Kılık kıyafet…
Sarı, sapsarı bir ayakkabı beğenmişti, son sınıf öğrencisiydi. Üzerindeki tek farklı kıyafeti oydu. “Problem çıkartırlar, moralin bozulur” dememe rağmen inat etti. Ergenlerin kuru inadını bilirsiniz hani. İnat uğruna değ
Sarı, sapsarı bir ayakkabı beğenmişti, son sınıf öğrencisiydi. Üzerindeki tek farklı kıyafeti oydu. “Problem çıkartırlar, moralin bozulur” dememe rağmen inat etti. Ergenlerin kuru inadını bilirsiniz hani. İnat uğruna değerli pek çok şeyi feda eder de umurunda olmaz. Siz de o kuru inat uğruna bakıp kalırsınız sadece.
Yurtta kalıyordu, ilk günden öğretmenleri hemen fark etmişler o sarı ayakkabıyı, uyarmışlar, sana yakışmıyor demişler. Ama aldırmamış, “bana yakışanı ben daha iyi bilirim” demiş içinden genç. Hocalar okuldan çevirmesin diye geç gitmeye, derse geç girmeye başlamış önceleri. Sonra gizli gizli girmeyi başarmış derse her nasılsa. Ardından teneffüslere de çıkamamış sırf o sarı ayakkabısı fark edilmesin diye, sırada öylece oturup teneffüsün bitmesini beklemiş. Pazartesileri ve cumaları istiklal marşına katılmamaya başlamış ardından, hocalardan fırça yerim diye. Bu stres her gün yaşanmış neredeyse. Bu anlamsız mücadele üniversite imtihanına kadar devam etmiş. Öğretmenlerini atlatma zevkini tadınca saçını da uzatmaya başlamış bu sefer. Yurt odalarında kovalamaca yaşamış hocalarıyla saçı yüzünden. Ders çalışması gereken saatleri kovalamacayla geçirmiş. O oda senin, bu oda benim, hadi koş bakalım, yakalayabilirsen yakala…
O şimdi Marmara Üniversitesinde Tıp fakültesinde okuyor. Diyeceğim o ki; 18 yaşına gelmiş bir ergene siz ülkenin kaderini belirleyecek yöneticiyi seçme, oy kullanma, ehliyet alma, arabayı kullanma hakkı tanıyorsunuz, evlenme müsaadesi veriyorsunuz, suç işlediği zaman büyük kabul edip yaptıklarından sorumlu tutuyor ceza kesiyorsunuz, ama o gün ne giyeceğini seçtirmiyorsunuz. Sizce bu anlamlı mı?
Neymiş efendim, zengin ile fakir farkı ortaya çıkıyormuş. Sanki bu fark ortada yok da. Bir defa zengin çocukları zaten özel okullarda okuyor, devlet okullarında değil. Sonra, kullandığı telefondan, okula servisle gelip gitmesinden, cebindeki paradan, hayata bakış açısından zaten o fark ortada. İnsanlık tarihi boyunca bu fark hiç ortadan kalmadı ki şimdi kalksın.
Derler ki, Fatih İstanbul’u fethederken Konstantinopolis rahipleri meleklerin cinsiyetini tartışıyorlarmış. Gündemleri milletin fakirliği, devletin Türkler tarafından kuşatılması, savaş olması gerekirken rahipler bu tür boş işlerle uğraşıyormuş. Bizdeki mesele de bu olsa gerek.
Bu tartışmalar kasıtlı, ideolojik ve siyasidir. Uygulamanın çocuklarımız ve gençlerimiz üzerindeki etkilerini incelemek, gözlemlemek, bunu onlara sormak gerekirken nasıl oluyor da bizler onlar adına, onlar hakkında karar verebiliyoruz? Okullarda sabahları yapılan kıyafet kontrollerinde kılığı uygun değil diye derse alınmayan/girmeyen pek çok öğrenci var. Bu çocuklar derse girmeyince/alınmayınca akşamlara kadar sokakları arşınlıyor, aylak aylak geziyor, devamsızlıktan sınıfta kalma noktasına geliyorlar. Bu daha mı iyi sizce?
Kendi dar ideolojik kalıplarımızı çocuklarımıza, gençlerimize giydirmeye kalkmayalım lütfen. Kılık kıyafet meraklıları önce devrim kanunlarından biri ve hala geçerli olan şapkayı başlarına her gün giysinler de görelim, nasıl oluyormuş. Nefsinize ağır gelen bir şeyi başkasına istemeyin lütfen. Özgür, kendine güvenen, ne istediğini bilen bireylerin eğitimi çocuk yaşlarda, bu tür küçük uygulamalarla başlıyor. Bir defa çocuklarımıza, gençlerimize seçme özgürlüğü tanıyorsunuz. Bundan daha iyisi var mı?
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
