DOLAR49,45
EURO55,62
BITCOIN4.014.390
12° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 646 okunma

İnsanlık…

Birkaç gün önceydi, Mustafa Şimşek caddesinden evime doğru ilerlerken kırmızı ışıkta, bisiklet yolunda bekleyen bir bisikletli gördüm. Işıkta, bisiklet üzerinde, gözü lambada yeşil ışığın yanmasını bekliyordu. Arkadan ge

Birkaç gün önceydi, Mustafa Şimşek caddesinden evime doğru ilerlerken kırmızı ışıkta, bisiklet yolunda bekleyen bir bisikletli gördüm. Işıkta, bisiklet üzerinde, gözü lambada yeşil ışığın yanmasını bekliyordu. Arkadan gelen bir araba ön sıralardan yer kapıp daha erken hareket edebilmek için boş bulunan bisiklet yoluna girmek için bir manevra yaptı. Sağdaki bisiklet yoluna girmeye çalışırken, aracını o bisikletliye sürttü ve bisikletli yere düşecek oldu, ama durumunu koruyarak bisiklet üzerinde tekrar durmayı başardı. Korkan, ürken, ne olduğunu anlayamayan bisikletli haklı olarak şoföre kızdı ve,

“Burası bisiklet yolu, görmüyor musun, ne diye buraya girmeye çalışıyorsun, kendi yolundan gitsene, bir de gelip çarpıyorsun…”

Feryat etmeye başladı. O anda arabadaki şoförün eşi de bisikletliye bağırmaya başladı;

“Dikkatli olsana, ne duruyorsun orada, çekil kenara…”

Hanım(!) bozuntuya vermemek, millet içinde rezil olmamak, haklı görünmek için yüzünü de buruşturarak bisikletliye ha bire çıkışıyordu. Şoför hiçbir şey olmamış gibi arabasından sakince indi, otomobilinin yan tarafına geçip arabasının kenarlarına bakmaya başladı.

Etrafta biriken birkaç kişi olayı izliyorduk. Şoförün arabadan inince bisikletlinin yanına varıp onu sakinleştireceğini, özür dileyeceğini sanarken, adam dikkatlice arabada çizik olup olmadığını, arabaya bir zarar gelip gelmediğini kontrol edince şaşırdım kaldım. Bisikletlinin hali umurunda bile değildi.

O anda çıldırdım. Kendi kendime, “insanlık ölmüş olmalı” diye düşündüm. Aklıma, hani şu ünlü fotoğraf var ya, o geldi. Hani, açlıktan ölmek üzere olan Afrikalı bir çocuk ile etrafında gezinen akbabaların resmini çekip, ödül almak için hızla oradan uzaklaşan fotoğrafçıdan bahsediyorum. Afrikalı çocuğu kurtarmak yerine fotoğraf çekerek ödül almayı düşündüğü için kınanan adam. Evet, o en iyi fotoğraf ödülünü almıştı ama insanlık da yaşamın en kötü imtihanını vererek sınıfta kalmıştı.

Sonra, arabada bir hasar olmadığı görüp, yeşil ışığın da yanmasıyla çekip gittiler.

Çok defa yazdım, benden başka pek çok kişi de yazdı. Yazılmaya, çizilmeye devam da edilecektir bu konu. Umarım insanlık adına bir şeyleri değiştirebiliyoruzdur. Modernliği, kapitalizmi, “ben”liği, malı, mülkü, nefsimizi ne yazıktır ki çok sevdik biz. Canımızdan vazgeçebiliyoruz da, malımızdan vazgeçemiyoruz ne yazık ki. Modern insanın en büyük sorunlarından birisi bu, mala, mülke, nefse karşı olan aşırı düşkünlük.

Bu tür örneklere ne yazık ki hayatın pek çok alanında defalarca rastlıyoruz. İnsanlığın geri planda kaldığı, önemsenmediği, pek çok örneği hemen her gün görüyor, ne yazıktır ki yaşıyoruz. Kimseyi kınamak için söylemiyorum ama, çoğumuz nefsimizin, malımızın esiriyiz...

Kayserimizin kadınlarının âdetidir mesela, koca koca salonları misafir odası yaparlar, içlerini de evin en güzel ve en yeni eşyaları ile doldurup süslerler de kapısına da kilit vururlar. Ayda yılda bir gelecek misafirler için öylece hazır bekletilir orası. Ne evin beyinin, ne çocukların, ne de yaşlıların oraya girmeleri hakkı yoktur. Ancak günler, belki de haftalar sonra gelecek misafirin hakkıdır orası, onun için saklı tutulur.

Eşyaların, malın kutsallaştırılması denir buna. Yorgunluğunuzu atmak, biraz olsun dinlenmek, farklı bir ortam yakalamak için girecek olsanız o odaya, evin hanımı çıngar çıkartır vallahi. Biz mi eşya, mal için yaratıldık, yoksa eşyalar bizim için mi yaratıldı, şaşırıp kalırım çoğu zaman.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.