Hayatlar
Yazıya başlamadan önce bir şey söyleyeceğim. Bizim Başbakan’ın büyük siyasi sorunları çözmekte zorlandığı aşikâr ama Erdoğan’ın benim gibi onun siyasetine karşı olanların bile sevdiği “vicdanlı delikanlı” bir yanı da var
Yazıya başlamadan önce bir şey söyleyeceğim.
Bizim Başbakan’ın büyük siyasi sorunları çözmekte zorlandığı aşikâr ama Erdoğan’ın benim gibi onun siyasetine karşı olanların bile sevdiği “vicdanlı delikanlı” bir yanı da vardır.
Bir başbakanın “vicdanı” büyük olaylarda bazen sükût edebilir, lakin “küçük” olaylarda o “vicdana” geniş bir yer açılır.
Rica etsem Başbakan’ın danışmanları bizim bugünkü gazeteyi Erdoğan’a gösterseler de şu bizim manşetteki oğlana mümkünse bir sahip çıksa.
“Beni dövüyorlar” diye karakola sığınan bir çocuk insanın içini acıtıyor.
Biliyorum, böyle “tek bir hayatı” kurtarmanın “anlamsızlığını” vurgulayacak, herkesin kurtarılması gerektiğini söyleyecek çok insan vardır.
Ben, Malraux’nun lafını çok severim, “Bir hayat hiçbir şeydir ama hiçbir şey bir hayat değildir”.
Belki de o çocuğa bir gelecek yaratılır, şerden hayır doğar, dayaktan kaçan çocuk belki de çok başarılı olacağı bir hayatın başlangıcını yaşar.
Bu karmakarışık ortamda belki bir çocuk kurtulur.
Hayata genellikle geniş perspektiflerden bakıyoruz.
Sorunlar büyük ve insanların topluca daha iyi bir yaşam düzeyine çıkabilmesi için ortak ve büyük çözümler aranması gerekiyor.
Ama bazen de kameralarınızı tek hayatlara “zumlamanız” bize gerçekleri daha iyi anlatır.
Çünkü o tek hayatlarda sorunların çözümlerini gösterebilecek ipuçlarına rastlayabilirsiniz.
Sorunu daha iyi kavrayabilirsiniz.
Biliyorsunuz bizim ülke “iş yasaları” konusunda “kara listeye” düşmüş durumda, burada işçilerin şartları çok ağır.
Böyle “genel” bir anlatımla söylediğinizde yaşanılan acılar, o genel anlatımın içinde yeterince gözükmüyor.
Bir de o işçileri tek tek düşünün.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
