İdol…
Hatta o zamanlar bu dergileri rahatlıkla takas yapabileceğimiz ikinci el pazarlar bile vardı. Kanımızın deli aktığı yıllardı o zamanlar. Macera dolu dergileri okudukça kendimizden geçer, o kahramanlar gibi olmak isterdik
Hatta o zamanlar bu dergileri rahatlıkla takas yapabileceğimiz ikinci el pazarlar bile vardı.
Kanımızın deli aktığı yıllardı o zamanlar. Macera dolu dergileri okudukça kendimizden geçer, o kahramanlar gibi olmak isterdik. Hem resimliydi de, okurken yormazdı bizleri. Tüm emelimiz kötüleri dünyadan temizlemek, yaşanabilir bir hayat ortaya koyabilmekti.
Sonraki haftayı, yeni çıkacak sayıyı iple çekerdik.
Hatırlayın, Teksas, Tommiks’in Kara Murat ve Tarkan’dan hiçbir farkı yoktu. Hatta diyebilirim ki Teksas, Tommiks’in yazarı yabancı olmasına rağmen bize daha yakın, daha yerliydi. Evet, Kara Murat, Tarkan bize ait birer kahramandı ama, yazarının hayata bakış açısı, kültürü, etik değerleri bizden değildi.
Nedense Fatih’in Fedaisi Kara Murat Rum diyarlarını her fethe çıktığında ne eder yapar, oldukça güzel bir Rum dilberi bulur, hemen yatağa atardı. Haftada bir çıkan romanın neredeyse iki haftalık konusu ilişki resimleri ile dolu olurdu. Yatak resimleri, çıplaklık aleniydi. Fatih’in fedaisinin işi gücü Rum dilberleri yatağa atmak mı, yoksa gavurlarla savaşmak mı, çocuk aklımızla şaşırır kalırdık. Biz iştahla macera okumak isterken, çizeri hep aşne fişne resimleri koyardı dergiye.
Tarkan’ın da Kara Murat’tan pek farkı yoktu doğrusu. Yazarı aynı olunca, fikriyatta aynı oluyor elbette…
Teksas, Tommik’in yaptığı da ha bire kötü Kızılderilileri(!) temizlemekti. Hayran kalırdık beyaz adamların Kızılderilileri öldürmelerine, onların kafa derilerini yüzmelerine. Kızılderililer rüyalarımıza girer, bir bir avlardık onları. Hatta bir defasında arkadaşlarımızla elimize bıçak almış, birbirimizin kafa derilerini yüzmeyi bile düşünmüştük merakımızdan. Yıllar sonra öğrendik Kızılderililerin aslında iyi, Amerikalıların ise kötü olduğunu. İşgalci, sömürgeci beyaz adamın, Kızılderilileri topraklarından sürerek attıklarını, onlara her türlü işkenceyi reva gördüklerini öğrendiğimizde, ABD enformasyonu çoktan beynimizi ele geçirmişti bile.
Çocuk aklımızla, büyüyünce Teksas, Tommiks, Tarkan ya da Fatih’in Fedaisi Kara Murat olmak isterdik. İdolümüz, idealimiz buydu.
Düşünebiliyor musunuz, bu memlekette, “ilerde ne olmak istiyorsun, idealindeki kişi kim?” diye sorsalar, ben yaş grubu
çocukların verdiği cevap hep Teksas, Tommiks, Kara Murat ya da Tarkan gibi olmak, olacaktı…
Hepsi de hayal ürünü kahramanlar. Gerçekte yoklar…
Bugün de değişen pek bir şey yok aslında. Gençlere sorun bakalım, “ne olmak istiyorsun, idolündeki ne?” diye. Genelde en çok para kazanılan meslekleri tercih edeceklerdir; dizi oyuncuları, mankenler, pop şarkıcıları, topçular, emek sarf etmeden rahat yaşamak isteyenler.
İdeal bu...
Belki farklı cevap verecek olanlar çıkabilir içlerinden, ama çoğunlukla dediğim gibi.
Sorsanız, tarihte bize ait olan büyükleri, yaptıkları işleri, fetihleri, alanlarındaki başarıları, çoğu bilmez bile. Ama en çok para kazananları, yakışıklı sanatçıları, dizi oyuncularını, filmleri, topçuları, rapçıları, şıppadan sayarlar.
Kötümser olmak istemem ama sizin anlayacağınız, bizim çocukluğumuz/gençliğimiz ile şimdikiler arasında hiçbir fark, hiçbir ilerleme yok.
Oysa biz İslamlar, başka milletlere nasip olmayacak sayıda kahraman, pek çok alanda bilim adamı, sanatçı, devlet adamı yetiştirmişizdir. Bugün dünyanın birçok coğrafyasında medeniyetimizin derin izlerini bulmak mümkün. Silmek isteseler bile silemiyorlar. O topraklara biz ruhlarımızı kazımışız. Bakmayın bugün düştüğümüz hallere, başka milletlerin tarihi, bizim tarihimizle boy ölçüşemeyecek kadar küçük, niteliksiz, çirkin.
Böyle bir milletin yetiştirdiği genç kuşakların idealindeki kişilere bakın.
Bu milletin büyüklüğünü böyle yok etmek ediyorlar. Daha hayatının başlangıcında konforlu bir hayat dileyen, tek hedefi çok para kazanmak olan bir nesilden, ileriye dönük ne beklenebilir ki? Amaç bol para kazanmaksa, insanlığa hizmet ne olacak? Çileye talip olmayan bir nesil, gelecekte de yok demektir.
Gençleri suçlamak için söylemiyorum bunları, yanlış anlaşılmasın. Onlar önlerine konanı tüketiyorlar. Bu konuda duyarlı olması gerekenler asıl bizleriz. Biz büyükler, yetkililer...
Bu konuda uzun vadeli milli bir politikamız olmalı. Hedefleri, aşamaları, verecekleri, misyonu belli olmalı. Ama maalesef yok. En başarısız olduğumuz alan eğitim, yani insan yetiştirmek. Başka milletlerin elinde bu kadar genç nesil olsa, dünyaya kafa tutar. Ama biz gençlerimizden, genç nüfusumuzdan korkuyoruz. Çünkü onları ideal anlamda yetiştiremiyoruz.
Milli kahramanlarımızla ilgili filmler, çizgi romanlar, hikaye kitapları, denemeler, masal kahramanlarımız olmalı. Üretilmeli, yazılmalı. Acilen bunları çocuklarımıza, gençlerimize öğretmenin, sevdirmenin, benimsetmenin yollarını bulmalıyız. Doğruluk, ahlak, karakter aşılayan Seyyid Battal Gaziler, Mimar Sinanlar, İbni Sinalar, gerçek Kara Muratlar, Köroğlular, Fatihler, Yıldırımlar, Yavuzlar, Alparslanlar, Ahi Evranlar ve daha niceler olmalı…
Teknoloji, şu an Batılıların elinde. Bizlere kendi kültürlerini, inançlarını, ahlaki değerlerini ihraç ediyorlar. En kötüsü de, kendilerinin üstün, sorgulanamaz millet olduklarını bilinçaltımıza yerleştiriyorlar. Kendi milli kahramanları hakkında uluslararası filmler çeviriyor, bize tanıtıyor, sevdiriyor, kendilerine hayran bıraktırıyor, gençlerimize de para karşılığında izlettiriyorlar. Yabancı çizgi filmler, animasyonlar, sinema filmleri televizyonlarda gırla gidiyor. Çocuklarımız, gençlerimiz kendi değerlerimizden çok yabancıların kahramanlarını tanıyor, onlara hayranlık besliyorlar.
TRT ve Kültür Bakanlığı ise hala uyumaya devam ediyor.
Bu, kanaatimce önü alınması gereken acil bir tehlikedir.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
