duyarlılığın yüksek olduğunu göstermesi açısından çok önemlidir diye düşünüyorum. Hele hele geleceğimizin teminatı olan gençlerin bu tür programların içinde olması, görev alması, kanaatimce ayrı bir güzellik.
Çarşıda, pazarda, caddede, sokakta, alışveriş merkezlerinde başıboş gezen gençleri görünce üzülüyor, ülkemin geleceği açısından korkuyorum. Ama diğer taraftan bu tür organizasyonlarda, sosyal faaliyetlerde çalışan, koşuşturan gençleri de görünce seviniyor, bu kez de geleceğimiz adına ümitleniyorum.
Hele üniversite gençliğini, o kadar ders yoğunluğuna rağmen böyle bir şuur içinde, koşuşturmacada görmek, ayrı bir keyif veriyor bana. İki evlat sahibi bir baba olarak bu tür organizasyonlarda, anma etkinliklerinde, kültürel çalışmalarda kendi çocuklarımın da olması şahsıma mutluluk veriyor.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.