İlker Başbuğ olayında usul boşluğu
İlker Başbuğ’un hangi mahkemede yargılanacağı tartışılıyor. Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı’nın bile Başbuğ’un ‘özel yetkili mahkemede’ yargılanması safında yer almasını garipsedim! İki tarafın gerekçelerinin galiba hep
İlker Başbuğ’un hangi mahkemede yargılanacağı tartışılıyor. Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı’nın bile Başbuğ’un ‘özel yetkili mahkemede’ yargılanması safında yer almasını garipsedim!
İki tarafın gerekçelerinin galiba hepsi yazıldı, söylendi. Onları tekrarlamaya gerek yok; ben Yüce Divan’da yargılanmasının doğru olduğuna inanıyorum.
Görevsizlik itirazı
Olay, bazı sorunları ortaya koydu. Anayasaya eklenen yeni bir kural veya ilke, uygulamayı belirleyen yasa çıkmadan, bir mahkemece görevli sayılan ya da kendisini resmen görevli sayan bir mahkeme, görevsizlik itirazı sonuçlanmadan dosya esası hakkında karar verebilir mi?
Görevsizlik itirazı sonuçlanmadan verilen kararlarının yasallığı ya da hukuka uygunluğunun hangi usulle ve hangi organ tarafından sağlanması mümkün ve doğrudur? Ara kararların veya itiraz üzerine verilen kararların kesinleşmesi usulü nasıl oluşacak?
Yazacaklarım, anayasaya yazılan bir ilkenin uygulama kurallarında boşluk görülmesinin önemine inananlar içindir.
İlkeyi, İlker Başbuğ olayından örnekleyerek geliştirmek istiyorum.
Yüce Divan’a sevk
12 Eylül 2010 tarihinde yürürlüğe giren anayasa değişikliğinden sonra, Anayasa Mahkemesi kuruluşunu düzenleyen kanunun değiştirilmesi gereğini gören hükümet ve Meclis, 30 Mart 2011 tarihinde ‘Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’u (AYMK) çıkardı. Bu kanunun mahkemenin görevlerini belirten maddesine, anayasanın değişen hükmüne göre, Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanları da eklendi.
Anayasada ve AYMK’da, Yüce Divan’daki savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı’nın (CBS) yapacağı yazılmıştır. AYMK çıktığı tarihlerde değiştirilen Yargıtay Kanunu’na, Yüce Divan’da yargılanacaklar hakkında herhangi bir ibare eklenmemiş, yüksek yargı kurulları üyelerinin Yüce Divan’a sevk süreci bakımından zaten eksik olan madde, 1983’teki gibi kalmıştır.
Bugün yürürlükte bulunan Yargıtay Kanunu’nda, CBS’nin Yüce Divan’la ilgili görevine ait iki fıkra bulunmaktadır: ‘Anayasa Mahkemesi’nde Cumhuriyet Savcılığı görevini yapmak! ve ‘Siyasi partiler ve diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek’. Bu ibareler, CBS’yi harekete geçirmeye yeter mi ve CBS kendisini görevli sayar mı? Sanmıyorum!
Yasalara ve geleneğe bağlı olarak, bakanların Meclis kararıyla başlayan Yüce Divan’a sevk süreci ve yargılaması kuralları bellidir. TBMM Başkanı ve bakanlar dışındakiler için suç duyurusu, inceleme veya soruşturma ile Yüce Divan’a sevk sürecini hangi organın nasıl başlatacağı ve sonuçlandıracağı belirsizdir.
Gecikme ve eksiklik
İlker Bağbuğ olayında karşılaşılan bu boşluk, kuvvet komutanları, yüksek yargı organları başkan ve üyeleri için de aynen vardır; yasalarla çözülmüş olduğu iddiası da kolaylıkla savunulamaz, bana göre de geçerli sayılamaz.
Bu durumda CBS’nin ya da başka bir organın Yüce Divan girişimi yoksa, herhangi bir savcı veya mahkeme herhangi bir eylemde suç görüp ilgili gördüğü bir savcılığa veya mahkemeye suç duyurusunda bulunabilir mi?
İncelenmeye muhtaç bu zor soruyu cevaplamakta zorluk çekiyorum!
Ancak İlker Başbuğ olayındaki gibi suç sayılan bir eylemin veya girişimin şüphelinin ‘göreviyle ilgili’ olup olmadığı kararı verilip kesinleşmeden, özel ya da tabii bir mahkemede soruşturulmaya başlanması, iddia olunan suçun değerlendirilip şüpheli hakkında tutuklama kararı verilmesi çok tartışılabilir; zaten de tartışılmaktadır.
Size sunduğum bu olay, en azından kanun tedvin etme görevinin gecikme ve eksiklik içinde bulunduğunu göstermektedir.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
