HER GEÇEN YILI MUMLA ARAYACAĞIZ ...
Uzun zamandır dünyayı saran ve sarsan küresel kriz, hala devam etmekte, nerde ve ne zaman duracağı ise kestirilememektedir. Her geçen günde küresel krizin faturası kabarmaktadır. Öyle ki Türkiye Cumhuriyet tarihinin en a
Uzun zamandır dünyayı saran ve sarsan küresel kriz, hala devam etmekte, nerde ve ne zaman duracağı ise kestirilememektedir.
Her geçen günde küresel krizin faturası kabarmaktadır.
Öyle ki Türkiye Cumhuriyet tarihinin en ağır küresel ekonomik ve işsizlik krizi ile bugün yüz yüze maalesef… %17 – 18’leri bulmasından endişe edilen resmi işsizlik rakamlarının, fiilen %30’lara tırmanma riski giderek artıyor.
Ekonomistler Türkiye’de 2008 sonbaharından bu yana hissettiğimiz küresel krizin, hiç aklımıza gelmeyecek ya da daha doğrusu, tahmin ettiğimiz ve öngörebildiğimiz etkilerinden daha büyük etkileri olacağı söylüyorlar.
Bu durumda akla gelen tek bir soru var?
Dünya tarihi yeniden mi yazılıyor?
En başta şunu kabullenmemiz gerekiyor herhalde: “Bu kriz daha önceki krizlerin hiçbirisine benzemiyor”.
Evvelkiler, başka yerleri etkileseler de, dünyanın sadece bir bölgesini tehdit ediyorlardı. Fakat bu kriz “küresel” bir kriz… Yani, bir küre şeklindeki dünyamızın tamamını etkiliyor, bu yüzden “küresel” olarak adlandırılıyor…
Şimdi sıkın durun, en büyük iddia ise şu: Krizle beraber mevcut dünya düzeni değişiyor, değişmeye de devam edecek gibi görünüyor! Kısacası, ekonomistler tarihin yeniden yazıldığını iddia ediyorlar.
Hani ne derler doğru söze ne hacet…
Öyle ki önceden orta halli diye bilinen insanlar vardı ama bunların hepsi bir anda yalan oldu evet yalansa yalan diyin gerçekler kabak gibi ortada, orta halli diye bilinen vatandaşın çoğu şimdilerde ekmeğe muhtaç yani sözün kısası açlık sınırının altında kazım kazım kazınıyor…
Sahi bu durumdan kimlerin haberi var dersiniz neyse yinede şükretmek lazım beterin beteri var hamdolsun bu küresel kiriz bizi teğet geçti? Ekonomik krizlerin başının ve sonunun olmadığını düşünürsek buna da diğerleri gibi bir ekonomik kriz gözüyle bakılabilir.
Depremler gibi…
Deniz dalgaları gibi…
Vücut sancıları gibi…
Birde arada yükselen büyük artçılar veya dalgalar vardır ya bu krizi, büyük dalgalara, büyük depremlere, dayanılmaz vücut ağrılarına benzetebiliriz. Ekonominin krizlerinden büyük olanıdır bu. Bu krizin sonunda birçok şey değişecek öngörüsünde bulunmak hiçte kehanet sayılmaz. Küçük işletmeler yok olacak. Uluslar arası sermaye daha çok büyüyüp palazlanacak. İşsizler ordusu her geçen gün artacak. Çalışanların her anlamda kazanımları daralacak.
Güçlü ülkeler, krizi kontrol etmeye çalışırken, gelişmekte ve geri kalmış ülkeler krizin faturasını en ağır şekilde ödeyecek. Sosyal patlamalar yaşanacak. Ülkemizdeki ekonomik krizin yok sayılmasının nedenleri; Krizi ötelemek,zaman kazanmak,zaman aşımına uğratmaktır.
Hepsi beyhude çabalardır.
Bu kriz, birçok şeyi yerle bir edecektir.
Dünyada çok büyük ekonomik sonuçlar doğuracaktır.
Açlık, işsizlik, salgın hastalıklar, göçler ve savaşlar artacak; dünya bu sorunların üstesinden gelmek için mücadele edecek.
İklim değişikliği, küresel kuraklık dünyanın ana gündemi olacaktır. Alınan tüm önlemler yetersiz kalacak, yoksul ülke ve kıtalarda toplu ölümlerin yaşanacaktır.
Ekonomik kriz, geri dönülmez bir yola girmiştir.
Bu böyle biline!
MEHMET GENÇSOY
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
