Harika iki gün…
Son kitaplarımın çıktığı Nar yayınlarının iki günlük daveti için Yalova’ya, içinde Bestami YAZGAN, Yusuf DURSUN, Mustafa ÖZÇELİK, Duran ÇETİN, Mahmut BIYIKLI, Orhan BİLİR, Mustafa Ökkeş EVREN, Zaman kitaptan Yusuf ÇAĞLAR
Son kitaplarımın çıktığı Nar yayınlarının iki günlük daveti için Yalova’ya, içinde Bestami YAZGAN, Yusuf DURSUN, Mustafa ÖZÇELİK, Duran ÇETİN, Mahmut BIYIKLI, Orhan BİLİR, Mustafa Ökkeş EVREN, Zaman kitaptan Yusuf ÇAĞLAR gibi pek çok yazarın da bulunduğu bir davetteydim. Çocuk ve genç edebiyatının dünü, bu günü, yarını, sorunları ve çözüm yolları üzerine tartışmalar, fikir jimnastikleri yaptık. Öncelikle belirtmek isterim ki, şahsım için oldukça verimli, ufuk açıcı, geleceği daha rahat görücü geçti bu iki günlük toplantı. Zihin heybemi, nefesimin son anına kadar sürecek yazma yolculuğum için doldurduğuma inanıyor, Anadolu’da yaşayan ve üreten bir yazar olarak bu tür birlikteliklerin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Yüreğimi de boş bırakmadım bu arada. Orayı da gelecek adına ümitlerle, heyecanlarla doldurdum. İnanın, kendimi zahir de yolculuk yapmış bir derviş gibi hissediyorum desem, yalan olmaz hani.
Daha önce bu tür toplantılara, etkinliklere bir kaçkez katıldım. Ne yalan söyleyeyim, o toplantılar daha ziyade bir tatil modunda geçmişti, bolca eğlenmiş, gülmüş, güzel günler geçirmiştik. Ama Yayınevi sahibimiz Tayfur ESEN Bey’i bu tür toplantılar konusunda oldukça hazırlıklı, donanımlı, tartışmayı yönlendirme konusunda pek mahir gördüm. İki gün boyunca üst üste ve pek çok kez gerçekleşen toplantılarla çocuk ve genç edebiyatında neredeyse iğdiş edilmedik, tartışılmadık konu bırakmadık. Yazarlar konuyla ilgili olarak fikirlerini beyan ettiler, yaşadıkları tecrübelerini anlattılar, fikirler ileri sundular, bunlar da tartışıldı. Sonuçta; değişik ve birbirinden farklı pek çok proje ortaya çıktı. Normalde o kadar süre bir insan için sandalyede saatlerce oturmak yorucu ve yıpratıcı olması gerekmesine, gece geç saatlerde toplantılar bitmesine rağmen şahsım adına güzeldi, verimliydi.
Çocuk ve genç edebiyatı, nüfusu daha çok çocuk ve gençlerden oluşan ülkemiz adına bir şans olduğu kadar, henüz yeteri kadar da doldurulmamış bir alan gördüğüm ve anladığım kadarıyla. Evet, bu alanda yazan pek çok yazar, edebiyatçı arkadaşımız var ama hala yetersiz ve kalite konusunda gelişmeye, ilerlemeye, yeni kalemlere açık bir alan. Halbuki okumaya en meyilli yaş grubu çocuklar ve gençler. Üstelik de sayıca diğer yaş gruplarından oldukça fazla. Eğer ki bu yaş grubu içindeyken aileler çocuklarına okuma sevgisi verebilirse ne ala, yoksa, bir daha gerçekleşmesi çok zor. Sonra, okuma sevgisinden mahrum bomboş bir hayat onları bekliyor demektir.
Bu korkunç bir şey. Kitaplı bir ümmetten, okumayı sevmeyen bir millet. Cümlenin kendisi bile ne kadar itici değil mi?
Dünya edebiyatına baktığımız zaman Türkiye olarak daha çok fırın ekmek yememiz gerektiğini anladım bu iki günlük toplantıda. Mesela; evrensel bazda hala isim yapmış bir çocuk ve genç edebiyatcmız yok. Ülke nüfusumuz o kadar genç iken, hadi daha da ileri giderek söyleyeyim, ortada aç bir pazar varken, bu alanda hala uluslararası bazda bir yazarımızın olmayışı, kalem oynatanların sayıca az olması sıkıntılı. Bu alanda tespit edilmesi ve üzerine gidilmesi gereken o kadar çok eksiklik var ki, bugünden başlasak zannımca en az on yıl gerekecek gibi.
Evet, işe öncelikle bu alandaki eksikliklerin tespitinden başlamalı, ardından bu eksikliklerin üzerine gidilmeli diye düşünüyorum. Yapılması gereken pek çok şeyi, Nar Yayınları gibi yayınevi sahipleri üzerlerine düşenleri yapıyor zaten. Bu konuda devlet de acilen bir takım çalışmalar başlatmalı, işe önderlik yapmalı, olmuyorsa bu alanda faaliyet gösteren STK’lar ile iş birliğine gitmeli zannımca. Bu benim teklifim.
Bu arada; çocuk ve genç edebiyatı alanında bugünden yarına kalacak ender yayınevlerinden biri de Nar yayınların olacaktır diye düşünüyorum. Bu tür toplantılarla geleceği yoklayan, gördüğüm ve anladığım kadarıyla sadece mensubu olduğum yayınevi de, fikrim bu yüzden.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
