EKONOMİDE "U" DÖNÜŞ MÜ !?
YEREL SEÇİMLERE HAZIRLIK MI !? Haziran ayına14-28 Mayıs 2023 seçim yenilgileri sonrası, Millet İttifakı partilerinin ve seçmenlerinin birlikte yaşadıkları travma ile baş etme ve sonrasında da özellikle ittifakın iki büyü
YEREL SEÇİMLERE HAZIRLIK MI !?
Haziran ayına14-28 Mayıs 2023 seçim yenilgileri sonrası, Millet İttifakı partilerinin ve seçmenlerinin birlikte yaşadıkları travma ile baş etme ve sonrasında da özellikle ittifakın iki büyük partisi olan CHP ve İYİ Parti'nin hem teşkilatlarından ve seçmenlerinden, hem de kendi yöneticilerinden gelen değişim ve öz eleştiri talepleri ile girdik...
Zira, Millet İttifakı bileşen partilerinin ve şeçmenlerinin beklentisi
farklı idi...
Şöyleki ; demokratik ülkelerde iktidar değişimi için gerekli olan tüm koşullar fazlasıyla mevcut iken, yani başta 3Y'yi(yoksulluk, yasaklar,yolsuzluk)bitirme taahhüdü olmak üzere birçok taahhüt ile gelip, son yıllarda 3Y konusunda dünya arensında şampiyonluklara imza atmıştı. Yıpranmış ve ülke ekonomisini duvara toslatmış olan, hukukun üstünlüğü ve adalet mekanizmasını dejenere etmiş, 21 yıllık Ak Parti iktidarının, ittifak ortakları ile birlikte TBMM'de salt çoğunluk üzeri milletvekili çıkarması ve Sn.Cumhurbaşkanı'nın yüzde 52 oy oranı ile "3.kez" seçilmesi değildi Millet İttifakı'nın beklediği...
Ve iktidarın iş başında kalabilmesi için, muhalefetin gerçekten "vahim"denebilecek hatalar yapması gerekiyordu.
Ki; muhalefet malesef akla ziyan hatalarla iktidarın 14-28 Mayıs 2023 seçimlerinde güven tazelemesine omuz vermiş oldu.
Hal böyle iken diğer tarafta ise seçimleri kazanan Cumhur İttifakı partileri, seçmenleri ile birlikte adeta savaşta büyük bir zafer kazanılmış edası ile yurdumuzun dört bir yanında kutlamalar yaparken, ilimiz Cumhuriyet Meydanında Ak Parti Kayseri İl Başkan Vekilinin tekbir sesleri ile bezenmiş zafer konuşması, herhalde dikkat çekici olmakla birlikte, zihin kodlarının tezahürü minvalinde de kaygı verici bir konuşma olsa gerek...
Neyse, biz bu kısa girizgah sonrasında "VAKTİ GELMİŞ DEĞİŞİMİN ÖNÜNDE DURULAMAZ" diyen, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sn.Ekrem İmamoğlu'nun başını çektiği ve CHP tabanında da destek bulan değişim talebini ve İYİ Parti'nin 24 Haziran 2023 tarihli 3.Olağan Kurultayı'nda Genel Başkanı Sn.Meral Akşner'in özellikle parti içine yönelik olduğunu tahmin ettiğim ve son derece sert, duygu yüklü konuşmasını da bir tarafa bırakarak, asıl önemli olan konu başlığımıza dönelim...
Beklendiği üzere geçtiğimiz haftalarda bakanlar (parlamenter sistemde olduğu üzere "Bakanlar kurulu ya da Kabine Üyeleri"diyemeyiz, çünkü birlikte karar almıyorlar ve sorumlulukları da TBMM'ne değil, kendilerini tek imza ile atayan Cumhurbaşkanı Sn.Erdoğan'adır)bakan yardımcıları atandı.
Merkez Bankası(MB)ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu(BDDK)Başkanı da hemen hemen eş zamanlı olarak atandı.
Tabii, kamu bürokrasisinde muhtemelen yeni atamalar da olacaktır.
Bilindiği üzere, Hazine ve Maliye Bakanı olarak atanan Mehmet Şimşek, seçimden önce bakan olması için kendisine bizzat Sn.Cumhurbaşkanı tarafından yapılan ısrarlı teklifleri reddetmişti. Bu kararının arkasında muhtemel ki; Sn.Erdoğan ile rasyonel politikalar uygulamanın zorluğu ve belki de seçimi de kazanamayacağı varsayımı ağır basmıştı !
Lakin, seçim kazanıldı ve yeniden baskıya varan ısrarlı teklifler nihayetinde görevi kabul etmek zorunda kalan Mehmet Şimşek'in, bakanlık koltuğuna oturduktan sonra, "Türkiye'nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır. Kurala dayalı bir Türkiye ekonomisi özlenen refaha ulaşmamızda önemli olacaktır. Makro finansal istikrarı önceliklendireceğiz" şeklindeki ilk açıklaması oldukça manidardı.
Ve bu söylem aynı zamanda iktidarın son yıllarda inatla devam ettirdiği absürt, irrasyonel yani, akıl-mantık ve iktisat bilimi dışı uygulamalarının ülkeye verdiği zararın da itirafı mahiyetindeydi...
Ve aynı zamanda Türkiye'nin yeniden enflasyon canavarının hortladığı, döviz kurlarının patladığı, paramızın pul olduğu, geçim sıkıntısının tavan yaptığı, gelir dağılımı adaletsizliğinin ve huzursuzluğun arttığı, anne karnındaki bebekten, hasta yatağında ilaca ihtiyacı olan yaşlılarımıza kadar, hepimizin hayatını gittikçe zorlaştıran devasal sorunlarla boğuştuğu bir ülke olduğunun da
teyidi idi...
Dolayısıyla, gerek Sn.Mehmet Şimşek'in, gerekse TC Merkez Bankası'nın ilk Kadın Başkanı olan Hafize Gaye Erkan'ın(bir kadın olarak kendisi ile gurur duyduğumu ifade etmeyi borç bilirim)en önemli ve öncelikli hedefi toplumumuza yakıcı ve yıkıcı zararlar veren enflasyonu düşürmek/TL'yi pul olmaktan kurtarmak/paramızın alım gücünü yükseltmektir.
Zira, enflasyon kötü huylu habis/ur gibidir. Vücuda yayıldı mı ölüme götürür. Yani toplumsal ahlakı, huzuru, sosyal adaleti, güveni, öngörülebilirliği yok eder.
Yüksek faiz de iyi bir şey değil tabii. Ve de ideal olan, gelişmiş ülkelerde olduğu üzere, hem enflasyonun hem de faizin düşük seviyede olmasıdır.
Fakat, Sn.Cumhurbaşkanı'nın ifade ettiğinin tersine "enflasyon sebep, faiz sonuçtur". Dolayısıyla sonucu ortadan kaldırmak için sebebi yok etmek gerekiyor.
Ve mevcut durumunda "Nas Ekonomisi" çökmüştür...
Uygulanan ekonomi politikalarının“Nas” ile ilgisi de yoktu zaten.
Çünkü, faizin şu kadarı haram, bu kadarı helal diye bir şey de yoktur.Yüzde 8.5 de olsa yüzde 15 ya da yüzde 95'de olsa fark etmez, İslam’da faiz haramdır.
Biz de şeriatla yönetilen bir ülke değiliz...
Çağdaş dünyaya entegre olmaya çalısan, iktisat bilimi çerçevesinde ekonominin gereklerini uygulamak zorunda olan,TC Devletinin Kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün istikameti olan
"çağdaş muassır medeniyet seviyesine ulaşma" hedefinde ilerleyen bir ülkeyiz. Ki; Ak Parti/ Sn.Erdoğan'ın 21 yıl önce iktidara geliş taahhüdü de aynı minvalde idi !
Lakin, son yıllarda başta para politikası olmak üzere,iktidarın yanlış ekonomi politikası, uygulamaları ile "mış gibi" yaparak, sürekli dejavu yaşatmak biz vatandaşları çok yormuştur...
Hal böyle olduğu için Sn.Mehmet Şimşek ve Sn. Gaye Erkan "rasyonel zemine dönme" umudumuzu yıkmamalıdır. Aylardır raydan çıkmış yani, rasyonel zeminde olmayan siyasilerin yerel seçim kazanma hevesine/popülist politikalarına fırsat vermemelidir.
Fakat, Merkez Banakası'nın yüzde 8.5 olan haftalık repo faizinin 6.5 puan arttırılarak, piyasaların beklentisinin çok altında yüzde ancak 15'e çekilebilmesi, gücün ve karar mercinin Sn.Şimsek ve Sn.Erkan değil, hala siyasetin yani Sn.Cumhurbaşkanı ve çevresindekilerin elinde olduğunu ve de seçim ekonomisine erkenden geçiş yapıldığının ilanı olarak okunduğunu ifade etmekte beis yok diye düşünüyorum...
Tabii, faiz birden 15-20 puan artsın diyen yok.
Fakat, ülkemizin döviz ihtiyacının bu kadar elzem olduğu kritik dönemde, faizin buradan nereye gideceği hakkında belirsizlik olması, özellikle dış yatırımcılar nezdinde nasıl algılanır, orası meçhul !
Daha da vahim olan ise ; faiz konusunda bu denli cesaretsiz olan ekonomi-finans-para politikası kurmaylarının/teknokratların çok daha zor olan yapısal sorunlarımızla baş etme potansiyelinin/niyetinin/cesaretinin, yatırımcılar tarafından sorgulanma ihtimali olsa gerek !
Dolayısıyla, Merkez Bankası'nın politika faizini arttmada ortaya konan tavrın, yaşadığımız ekonomik krizin çözümüne yönelik rasyonel politikalara dönüş yani, ekonomi de "U"dönüş yerine, iktidarın yerel seçimlere kadar zaman kazanmaya yönelik "vitrin düzenlemesi" hedefine hizmet eden palyatif uygulamalar diye okuyan uzmanlarla benzer düşüncedeyim.
Fakat yanılmayı da çok isterim. Çünkü gerçek bir vatanperverim ve
bu ülke hepimizin...
Hayırlı Bayramlar...
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
