BIST11.722
DOLAR49,45
EURO55,62
ALTIN6.633
BITCOIN4.054.869
14° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 319 okunma

Demokrasi ve milli irade

Başbakan Erdoğan son konuşmalarında aynı kelimelerle ‘değişim ve demokratikleşme’ üzerinde duruyor. Son üç konuşmasında da “Ankara’ya teslim olmadık” ve “Değişim ve dönüşümü gerçekleştiriyoruz” dedi. Değişim ve dönüşümün

Başbakan Erdoğan son konuşmalarında aynı kelimelerle ‘değişim ve demokratikleşme’ üzerinde duruyor.
Son üç konuşmasında da “Ankara’ya teslim olmadık” ve “Değişim ve dönüşümü gerçekleştiriyoruz” dedi.
Değişim ve dönüşümün hangi yöne, Sayın Erdoğan’ın deyişiyle ‘götürüldüğü’, yapılan işin amacı hakkında fikir verebilir ama anlaşılmıyor!
Yönünü anlayabilsek, nereye gidilmek istendiğini biliriz; böylece yolu görebilir, olabilirliği üzerinde düşünür, karar verebiliriz!
Gidişin yönü hakkında kesin kanıya sahip çok dostum var. Onlara göre, bireye özgü yaşam tarzına karışılmak istenmektedir; iktidarın her girişimi bireye karışma planının bir parçasıdır!
Hatta her şeyin bittiğini söyleyenler bile vardır!
Ben, kanıt bulunmadan hükme varmayıp, yapılanları dikkatle izleyip, her atılan adımı yorumlamayı doğru görüyorum.
Demokratikleşme çabaları
Bugün Sayın Erdoğan’ın sözleri ve son günlerde yapılanların özellikleri üzerinde durmak istiyorum.
Sayın Erdoğan iki hafta önce, “AK Parti’nin temel misyonu, milletin iradesi yönünde değişimi ve demokratikleşmeyi gerçekleştirmektir” demişti. Cümledeki temel belirleyici, ‘milli irade yönünde’ deyişidir. Beş gün sonra ise ‘milletin iradesi yönünde dönüşüm’den bahsetti.
Başbakan son grup toplantısında da ‘milletle birlikte’, ‘Türkiye’yi en ideal anlamda ileri demokratik standartlara kavuşturmanın mücadelesi’ni yürüttüğü iddiasını yine dile getirdi. Şöyle diyordu: “Biz geri dönülemez bir değişimi, bir dönüşümü, aydınlık yarınlara kapı aralayan bir süreci cesaretle götürüyoruz.”
Bu sözleri, çıplak ‘demokrasi ve dönüşüm’ tanımından başka yerlere taşıyarak yorumlamak mümkündür. Özellikle demokrasinin evrensel ve dönüşümün pozitif ölçüleri yerine ‘milli irade’ ölçüsü konulması, doğrusu duraksamama neden oluyor.
Milli irade, halkın uzun bir süreçte birçok etkiyle oluşmuş, belli bir gündeki kararını ifade eder; onun devamlılığı, değişmezliği yoktur.
Bir ülkede demokratik kuralların gelişmesi, değişebilir milli iradeye bağlanabilir mi? Milli irade kararını kim nasıl anlayıp yorumlayacak?
Diğer yandan, yerleşmiş kanılar ve o kanıların beslediği duyguların, demokrasinin ölçülerini belirlemesi üzerinde de durulmalıdır.
Demokrasi kurallarından geri dönülmesini isteyenler, gerekçelerini kolaylıkla milli irade yorumlarında bulabilir ve görüşlerini “Milli irade böyle istiyor” söylemiyle savunabilirler!
İfade özgürlüğü
Demokrasiyi herkesin yaşamına göre kazandığı görüşlerle, bu örnekleri birleştirerek desteklemek çıkar yol değildir; böyle bir çabanın, halk arasında yeni ayrılık tohumları ekmekten başka sonucu olmaz.
Demokrasi, binlerce yılda gelişmiş bir anlayışın adıdır. Onu savunmak gerekiyorsa halkın bu güne kadar çektiklerini ve yaşamını anlatmak yeterlidir.
Her yöne çekilen tanımlar terkedilmeli
Yıllardan beri ifade ve örgütlenme özgürlüğünde gerçek adım atmayanların, “Keşke elimizde şöyle bir sihirli değnek olsa” diye hayıflanması inandırıcı olmuyor.
Sırası gelmişken tekrarlayayım; açılmış davaların ertelenmesi, basın özgürlüğünü genişletmek değildir. Ceza Kanunu’nda, her yöne çekilen kelime ve kavramlarla suç tanımı terk edilmelidir.
Başbakan ve Adalet Bakanı’nın demokratik gelişme için, herkesin aynı anlayacağı kelimelerle ne düşündüklerini açıklamaları zamanı gelmiştir. Ne zaman ne yapılacaktır ya da ne yapılmayacaktır?

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.