DOLAR49,45
EURO55,62
BITCOIN4.011.944
9° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 597 okunma

İnsanlık Kan Kaybediyor…

Müslümanların öldürüldüğü ve göçe zorlandığı Arakan’a girmeyi başaran İHH gönüllüsü Sait Demir, gördüğü manzarayı şöyle ifade ediyor; “Arakan’daki durumun vahametini kucağınızda küçük bir çocuk öldüğünde daha iyi anlıyor

 

Müslümanların öldürüldüğü ve göçe zorlandığı Arakan’a girmeyi başaran İHH gönüllüsü Sait Demir, gördüğü manzarayı şöyle ifade ediyor; “Arakan’daki durumun vahametini kucağınızda küçük bir çocuk öldüğünde daha iyi anlıyorsunuz. Katliam yeni değil, uzun yıllardır devam ediyor. Mülteci kamplarında insanlar açlıktan ölüyorlar, ama dünya hâla sessiz...”

Türkiye Gazetesi muhabiri Osman Sağırlı, “İşim gereği 110 ülke dolaştım, dünyada görmediğim mülteci kampı kalmadı, gördüğüm ölülerin sayısını toplasanız bir şehir mezarlığı dolar, böyle bir zulüm görmedim.” ifadelerini kullanıyor.

Bölgeye giden bir başka gazeteci Fatih Er ise şahit olduklarını şöyle anlatıyor;“Biz sadece buz dağının görünen kısmını duyurduk. Öldürülen insanları değil, ölümden kaçan insanları haberleştirdik. Duygusal birisi değilim ama o mültecilerle çekim yaparken de, haberi yaparken de ağladım. İnanılır gibi değil. Birçok sorunlu bölgede çalıştım, mülteci ne demek iyi bilirim, ama bu insanlar bizim bildiğimiz umuda kaçan mülteciler değil, ölümden kaçan mülteciler.”

1982 yılından itibaren vatandaşlıkları iptal edilen Arakan’da, şimdiye kadar yüz binin üzerinde insan evinden uzaklaştırıldı. Bir o kadarı da askerlerce, rahiplerce hunharca katledildi, öldürüldü. Halkıyla birlikte katil bir ülke var ortada. Arakan’lı Müslümanların sığınmak zorunda kaldıkları komşu ülke Bangladeş ise göç etmek zorunda kalan Müslümanları kabul etmiyor. Zaten ülkelerinde yüz binlerce mülteci açlık sınırında yaşıyor ve başka sığınmacı istemiyorlar.

Ülke açlık, sefillik ve yoklukla boğuşuyor.

Bölgeye gitmeye çalışan mültecileri gazeteciler fotoğraflamışlar, özellikle sosyal medyaya yansıyan fotoğraflar bakılamayacak kadar içler acısı. Öldürülmüş bir çocuk vücudunun Budist rahipler tarafından ızgara üzerinde pişirilme manzarası, insanlıktan çıktıklarının bir göstergesi. Ya da, sahil boyunca kumsalı kaplayan, üst üste bindirilmiş, keyfi öldürülmüş yüzlerce insan bedeni… Fotoğrafçıların objektiflerine yansıyan, yalvaran çocuk gözleri, çaresiz, yalvaran, ağlayan, gözyaşı döken, umut dileyen insan manzaraları. “Allah’ım,” diyorum içimden, “insanlık bitmiş…”

Peygamber efendimizin ve ashabının Mekke’de yaşadıkları tecrit dönemi geliyor aklıma. Onlar da Mekke’li puta tapanlar tarafından üç yıl açlığa, yokluğa, susuzluğa, hastalıkla mücadeleye zorlanmışlar, gram ekmek bulamamışlar, çoğu şehit düşmüştü.

Aklım dumura uğruyor, şuurumu kaybedecek gibi oluyorum…

Arakan’lı Müslümanlar açlık ve sefillik içinde beş gün boyunca yürüyerek Bangladeş’e ulaşmak için nehir yolculuğu yapıyorlar. Sağ kalanları bir başka zorluk bekliyor; ölmeden Bangladeş’e girebilmek…

Durum içler acısı…

Arakan’da yaşananlar, yıllardır dünyanın farklı bölgelerinde oynanan filmin bir tekrarı aslında. Birleşmiş Milletler (BM) denen bir kuruluş var. İnsan hakları temelli bir kuruluş yani, ancak yine sessiz, yine üç maymunu oynuyorlar.

Görmüyorum, bilmiyorum, duymuyorum…

Üstüne üstlük bir de Arakan'da katliam yok demezler mi?

Zaten özellikle İslam coğrafyası söz konusu olunca sessizleşiyorlar. Müslüman ülkeler artık her alanda kendi uluslararası özel kuruluşlarını kurmalılar. Her defasında Hıristiyan Batının öncülüğünü yaptığı kuruluşlardan yardım dilenmenin hiç bir anlamı yok. İsterlerse dünyanın her tarafında, her alanda başarıyla faaliyet gösteren Türk STK’lar onlara yardımcı olacaktır.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.