DOLAR49,45
EURO55,62
BITCOIN3.998.723
8° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 360 okunma

Hükümetin açıkladıkları

Üzerinde çalışılmış, tamamlanmış bir bütünün parçası değilse, son işlemlerle devlet yönetimi ciddi bir karmaşaya girmek üzeredir. Bakanlar kurulu listesi açıklanırken sorunlarımızı da hatırlamış ve görmüş olduk. Bunlarda

Üzerinde çalışılmış, tamamlanmış bir bütünün parçası değilse, son işlemlerle devlet yönetimi ciddi bir karmaşaya girmek üzeredir.

Bakanlar kurulu listesi açıklanırken sorunlarımızı da hatırlamış ve görmüş olduk. Bunlardan bazılarına değineceğim.

Bürokrasinin yeniden düzenlenmesi

Açıklanan bakanlar kurulu, bürokrasinin yeni baştan düzenlenmesi anlamına da geliyor. 10 yeni bakanlık kuruldu, eski bakanlıkların bazılarının teşkilat yapısı değişti, eski Devlet Bakanlığı ve Bayındırlık Bakanlığı kaldırıldı. Son bir ay içinde yayımlanan 14 kanun hükmünde kararname ile yeni bakanlıklar kurulmuş, eskiden veya son bir ayda kurulmuş bakanlıklar kaldırıldı, pek çok yeni kadro ihdas ve mevcut kadrolar iptal edildi, geleneğe aykırı tayin yöntemleri getirildi.
Teşkilat kanunları bulunan bakanlıklardakiler de dahil, son kararnamelerden etkilenmeyecek özellikle yönetici kademesinde devlet memuru yoktur.
Başbakan’ın uluslararası kurumlara ‘özel temsilci’ atayabilmesi, yeni bakanlıklara devredilen eski bakanlıklardaki müsteşardan başlayarak yüzlerce yönetim kademesindeki memurun ‘araştırmacı’ ve ‘müşavir’ sıfatını almaları gibi rahatsızlık çıkarabilecek yollar getirilmesi ilk görünen örneklerdir.
Maliye, ekonomi, kalkınma, gümrük ve ticaret bakanlıklarının görev tanımlarında kelimeleri veya anlamları aynı cümleler bulunmaktadır. Beş bakanlığın koordinasyonunun, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da olsa, bir kişinin omzuna konulması, yönetim kurallarını fazla zorlamaktır.

Kürt sorunu

Ayrıca hemen her bakanlıkta ‘Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü’ kurulmakta ve yine birçok bakanlıkta dış temsilcilikler kurulmuştur. Bu girişim karmaşa çıkarmaya müsaittir.
Zaten binlerce yasa değişikliğiyle anlaşılmaz hale gelen devlet personel yönetimi, bu yasalarla artık kuralları belli ve açık biçimde yönetilemez duruma gelmiştir.
Üzerinde çalışılmış, tamamlanmış bir bütünün parçası değilse, son işlemlerle devlet yönetimi ciddi bir karmaşaya girmek üzeredir. Böyle bir durumda işler birbirine girer, karar vermek ve işlerin kalitesini denetlemek için, kişisel gayret yetmez.
Başbakan, 61’inci hükümeti açıkladığı basın toplantısında, ‘Güvenlik Müsteşarlığı’nın Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’a bağlı olarak çalışacağını söyledi. Güvenlik Müsteşarlığı’nın İçişleri Bakanı’ndan ayrılması, Kürt sorununun, güvenlik konusu olarak anlaşılmadığını mı ifade ediyor? Başbakan bu soruyu cevaplamamızı kolaylaştırmadı. Önümüzdeki günlerde anlaşılacaktır.
Ülkemizin ve halkımızın en önemli ve öncelikli sorununa yaklaşım, başbakan yardımcılığının görev tanımında görülecektir. Sayın Atalay’ın görevi, Güvenlik Müsteşarlığı’yla sınırlanmamalı, Kürt sorununu kapsayan, insan haklarını çerçeveleyen bir alan olarak tanımlanmalıdır.
Önümüzdeki günlerde anlaşılacak olan bu tanımla, hükümetin Kürt sorununun neresinde bulunduğu da anlaşılacaktır.

Hükümetten notlar


Bu hükümetin bazı üyeleri daha şimdiden, Cumhuriyetin uzun süre bakanlık görevi yapmış olan siyaset adamları arasına girmiştir. Ak Parti bu kişilerin birikiminden ve deneyimlerinden, 2015’ten sonra da yararlanmanın yolunu bulmalıdır.
Başbakan bir soru üzerine, “Cari açığı geçeriz” dedi. Söylediği kadar kolay bir konu karşısında değiliz sanıyorum. Bakalım, nasıl geçecek?
Basın toplantısında, ülkemizin planlama eksikliğinden bahseden Erdoğan, ‘780 bin kilometrekarenin planlamasının’ bitirileceğini söyledi. Doğrusu çok sevindim. İstanbul’da 100 binlik nazım plan disiplinini sağlayamamışız, 250 binlik bölge planlarını geçip, bütün ülke topraklarını planlayacağız; hem de yakın bir gelecekte, hep birlikte sevinelim ve bekleyelim.
Büyükşehirlerin 2014’te, 27’ye ya da 29’a çıkması, anlayış değişmeden doğru mu, ne yararı var? Şimdilik bu kadar yazayım, ilerde ele alacağım.
Cuma günü açıklanacak programı okuduktan sonra tekrar ele almak üzere…

Boykot konusu

Öncelikle, Meclis üyelerinin üçte birine yakını, kendi yarattıkları nedene bağlı olarak, yemin etmedikleri için hükümet programı görüşmelerine katılamayacağını düşündük. CHP ve BDP’nin söyledikleri katılmama nedenini ortadan kaldırma isteğinde, iktidar partisi ve diğer muhalefet partisi MHP’nin yapacağı ciddi hiçbir şey yoktur. Yargı organlarının boykota neden olan kararlarını, iktidarın tutumu nedeniyle verdikleri iddiasının dayandığı somut bir tanı, belge veya metin gösterilmemiştir. YSK kararının yok hükmünde olduğunu ilan edecek veya bir mahkemenin tutukluluk kararını o mahkeme veya onun kararı üzerine üst mahkeme dışında kaldıracak makamların olmadığını herhalde anladık!
Başbakan basın toplantısında, Ak Parti Grup Başkanvekili Demirtaş’ın Meclis’e katılmayanlara, 15 Temmuz tarihini işaret eden sözünü düzeltti. 61’inci hükümet başkanının, ‘Grup Başkanvekili arkadaşının’ tarih vermesini ‘doğru bulmazken’, Simav’daki konuşmasını da ‘sürç-i lisan’ veya benzer biçimde değerlendirerek, düzeltmesini bekledim ama o ısrar etti. Oysa Başbakan ‘yol tıkamak’ yerine, ‘yol açma’ görevini hatırlasaydı ne iyi olurdu!
CHP ve BDP’nin, söylediklerini yok sayarak Meclis’e gelip yemin etmelerini, hükümet programı görüşmelerine katılıp muhalefetin sesini yeni hükümete yansıtmasını diliyorum. “Ya hepimiz ya hiçbirimiz” yaklaşımı, demokrasi içinde sonuç alıcı değildir.
Çözüm yargı organlarındadır. BDP’liler, inkâr ve tehdidin karşı yanlışlıkları getirdiğinin asırlık tanıklarıdır; çözümsüzlüğü savunarak bir yere varılamaz..

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.