Kitap Fuarları…
Zatımı takip edenler bileceklerdir, Malatya kitap fuarından yeni döndüm. Üç gün boyunca oradaydım ve kitaplarımı imzaladım. Sıcağı sıcağına bu yazıyı kaleme alıyorum. Demem o ki, konuyla ilgili duygu ve düşüncelerim hem
Zatımı takip edenler bileceklerdir, Malatya kitap fuarından yeni döndüm. Üç gün boyunca oradaydım ve kitaplarımı imzaladım. Sıcağı sıcağına bu yazıyı kaleme alıyorum. Demem o ki, konuyla ilgili duygu ve düşüncelerim hem taze hem de oldukça yoğun. Fuarın, şahsım adına oldukça da bereketli geçtiğini belirtmek isterim. Bundan önce de yine değişik zamanlarda, farklı fuarlara katılmıştım. Aralarındaki farkları gözetlemem mümkün oldu. Anadolu’da yaşamını idame ettiren bir yazar olarak yayınevi tarafından fuarlara davet edilmek, orada kitaplar imzalamak, okuyucularla buluşmak, sohbet etmek, diğer şehirlerden gelen kalem erbapları ile aynı ortamı paylaşarak fikir teatisi yapmak, dışa, ulusala açılmak isteyen yazarlar için oldukça önemli diye düşünüyorum. Fikir açıcı, mutluluk verici, dünyayı daha iyi algılamamızı sağlayan, düşüncelerimizi test etmemize imkan veren güzel bir etkinlik. Tabiri caizse, yazarlar şurası gibi bir şey bu aynı zamanda. Hele, akşamları otelde yapılan çay demindeki koyu sohbetler, dünya ve ülkemi gündemine dair ufuk açıcı yorumlar, sizi başka alemlere taşıyan konuşmalar, kültür ve düşünce hayatına dair düşünce dünyanızda infilaklara neden olan tartışmalar yok mu, bayılıyorum onlara. İnanın o kadar tatlı ki, sırf bu yüzden cebinizden para koyup, o yazarların kaldıkları otelde üç beş gün gecelemenize değer.
Konumuza dönecek olursak, kitap fuarları gelişen ve gelişmiş şehirler için artık o kentin olmazsa olmazlarından. Ya da, o şehrin hayata geçirdiği marka işlerden biri. Ülkemizde fuarların biri bitiyor, diğeri başlıyor. Malatya’dan sonra Eskişehir var hemen mesela. Ay sonunda da Kocaeli. Bir yazar olarak hepsine katılmak illa ki imkânsız. Vaktiniz müsait oldukça ve fuarların hareketliliği ölçüsünde katılmak en doğrusu. Her fuara katılacak olursanız, bu sefer de yazmaya, yeni eserler çıkartmaya fırsat bulamayabilirsiniz?
Günümüz düşünce insanları kültür iktidarından bahsediyorlar. Doğrudur. Bu, ülkeler kadar, şehirler için de geçerli bir öngörü. Şahsım adına katılıyorum bu düşünceye. Kültür iktidarına giden yollardan biri de hiç şüphesiz ki kitap fuarlarıdır. Fuarlar ve o fuarlara olan ilgi, şehirlerin kalınmışlığı ve kültürel gelişmişliği ile doğrudan bağlantılı.
Nüfusu benim bildiğim kadarıyla bir milyon otuzu geçmiş, ekonomik kalkınmışlığı ile pek çok şehre fark atmış, hatta model oluşturmuş, siyasetçisi, politikacısı ile ülkeye yön veren, başarılı bir cumhurbaşkanı çıkartmış bu şehre, Kayseri’mize ne yazık ki fuarsızlık yakışmıyor. Bu serzenişi, bu şehirde yaşayan binlerce insandan, kültür aşıklarından, kitapseverden duymak mümkün. Hatırlayın lütfen, geçen sene durumdan vazife çıkartan birkaç arkadaş sorumluluk almış ve bu işe soyunmuştu. Yayın evleri ile irtibata geçmişler ve güçleri, imkânları nispetince bir iş ortaya çıkartıp Hunat Hatun Medresesinde kitap fuarı açmışlardı. Kendilerine tekrar teşekkür ediyoruz. Ancak yapılan iş, Anadolu’nun unutulmuş bir ilinin küçük bir kasabasında, hadi biz de fuar açalım kabilinden bir şeydi. Arkadaşların yaptıklarını küçümsemek adına söylemiyorum bunu, yanlış anlaşılmasın. Hayata geçirilen hiçbir iş küçümsenmez. Bu kenti yöneten yetkililerin de sorumluluk alması adına ifade ediyorum düşüncelerimi. Kaldı ki, her ne kadar şehri yönetenler iştirak etmeseler de Kayseri halkı üzerlerine düşeni yapmış ve yoğun bir katılım yaşanmıştı o fuarda.
Katıldığım fuarlarda bir Kayserili yazar olarak zatıma en çok sorulan sorulardan birisi bu, “Kayseri’de neden bir fuar yok?” Haydi, açıklayın açıklayabilirseniz. İleri sürdüğünüz hiçbir gerekçe gerçekçi, inandırıcı, tatmin edici değil. Olamaz da zaten. Ancak sus pus olup, konuyu başka meseleleri gündeme getirerek geçiştirmeye çalışırsınız. Çünkü burada suçlanan her ne kadar yöneticilerimiz olsa da, aslında biz kültür insanları da suçlanıyoruz. Zira, şehri yönetenlere neden durumu aktarmadığımızı soruyorlar. Un var, yağ var, şeker var, ama helva yok ortada.
Belediyemiz şimdiye kadar pek çok işe el attı ve alnının akıyla bu işlerin içinden çıkmayı başardı, biz buna şahidiz ve takdir de ediyoruz. Oktay Durukan Bey gayet başarılı bir belediye bürokratı. Daha önce hayal bile etmediğimiz pek çok kültürel faaliyete Kayseri’de imza attı. Burada tek tek sayacak değilim bu faaliyetleri, bu şehirde yaşayanlar görüyorlar elbette.
Ancak bu fuar işi mutlaka yapılmalı ve Makarr-ı Ulema Şehri olan Kayseri, bu kültürel faaliyetten geri kalmamalı. Üstelik, şehrimizin tanıtımı için de güzel bir fırsattır fuarlar. Düşünsenize, eli kalem tutan, düşüncelerine önem verilen, kim ulusal gazetede, kimi dergide yazı kaleme alan, kimi televizyon programı yapan, sözü geçen, lafı dinlenen onlarca yazar ve yayınevi sahibi memleketinize gelecek, üç beş gün kalacak, şehri gezecek ve gittikleri zaman Kayseri ile ilgili izlenimlerini anlatacaklar. Bundan daha güzel bir tanıtım olabilir mi?
Yetkililere sesleniyorum; ne olur bizi bu sorgulamadan kurtarın, Kayseri’nin sadece bir ekonomi, ticaret şehri olmadığını, aynı zamanda bir kültür kenti olduğunu da gösterin. Biz yazarlar, düşünce insanları üzerlerimize düşeni yapmaya hazırız.
Zatımı takip edenler bileceklerdir, Malatya kitap fuarından yeni döndüm. Üç gün boyunca oradaydım ve kitaplarımı imzaladım. Sıcağı sıcağına bu yazıyı kaleme alıyorum. Demem o ki, konuyla ilgili duygu ve düşüncelerim hem taze hem de oldukça yoğun. Fuarın, şahsım adına oldukça da bereketli geçtiğini belirtmek isterim. Bundan önce de yine değişik zamanlarda, farklı fuarlara katılmıştım. Aralarındaki farkları gözetlemem mümkün oldu. Anadolu’da yaşamını idame ettiren bir yazar olarak yayınevi tarafından fuarlara davet edilmek, orada kitaplar imzalamak, okuyucularla buluşmak, sohbet etmek, diğer şehirlerden gelen kalem erbapları ile aynı ortamı paylaşarak fikir teatisi yapmak, dışa, ulusala açılmak isteyen yazarlar için oldukça önemli diye düşünüyorum. Fikir açıcı, mutluluk verici, dünyayı daha iyi algılamamızı sağlayan, düşüncelerimizi test etmemize imkan veren güzel bir etkinlik. Tabiri caizse, yazarlar şurası gibi bir şey bu aynı zamanda. Hele, akşamları otelde yapılan çay demindeki koyu sohbetler, dünya ve ülkemi gündemine dair ufuk açıcı yorumlar, sizi başka alemlere taşıyan konuşmalar, kültür ve düşünce hayatına dair düşünce dünyanızda infilaklara neden olan tartışmalar yok mu, bayılıyorum onlara. İnanın o kadar tatlı ki, sırf bu yüzden cebinizden para koyup, o yazarların kaldıkları otelde üç beş gün gecelemenize değer.
Konumuza dönecek olursak, kitap fuarları gelişen ve gelişmiş şehirler için artık o kentin olmazsa olmazlarından. Ya da, o şehrin hayata geçirdiği marka işlerden biri. Ülkemizde fuarların biri bitiyor, diğeri başlıyor. Malatya’dan sonra Eskişehir var hemen mesela. Ay sonunda da Kocaeli. Bir yazar olarak hepsine katılmak illa ki imkânsız. Vaktiniz müsait oldukça ve fuarların hareketliliği ölçüsünde katılmak en doğrusu. Her fuara katılacak olursanız, bu sefer de yazmaya, yeni eserler çıkartmaya fırsat bulamayabilirsiniz?
Günümüz düşünce insanları kültür iktidarından bahsediyorlar. Doğrudur. Bu, ülkeler kadar, şehirler için de geçerli bir öngörü. Şahsım adına katılıyorum bu düşünceye. Kültür iktidarına giden yollardan biri de hiç şüphesiz ki kitap fuarlarıdır. Fuarlar ve o fuarlara olan ilgi, şehirlerin kalınmışlığı ve kültürel gelişmişliği ile doğrudan bağlantılı.
Nüfusu benim bildiğim kadarıyla bir milyon otuzu geçmiş, ekonomik kalkınmışlığı ile pek çok şehre fark atmış, hatta model oluşturmuş, siyasetçisi, politikacısı ile ülkeye yön veren, başarılı bir cumhurbaşkanı çıkartmış bu şehre, Kayseri’mize ne yazık ki fuarsızlık yakışmıyor. Bu serzenişi, bu şehirde yaşayan binlerce insandan, kültür aşıklarından, kitapseverden duymak mümkün. Hatırlayın lütfen, geçen sene durumdan vazife çıkartan birkaç arkadaş sorumluluk almış ve bu işe soyunmuştu. Yayın evleri ile irtibata geçmişler ve güçleri, imkânları nispetince bir iş ortaya çıkartıp Hunat Hatun Medresesinde kitap fuarı açmışlardı. Kendilerine tekrar teşekkür ediyoruz. Ancak yapılan iş, Anadolu’nun unutulmuş bir ilinin küçük bir kasabasında, hadi biz de fuar açalım kabilinden bir şeydi. Arkadaşların yaptıklarını küçümsemek adına söylemiyorum bunu, yanlış anlaşılmasın. Hayata geçirilen hiçbir iş küçümsenmez. Bu kenti yöneten yetkililerin de sorumluluk alması adına ifade ediyorum düşüncelerimi. Kaldı ki, her ne kadar şehri yönetenler iştirak etmeseler de Kayseri halkı üzerlerine düşeni yapmış ve yoğun bir katılım yaşanmıştı o fuarda.
Katıldığım fuarlarda bir Kayserili yazar olarak zatıma en çok sorulan sorulardan birisi bu, “Kayseri’de neden bir fuar yok?” Haydi, açıklayın açıklayabilirseniz. İleri sürdüğünüz hiçbir gerekçe gerçekçi, inandırıcı, tatmin edici değil. Olamaz da zaten. Ancak sus pus olup, konuyu başka meseleleri gündeme getirerek geçiştirmeye çalışırsınız. Çünkü burada suçlanan her ne kadar yöneticilerimiz olsa da, aslında biz kültür insanları da suçlanıyoruz. Zira, şehri yönetenlere neden durumu aktarmadığımızı soruyorlar. Un var, yağ var, şeker var, ama helva yok ortada.
Belediyemiz şimdiye kadar pek çok işe el attı ve alnının akıyla bu işlerin içinden çıkmayı başardı, biz buna şahidiz ve takdir de ediyoruz. Oktay Durukan Bey gayet başarılı bir belediye bürokratı. Daha önce hayal bile etmediğimiz pek çok kültürel faaliyete Kayseri’de imza attı. Burada tek tek sayacak değilim bu faaliyetleri, bu şehirde yaşayanlar görüyorlar elbette.
Ancak bu fuar işi mutlaka yapılmalı ve Makarr-ı Ulema Şehri olan Kayseri, bu kültürel faaliyetten geri kalmamalı. Üstelik, şehrimizin tanıtımı için de güzel bir fırsattır fuarlar. Düşünsenize, eli kalem tutan, düşüncelerine önem verilen, kim ulusal gazetede, kimi dergide yazı kaleme alan, kimi televizyon programı yapan, sözü geçen, lafı dinlenen onlarca yazar ve yayınevi sahibi memleketinize gelecek, üç beş gün kalacak, şehri gezecek ve gittikleri zaman Kayseri ile ilgili izlenimlerini anlatacaklar. Bundan daha güzel bir tanıtım olabilir mi?
Yetkililere sesleniyorum; ne olur bizi bu sorgulamadan kurtarın, Kayseri’nin sadece bir ekonomi, ticaret şehri olmadığını, aynı zamanda bir kültür kenti olduğunu da gösterin. Biz yazarlar, düşünce insanları üzerlerimize düşeni yapmaya hazırız.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
