Hayat devam ediyor…
Unuttunuz mu yoksa, hayat diye bir şey var… Yaşanılan, umut edinilen, mutlu olunan duygular yumağı var… Nedir, ne oluyor Allah aşkına… Farkında değil misiniz yoksa hayatta olduğunuzun… Yoksa, yaşadığınız günler bütün duy
Unuttunuz mu yoksa, hayat diye bir şey var…
Yaşanılan, umut edinilen, mutlu olunan duygular yumağı var…
Nedir, ne oluyor Allah aşkına…
Farkında değil misiniz yoksa hayatta olduğunuzun… Yoksa, yaşadığınız günler bütün duygularınızı öldürerek mi geçiyor üzerinizden. Çok hoş bir müzik sesiyle koltuğunuzda şöyle bir doğrulduğunuz, kulak dikildiğiniz, müziğin ritmiyle kendinizden geçtiğiniz hiç olmuyor mu? Aniden yağan bir yaz yağmuru gibi boşanıveren sebepsiz sevinçlere, mutluluklara inanmıyor musunuz artık? Bir yaz günü bir ağaç gölgesinde serinlemek ya da lapa lapa yağan bembeyaz karın altında, şehrin her yanını ışıl ışıl gösteren ışıkları içinde, eliniz cebinizde ıslık çalarak, tek başınıza dolaşmak sizi eskisi gibi mutlu etmiyor mu yoksa? Bitti mi hayaller, umutlar, çekildiniz mi hayattan.
Pes mi ettiniz yani?
Yoksa, hayatin sizin olmadığınız yerlerde yaşandığına mı inanıyorsunuz artık?
Daha bitmeden bitirdiniz mi her bir şeyi Allah aşkına…
Yorgun benliğiniz yeni heyecanlar için hazır hissetmiyor mu kendini? Bir köşe başında karşınıza eski ve çok sevdiğiniz bir dostun çıkması sizi mutlu etmez mi mesela? Ya da okunmuş kitaplar satan bir sahaf çıksa karşınıza ve dünyadan elinizi eteğiniz çekip dalıp gitseniz tarihin derinliklerinden gelen kitapların arasına, mutlu olmaz mısınız? Uzun zamandan beri görmediğiniz bir dostunuzla bir kafede oturup geyik yapsanız, oradan buradan, sebepsiz konuşsanız, sıkıntılarınızdan, dertlerinizden uzak bir sohbet gerçekleştirseniz, yaşadığınızın farkına varmaz mısınız?
"Ne sevinci, ne hayati, ne eğlencesi be kardeşim, bütün bunlar güzel de para nerde?" diyorsanız eğer, mutlu olmak için paranın gerekliliğine bu kadar inanıyorsanız, şundan emin olun ki dostlar, paranız olduğunda da eğlenemezsiniz, mutlu olamazsınız…
Cebinde tomarla parası olduğu halde yıllarca tatile çıkamayan insanlar tanıyorum ben. Unutmayın ki para sadece eğlenceyi çeşitlendirir, mutluluğu, eğlenceyi yaratamaz.
Size, para olmadan da mutlu olabileceğiniz, eğlenceli bir sürü şey söyleyebilirim mesela buradan.
Mesela kendi kendimize şarkı mırıldanmak, ıslık çalmak parayla mı? "Acaba simdi o ne yapıyor" diye sevdiğinizi düşünerek mutlu olmak, parayla mı? Televizyonda iyi bir film seyretmek parayla mı? Sizin için yeni demlenmiş bir bardak çayı, “bu benim için yapıldı” diye gururla alıp, bardağı ince belinden sıkıca kavrayıp içmek parayla mı? Sokakta oynayan bir gariban çocuğunun başını okşamak, gözlerinin içine bakarak tatlı tatlı gülümsemek, ona bir tane sormuk şekeri vermek parayla mı? Sabah namazıyla uyanıp her ay yeniden doğan hilale bakmak parayla mı? Sevdiklerimizi özlemek, bir gün yeniden kavuşabileceğimizi hayal etmek parayla mı? Yüksek bir apartmanın tepesine çıkıp tüm şehri, insanların koşuşturmacasını, dağları seyretmek parayla mı? Evimize farklı farklı yolardan gitmek, alışkanlıklarımızı değiştirmek için kendimize karşı müthiş bir savaş açmak ve başararak mutlu olmak, parayla mı?
Unutmayın, hayat diye bir şey var…
Sadece bizim, sadece bize ait olan, içinde sadece bizim görebildiğimiz, sadece bizim sevdiğimiz çiçeklerin açtığı, yalnızca bizim sevdiğimiz müziklerin çaldığı bir bahçe bu dünya. Bu dünyaya/bahçeye öyle herkesi, bizi rahatsız edecekleri sokmayın litfen. Bu konuda bencil olun ve çiçeklerin bakımını başkalarının yapmasına izin vermeyin. Unutmayın, bir hayatiniz var sizin, sadece size ait bir bahçeniz, durup nefes alacağınız, yaralarınızı yıkayabileceğiniz, saracağınız, yetiştirdiğiniz çiçeklerinizi seyredebileceğiniz bir bahçe bu dünya. Her zaman keşfedilecek, geniş alanlar bırakan, ne kadar yaşarsanız yaşayın daima bilmediğiniz, kuytularına sokulamadığınız bir hayat…
Sadece size ait bir hayat…
Biliyorum, şu anda diyorsunuz ki, “dertler, sıkıntılar çok, ahmaklıklar yapılıyor, stres bitmiyor, günler birbiriyle aynı ve sürekli eskiyor, yorgunuz.”
Peki, teslim mi olacağız yaşamın tuzaklarına, insanların kötülüklerine? Hayal kurmayacak mıyız, sevinçten ıslık çalmayacak mıyız, ağaçlara bakıp mutlu olmayacak mıyız, yaz yağmuru gibi birden gelip bizi mutluluktan sırılsıklam eden ani ve sebepsiz sevinçlere inanmayacak mıyız, bizim için taze demlenmiş bir bardak çayı, bardağı belinden kavrayıp içmeyecek miyiz…?
Hayat diye bir şey var, hem de elinizin hemen altında duruyor.
Unutmayın…
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
