Dersim dört dağ içinde
Yıllardır içeriğini ana hatları ile bildiğimiz Dersim olayları son günlerde yeniden siyasetin ve medyanın gündemine taşınmıştır. Özellikle alevi ve sol kesimin sürekli olarak kendi gündemlerinde tuttuğu ve yer yer Türkiy
Belki Usul ve usluba itiraz edilebilir ancak, her şeye rağmen umudu taze tutmak lazım. Bir dönemin hukuk dışı ve karanlıkta kalmış eylemlerinin gün ışığına çıkartılarak deşifre edilmesi çabaları, bu ülkede bir şeylerin değiştiğinin ifadesidir. Sayın Başbakanımızın sol ve alevi kesime mal edilmiş dersim argümanını sahiplenip, devlet adına özür dilemesi önemli bir açılımdır. Aynı hassasiyetin o dönemde yaşanmış başkaca haksızlıkların ortaya çıkartılması hususunda da gösterileceğine inanıyorum. Mesela Erciş Zilan deresi olayları, Şey Sait olayları v.s…
Dersim olaylarına ilk başta anlamsız bir tepki veren CHP lideri Kılıçdaroğlu bu hatasını erken fark edip hatasından dönmeye çalışırken bu seferde mantıklara ziyan bir teklifle kamuoyu önüne çıkmıştır. Tüm arşivler açıklansın gibi mantıklı bir cümlenin sonuna Dersimlilerin arsaları da iade edilsin gibi, gerçekçi olmayan bir yaklaşımdır. Anlaşılan o ki CHP anlamsız bir şekilde suçluluk psikolojisi içerisine girmiştir. Oysa geçmişteki hataları ortaya koymak büyük bir erdemdir.
Bugün ülkedeki sağ veya sol cenahtaki bir çok kişinin ailesi bir zamanlar CHP’li idi. Bu açıdan bakıldığında Kılıçdaroğlu’nun suçluluk duygusu çok anlamsızdır. Dersim olaylarına bakış açısından sonra CHP’nin, Şeyh Sait isyanından sonra Urfa ve Diyarbakır civarlarından gelen Kürt ahalisi ile ilgili çözüm önerisi nasıl olacak çok merak ediyorum. Bence tüm siyasi liderlerin gerek dersim ve gerekse diğer olaylardaki en büyük samimiyet sınavı yeni anayasa yapma sürecinde belli olacaktır. Ülkeyi bütün renkleri ile kucaklayacak, farklılıkları zenginlik olarak gören bir paket ile kamuoyu önüne çıkmalıdırlar. Siyasi bir yarış olacaksa en büyük yarış bu noktada olmalıdır.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
