Karşıt güçler
Bir şekilde Başbakan Erdoğan’ı anlayabildiğimi sanıyorum. Onun “hizmet” konusunda çok büyük bir yeteneği var, gerçekten de harika işler yapıyor, yollar, köprüler, hastaneler inşa ediyor, metrolar, tüneller açıyor ve bu k
Bir şekilde Başbakan Erdoğan’ı anlayabildiğimi sanıyorum.
Onun “hizmet” konusunda çok büyük bir yeteneği var, gerçekten de harika işler yapıyor, yollar, köprüler, hastaneler inşa ediyor, metrolar, tüneller açıyor ve bu konularda müthiş bir güven ve sevinçle konuşuyor.
İstiyor ki yaptığı işler takdir edilsin, alkışlansın.
Eğer Erdoğan sadece ekonomiden ve hizmetten sorumlu olsaydı onu takdir etmemek, hakkını vermemek gerçekten nankörlük olurdu.
Sıkışıklık siyasi konularda çıkıyor.
Türkiye’nin çok büyük sosyal ve siyasi sorunları var.
Çözülmesi de çok kolay değil, çözebilmek için bambaşka yetenekler, birikimler, kadrolar gerektiriyor.
Başbakan ve hükümeti o konuları çözemiyor.
Ve Erdoğan, anladığım kadarıyla, hizmetteki büyük başarısının hatırına siyasetteki başarısızlıkların görülmemesini istiyor.
Sanırım insani bir zaafla hep başarılarını görüyor, bunların yeterince önemsenmediğini düşünüyor ve başarılarının önemsenmemesi, onu “başarısızlıklarıyla” ilgili eleştirileri de “düşmanlık” olarak değerlendirmesine yol açıyor.
Son zamanlarda çok yoğunlaşan felaketler, onlara bağlı eleştiriler Erdoğan’ın “düşman” algısını da fazlasıyla güçlendiriyor.
Korkarım artık bütün hayatı ve bütün dünyayı sadece “dostlar” ve “düşmanlar” olarak değerlendiriyor.
Bu, çok keskin, savaşa giden askerlere mahsus bir ayırım.
Böyle bir “savaş” psikolojisine girdiğinizde artık dostlardan sadece “destek ve övgü” bekliyorsunuz, her türlü eleştiri de “düşmanlık” sınıfına giriyor.
Ve, bir asker gibi “düşmanlarını” yok etmek istiyor.
Geçen hafta CNN’den Amanpour’a verdiği röportajda “Ben eleştirilere bir şey demiyorum, hakarete tahammül edemiyorum” demişti.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
