DOLAR49,45
EURO55,62
BITCOIN4.006.647
7° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 620 okunma

Haklı olma hastalığı…

İlginç bir toplum olduk vesselam. Öğrencilerimden birine davranışının yanlış olduğunu söylediğimde, “ne olmuş ki hocam!?” diye umursamaz bir şekilde cevap vermez mi..? Yapmış olduğu hareketin yanlış olduğunu anlatmak içi

İlginç bir toplum olduk vesselam. Öğrencilerimden birine davranışının yanlış olduğunu söylediğimde, “ne olmuş ki hocam!?” diye umursamaz bir şekilde cevap vermez mi..? Yapmış olduğu hareketin yanlış olduğunu anlatmak için dakikalarca dil dökmüş olmam bile onu ikna etmeye yetmedi. Hala haklılığında diretiyor, inat ediyor. “Ama…” diye başlayan ve kendince haklı olduğunu ispatlamaya çalışan bir sürü saçma, mantıksız cümleler kuruyor. Aslında gerekçelerine kendi de inanmıyor lakin sonuçta haksız olma çekincesi onu böyle çenesi düşük yapıyor.

Trafikte, sola döneceği halde yolun sağında durup arabayı tam önüme kıran şoföre hareketinin yanlış olduğunu söylemeye çalıştığımda ukala ukala, “ne var yani, sen de biraz dikkat etsen bir şey olmaz” cevabıyla karşılaşıyorum. Uyarım umurunda bile değil adamın. Bırakın özür dilemeyi, bir de haksız ve suçlu çıkartmaz mı beni, inanılır gibi değil. Bildiği tek şey bas bas bağırmak, yüksek tonajdan konuşmak, karşısındakinin sesini bastırmak…

Bilet kuyruğuna en son geldiği halde en öne geçip sıradakilerin hakkına tecavüz eden vatandaşı uyardığımda, tehditvari bir şekilde “senden başka itiraz eden var mı kardeşim, ne olmuş yani” diye cevap veren bir insana ne dersiniz? Ne derseniz deyin, yine de boş tabi anlamayana/anlamak istemeyene…

Örnekleri çoğaltabilirim. Toplum olarak anlaşılmaz, çekilmez bir noktaya doğru ilerlediğimizi görüyorum ne yazık ki. Kimse yanlışlığını kabul etmek istemiyor. Olaylar karşısında herkes kendini haklı görüyor. Yüzde yüz hatalı bile olsa hemen haklılık gerekçelerini saymaya başlıyor bir bir. Gördüğüm kadarıyla pek çok insanda “haklı olma” veya “altta kalmama” hastalığı peyda etmiş vaziyette. Sanki her konuda haklı olmaya mecburuz...

Haklı olmak erdem, haksız olmak utanç verici olduğu düşünülerek kimse haksız olmaya yanaşmıyor. Yanlışı kabul etmek, özür dilemek, yanlıştan ders çıkartmak aynı zamanda bir erdem değil mi? Yıllarca, taaa ilkokuldan beri çocuklarımıza, gençlerimize insanlık adına öğrettiğimiz ana ilkelerden birisi değil mi?

Ne yazık ki özellikle gençlerimizde bir haller var. Zaman zaman gerek sivil hayatta, gerekse okulda gençlerin tartışmalarına denk geliyorum. Olaylar karşısında haklılık konusunda ortaya koydukları mantıklı(!)gerekçeleri duyunca, inanın aklım duracak gibi oluyor. O kadar mantıksız, içi boş gerekçeler buluyorlar ki yaptıkları yanlışlara, “ne cevap verilir” diye tıkanıp kalıyorsunuz. İnanın cevap vermek için aradığınız kelimeler, dünyanın en zor bilmecesinden daha çok araştırmak gerekiyor. Mantıklı cümleler bekliyorsunuz karşınızdan, cevabınızı da ona göre ayarlıyorsunuz. Ama bir de bakıyorsunuz ki, o kadar mantıksız cevaplar geliyor ki haksız taraftan, ne cevap vereyim diye apışıp kalıyorsunuz.

Sözü fazla uzatmaya hacet yok; her zaman haklı olmaya mecbur değiliz. Haklı olmak adına mantıksız, saçma cevaplar üretmek, bizi ancak komik ve güç duruma düşürüyor, biline…

Yanlışlığını kabul etmeyen kişi, hayattan tecrübe de kazanmıyor demektir. Hayattan tecrübe kazanmayan kişinin ise ne yazıktır ki yaşamda başarılı olması mümkün değildir.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.