Her Ramazan aynı soruyu yeniden duyuyoruz: “Sakız orucu bozar mı?” Belki bozar, belki bozmaz… Ama insan ister istemez şunu düşünüyor: Asıl mesele gerçekten bu mu? Biz garip bir toplum olduk. Ağzımıza gireni büyük bir hassasiyetle ölçerken, ağzımızdan çıka
Hayat dediğimiz şey, dümdüz bir yol değil. Bazen taşlı, bazen dikenli… Bazen de öyle bir inişe geçer ki, nerede dura- cağını bilemezsin. Ama ne olursa olsun, her adımda bir şey öğretir sana. Çünkü bu yolda sadece yürüyen
Hayat dediğimiz şey, dümdüz bir yol değil. Bazen taşlı,
bazen dikenli… Bazen de öyle bir inişe geçer ki, nerede dura-
cağını bilemezsin. Ama ne olursa olsun, her adımda bir şey
öğretir sana. Çünkü bu yolda sadece yürüyen değil, yolu da
oluşturan sensin.
Kimi zaman başını göğe kaldırırsın; umutla bakarsın, “Bu-
radan sonra düzelir” dersin. Kimi zaman da dizlerin yere de-
ğer, gözün dolu, gönlün yorgun… Ama yine de devam eder-
sin. Çünkü içindeki bir ses, "Yol sensin" der. O sesi dinlersen,
karanlık bile yol olur sana.
Yolculuk, yalnızca bir yere varmak değildir. Yolculuk, o
yolu kim olarak yürüdüğündür. Bazen tek başına, bazen bir
eşlikçiyle, bazen yükünle... Ama hep kendinle. O yüzden ne
yolda çıkan taşlardan kork, ne de kaybolmaktan. Kayboldu-
ğun yerde bile kendini bulma ihtimalin var.
Yürümeye devam et. Adım küçük, niyet büyük olsun.
Çünkü her adımda, hem yolu açarsın hem de içindeki yolcuyu
daha çok tanırsın. Ve belki bir gün fark edersin: Meğer yol da
senmişsin, yolcu da…
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
