DOLAR49,45
EURO55,62
BITCOIN4.006.647
7° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 164 okunma

Günah keçisi kim olacak?

"Günah keçisi", Yahudi inancına ait bir toplumsal rahatlama biçimi. Her yıl bir keçiye sembolik olarak günahlar yükleniyor ve taşlanarak çöle kovalanıyor. Böylece insanlar bir yıl boyunca işledikleri günahlardan sıyrılmı

"Günah keçisi", Yahudi inancına ait bir toplumsal rahatlama biçimi. Her yıl bir keçiye sembolik olarak günahlar yükleniyor ve taşlanarak çöle kovalanıyor. Böylece insanlar bir yıl boyunca işledikleri günahlardan sıyrılmış oluyor. Günahları yüklenen keçi, insanları tertemiz kılıyor.

 

Kötü olanın açıklanması ve kontrol altına alınması gerekir. Uzakdoğu dinlerinde karanlık aydınlıktan daha önemlidir. Şeytana benzer figürler inancın asıl yükünü omuzlar.

Her toplumun kötü adamlara ihtiyacı var. Hatta iyi adamlardan daha çok. Kötüler olmazsa iyilerin kıymetini kim bilecek? Ahlâksızlar olmasa ahlâkın, doğruluğun değeri nerde kalacak? Başarılı filmlerin ikna edici olması gerekir. İhtiyacınız olan, inandırıcı bir kötü adamdır. İyi adamlar beş aşağı beş yukarı birbirine benzer. Bir senaryoyu parlak kılan, oluşturduğu kötü adamdır. Dikkat edin beğendiğiniz filmler veya diziler hep kötü adam konusunda orijinal olanlardır.

Günah keçisi, rekabetin olduğu toplumsal ve siyasal alanda daha derin bir ihtiyaç olarak karşınıza çıkar. Hep tekrarlanan bir gerçek: 28 Şubat heyulası olmasaydı AK Parti ve lideri iyi adam rolüne soyunabilir miydi? Türkiye'nin yaşadığı son on yıl banka hortumcularının, komplocu darbecilerin, patrona bağlılık yemini etmiş gazetecilerin gölgesi altında şekillendi. Kötüler ve kötülükler hâlâ çok uzakta değil. 12 Eylül davası başladığında, 28 Şubat soruşturmasında yeni dalgalar geldiğinde, Ergenekon veya Balyoz davası sanıklarının ses kayıtları ortalığa düştüğünde bu kirli geçmiş dokunacak kadar yakınımıza geliyor.

Ama artık yetmiyor. Bu kirli geçmiş siyasetin günah keçisi ihtiyacını karşılamaya yetmiyor. Darbe ihtimali gündemden uzaklaştıkça iyilerle kötüler arasındaki amansız savaş cazibesini kaybediyor. Daha sağlam bir günah keçisi arayışı başlıyor.

Dünyada cenneti kurmak imkânsız olduğuna göre, birilerinin kötü adam olması lâzım. Bulamazsanız? İcat etmekten başka çare yok.

Türkiye'nin sıcak gündemleri bu ihtiyacın göstergeleri değil mi? Kürtaj tartışmasını alalım. Kürtaj tartışması, Başbakan Erdoğan'ın gündem belirleme gücünün en son örneğiydi. Kılıçdaroğlu ilk defa oyuna gelmedi ve bu gündemi reddetti. Erdoğan istediği anda bir gündemi kapatıp yenisini başlatıyor. Bunun sebebi sanıldığı gibi medya üzerindeki etkisi değil; belirlediği gündeme sazan gibi takılanların tartışma usulü konusundaki zaafları. Başbakan bu zaafları çok iyi biliyor ve ustaca kullanıyor. Sözünün nasıl algılanacağını, nasıl tartışılacağını ve neler söyleneceğini adeta kendisi belirliyor.

Kürtaj, kişinin mahrem özel hayatı ile siyasetin engin bozkırları arasında kesişme alanı en geniş olan konu. Dünyanın her yerinde böyle. ABD'de Cumhuriyetçiler Federal Mahkeme üyelerini sırf kürtaj yasağını yeniden getirmek için değiştirmek istiyorlar. Her ülke ikiye bölünmüş vaziyette. Katolik inancının yaygın olduğu ülkelerde ise daha da ilerde. Kürtajı savunanların düştüğü hata ise kendilerini bu tartışmaların üzerinde mutlak hakikati temsil eden taraf olarak görmeleri. Peki günah keçisi bu tartışmada hangi tarafta duruyor?

Kadın örgütleri doğal olarak ayaklanıyor. AK Parti geleneksel aile değerleri ile bir devletin nüfus politikası arasında bağlar kuruyor. Tartışmanın cazibesi, iki tarafın da karşısındakini bir günah keçisi olarak açık hedef haline getirme yeteneğinden geliyor. Kimin keçisi daha sağlam, kimin taşları daha isabetli?

Demokratlar ve muhafazakârlar ayırımı, tam da kürtaj tartışmasına bire bir oturan, yeni günah keçileri arayışı hakkında açık bir fikir veriyor. Düzlem farkı gözden kaçıyor. Birincisinde bir tek keçi, allanıp-süsleniyor ve çöle taşlanarak kovalanıyor. İkincisinde ise birikmiş taşlar şeytana atılıyor; doğrudan şeytan taşlanıyor.

Günah keçisi taşlamanın dayanılmaz cazibesinden kurtulmak mümkün mü? Sevgili İhsan Dağı'nın attığı taşlar hedefi buluyor mu? Nasıl olsa demokrasi var. Demek ki enine boyuna tartışabiliriz.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.