GERÇEK NE?
Uyandığımız günün sabahında zannetmiyorum ki güzel bir haberle uyanalım. İnsanlar evlerinde, işlerinde hep tedirgin çağımızın hastalığı stresle yaşıyorlar. Kin ve intikam duyguları ile insanlar bir birine düşüyor. Sahi p
Uyandığımız günün sabahında zannetmiyorum ki güzel bir haberle uyanalım.
İnsanlar evlerinde, işlerinde hep tedirgin çağımızın hastalığı stresle yaşıyorlar.
Kin ve intikam duyguları ile insanlar bir birine düşüyor.
Sahi paylaşılmayan ne ki?
Kimileri hayatları pahasına temsil ettiği kişilerin hakkını aramak isterken, kimileride güneşi balçıkla sıvamaya çalışıyorlar.
Öyle ki;
Ülkenin gündemi maazallah saniyede değişi veriyor.
Ya da değiştiriliyor;
Geçtiğimiz günlerde Kayseri gündemine ve Türkiye gündemine adeta bomba gibi düşen Şeker operasyonu çerçevesinde Kayseri Şeker Fabrikası Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Ali Özışık ve 30 kişi değişik illerde eş zamanlı operasyonlarla gözaltına alındılar.
Konu hakkında kısa açıklama yapan Kayseri Emniyet Müdürü Cuma Ali Aydın gözaltı sayısının değişebileceğine dikkat çekerek Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığının talimatı ile Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden gelen özel ekiplerin operasyonla ilgilendiğini dile getirdi.
Yalnız kamuoyunda soru işareti olan husus ise Kayseri değil de neden Ankara?
Ama bir gerçek var ki ulusal ve yerel yazılı basında, görsel basında çıkan haberleri yakından takip ediyorum.
Herkes kendi penceresinden bir şeyler karalayıp duruyor.
Evet, karalıyor diyorum.
Çünkü kimileri karalıyor kimileri ise olan biten ne varsa resmi ağızlardan onu yazıyor.
Gerçi resmi olarak bir açıklamada yok çünkü soruşturma devam ediyor ama bazı basın yayın kuruluşları varsayım üzerine sütunlarını karalıyor.
Öyle ki izlediğim okuduğum haberler sanki tek bir elden servis edilmiş haber gibi…
Ya kardeşim el insaf bu değil habercilik, gazetecilik anlayacağınız bir birine benzeyenlerin alayı copy pas…
Sahi ya,
Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Savcılığı, kapsamlı bir araştırma yaparken ve soruşturma devam ederken neden birileri sütunlarını varsayım haberler ile karalarlar ki; bak burada da soru işaretlerim arttı.
Hal böyle olunca gazeteci Saim Yıldızında köşe yazısının sonunda dile getirdiği üzere toplumda kime inanacağız, kime güveneceğiz duygusu yaygınlaştırılıyor.
Ben ise toplumun duyguları ile oynamaktansa soruşturmanın selameti açısından susuyorum sahi susmak, sayfalar dolusu karalayanlara toplumun duyguları ile oynayanlara ve bilgi kirliliği yapanlara en güzel cevap değil mi?
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
