DOLAR49,45
EURO55,62
BITCOIN4.033.463
14° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 628 okunma

Hayallerimiz…

Çocuk ilköğretim yedinci sınıftaydı. Öğretmeni, “büyüdüğün zaman ne meslek sahibi olmak istiyorsun, bir kompozisyon yaz.” diye ödev verdi çocuğa. Bütün gece düşündü, hayaller kurdu çocuk gelecekle ilgili. Ve ne istediğin

Çocuk ilköğretim yedinci sınıftaydı. Öğretmeni, “büyüdüğün zaman ne meslek sahibi olmak istiyorsun, bir kompozisyon yaz.” diye ödev verdi çocuğa. Bütün gece düşündü, hayaller kurdu çocuk gelecekle ilgili. Ve ne istediğine karar verdi. Günün birinde büyük bir at çiftliğine sahip olmak istiyordu. Bu hayalini anlattığı tam yedi sayfalık bir kompozisyonu kaleme aldı bir gecede. Yazarken büyük bir mutluluk yaşadı. Yazdıkça hayallerinin gerçekleştiğini gördü kafasında, mutluluğu daha da bir arttı. Hatta o kadar çok istedi ki at çiftliğini, en ince ayrıntısına kadar da kompozisyonda anlattı. Yetmezmiş gibi düşündüğü iki yüz dönümlük çiftliğin krokisini de tek tek çizdi ödevine. Binaların, ahırların, koşu yollarının, evinin yerlerini bir bir gösterdi.

Ertesi gün bu yedi sayfalık ödevini büyük bir mutlulukla öğretmenine sundu çocuk. Aslında öğretmenine sunduğu bu ödev, çocuğun yüreğinin, heyecanlarının, umutlarının sesiydi, tam not alacağına inanıyordu. İki gün sonra çocuk heyecanla öğretmeninden geri aldı ödevi. O da ne!? Öğretmeni kâğıdın üzerine kırmızı kalemle kocaman bir sıfır yazmasın mı? Şaşırıp kaldı çocuk. Ne olduğunu anlayamamıştı ki sıfırın yanında, “dersten sonra beni gör.” uyarısını gördü. Heyecanını kaybetmiş, umutları kırılmış bir vaziyette doğruca öğretmeninin yanına vardı. “Neden sıfır aldım öğretmenim?” diye merakla sordu. Öğretmen, “Bu ödev senin yaşında birisi için hiç de gerçekçi değil” dedi, “paran yok, gezgin bir aileden geliyorsun, at çiftliği kurmak çok büyük bir para ister. Önce araziyi, ardından da damızlık hayvanlar satın alman lazım, bunu başarman imkânsız. Şimdi, eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu tekrar gözden geçirebilirim.”

Çocuk evine döndü, üzgündü. Uzun uzun düşündü. Ne yapması gerektiğini babasına sordu. “Bak oğlum,” dedi babası,”bu senin için oldukça önemli bir seçim olacak, bu konuda kararını kendin vermeli ve sonuçlarına da katlanmalısın…” Çocuk tam bir hafta düşündü ve ödevinde hiçbir değişiklik yapmadan olduğu gibi öğretmenine yeniden götürdü. Ve öğretmenine şöyle dedi, “öğretmenim, siz verdiğiniz notu değiştirmeyin, ben de hayallerimi…”

Yıllar sonra bu yedinci sınıf öğrencisi çocuk gerçekten de iki yüz dönümlük araziyi satın aldı, üzerine de at çiftliği inşa etti ve bin metrekarelik evinde yaşamaya başladı. Seneler önce öğretmenine geri verdiği ödevi ise, evinin şöminesinin üzerinde hala asılı duruyor…

Yıllar önce mecliste yaşanan bir tartışmayı hatırlıyorum. Meclis kürsüsünde rahmetli Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN vardı, meclis sıralarında ise başbakan Bülent ECEVİT. Erbakan yine bildik üslubu ile üniversitede ders verir gibi konuşuyor ve mealen şöyle diyordu: “Bana hayalci diyorsunuz, anlattıklarıma gülüyor, projelerimin birer hayal ürünü olduğunu söylüyorsunuz. Doğrudur, bunlar benim, ülkem için kurduğum projelerim, hayallerim. Şunu unutmayın ki bir insanın hayali olmazsa umudu da olmaz. Keşke sizlerin de mutlu olacağınız hayalleri, umutları olsa. Hayal dünyası geniş olan insan akıllı insandır…”

Hatırlarsınız, 1960’lar Amerika’sı insan hakları açısından hayli kötüydü. Zencileri insan yerine koymuyorlar, dışlıyorlar, aşağılık muamelesinde bulunuyorlardı. Buna karşı zenci lider Dr. Martin Luther KING milyonlarca Amerikalıya tadı bugün dahi damağımızda bir konuşma

yapmıştı. O tarihi konuşmaya, “Bir Hayalim Var…” diye başlıyordu Dr. Evet, bir hayali vardı ve Barak OBAMA ile bu hayaline bir nebze olsun yaklaşmıştı Dr. KING...

Bu ülkede milyonlarca İmam hatip mezunu gencin yıllarca önü kesildi. Siyasette, kültürde, ekonomide, devletin yüksek kademesinde kimliklerini, geçmişlerini senelerce gizlemek zorunda kaldılar. Onların da bir hayali vardı; devletin en yüksek kademesine kadar gelebilmek, hizmet etmek, insanların kafasında oluşmuş yanlış algıyı kırmak. Görünen o ki başbakan ve cumhurbaşkanı üzerinden bu hayallerini gerçekleştirmiş bulunuyorlar.

Fatih’in hayali Konstantin’i fethederek İstanbul yapmak, tarihin akışına yön vermekti. Bunu daha 12-13 yaşlarında hayal eden Fatih, yirmili yaşlarında fethi başardı. Koskoca sultan olmasına rağmen bu amacı için kimlerle baş etmedi, uğraşmak zorunda kalmadı ki Fatih…

Şunu unutmayalım ki hayaller insanı kamçılayan en önemli öğelerdir. Biz gençlerimize, “hayal kurmayın, hayal perest olmayın, hayatın gerçeklerini görün” diye öğütler verip yasaklarken, elin oğlu hayalden milyarlarca dolar para kazanmaya başlayalı yıllar oldu. Hayal, Amerika’da bir sektör halinde şimdi. Hayallerini dünyaya pazarlıyorlar ve bundan da yüklüce paralar kazanıyorlar. Evet, bir insanın en değerli hazinelerinden birisidir hayali. Hayali olmayan bir insanın, yaşam felsefelerinden biri ve hatta en önemlisi eksik demektir. Şu, gençlerin en çok izledikleri, hayran kaldıkları macera-kurgu filmlerine bir bakın lütfen; Narnia, Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter, Avatar, Süpermen, Batmen… Kabul etmeseniz de bu bir gerçek. Bu filmler gençler tarafından dünyada en çok izlenen, serisi heyecanla takip edilen filmler değil mi? Bu ve buna benzer filmler gişe rekorları kırmıyor mu? Bu filmlerin senaryosu, hikâyesi tamamen hayal ürünü değil mi? Biz dünyaya gerçek kahramanlarımızı tanıtıp pazarlayamazken, adamlar hayallerini gerçek diye satıyorlar, farkında mısınız?

Bir zamanlar, ben daha gençken sinema salonlarını Starwars(yıldız savaşları) ve uzaylı bir yaratığın dünyaya gelişini anlatan E.T türü filmler işgal etmiş, biz de bu harika filmleri ağzımız açık izlemiştik. Hatta birkaç defa birden izlediğimi de hatırlıyorum.

Resim, müzik, roman, hikâye, heykeltıraşlık… Hayal dünyası, kurgusu geniş olanların meslekleridir. Hele bir de hayallerimizi bu sanatlara aktarabilir, göreceli hale getirebilirseniz dünya çapında bir başarıyı da yakalamış oluruz.

Hayal kurun lütfen, hayal kurun… Göreceksiniz ki en mutlu anlarınız, hayal kurduğunuz anlar olacak. Ulaşamadığınız tüm hedeflerinize hayallerinizle ulaştığınızı, mutluluğun doruklarında gezindiğinizi hissedeceksiniz. Sizden başka kimsenin girmediği, giremediği, müdahale edemediği, sadece ama sadece sizin hükümranlık alanınız orası. Lütfen çocuklarınızı hayal kuruyor diye engellemeyin. Bırakın kursunlar. Hayallerini genişletmek, gerçekleştirmek için imkânlar verin onlara.

Göreceksiniz ki kazanan siz ve çocuklarınız olacak…

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.