Kıytırık bir fotoğraf üzerinden fırtınalar koparmak…
İnternette, haber sitelerinde, özellikle de sosyal medyada bugünlerde bir fotoğraf yoğun olarak dolaşıyor. Sanırım görmeyeniniz, duymayanınız kalmamıştır. Koca koca köşe yazarları 28 şubat kalıntısı bir alışkanlıkla duru
İnternette, haber sitelerinde, özellikle de sosyal medyada bugünlerde bir fotoğraf yoğun olarak dolaşıyor. Sanırım görmeyeniniz, duymayanınız kalmamıştır. Koca koca köşe yazarları 28 şubat kalıntısı bir alışkanlıkla durumdan vazife çıkartarak fotoğrafı köşelerine taşımışlar. Fotoğraf üzerinden de hakarete varan ifadelerle yorumlar, saldırılar yapmışlar.
Olayı özetleyecek olursak kısaca şu; imam hatip lisesi öğrencileri Atatürk büstü önünde eğlenerek fotoğraf çektirmişler. Elleri ve kollarıyla da rahat durmayarak büst üzerinde değişik hareketler yapmışlar. Büyüklerin ideolojik dünyasına göre vaziyeti yorumlarsak eğer, kimi kesimlerce Atatürk’e karşı suç kabul edilen bir takım hareketler içinde bulunmuşlar. Amacı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olan kimileri bu fotoğraf üzerinden hemen bir dindar nesil portresi peydahlayarak, “olmaz böyle şey, nasıl olur, atamıza bunu nasıl yaparlar, işte dindar neslin geleceği…” gibi bir takım art niyetli yorumlar içine girmişler köşelerinde.
Şimdi, fotoğraftaki kızlara bakarsanız şunu görürsünüz, hiç birisinin yaşı on sekizi geçmemiş. Yani reşit değiller. Çocuk hakları sözleşmesi, 18 yaşına kadar herkesin çocuk olduğunu söyler bize. Ve çocuklar, hata yapa yapa öğrenirler.
Yaptıkları şeyin büyüklerin dünyasında suç olarak kabul edileceğini, olayın bu noktaya gelip hakaret olarak algılanacağını, kendileri üzerinden kin furyası estirilerek tüm dindarlara saldırılacağını bilememiş, hesaplayamamış çocuklar. Hani, taş atan çocuklar yasası vardı, hatırlar mısınız? Orada polise taş atan çocukların yaşlarının reşit olmadığından yola çıkılarak hapse tıkılmalarının doğru olmayacağı vurgulanıp, yasa çıkartılmıştı. Aynı olay değil mi bu…
Sonra, çocuklar bunun suç olduğunu bilseler, akıl dünyasında kavrasalar, suçlarının bir ispatı olan bu fotoğrafı hiç çektirirler mi? Hadi çektirdiler diyelim, çektirseler bile yayınlarlar mı?
Siz hiç bir hırsızın hem hırsızlık yaptığını, hem de yaptığı hırsızlığı kameraya aldığını, onu da internette yayınladığını, gazetelere gönderdiğini gördünüz, duydunuz mu hiç?
Anladığım şu, kıytırık bir fotoğraf üzerinden niyet okuyuculuğuna soyunarak bir bardak suda fırtına kopartanların amacı da Atatürk’ü korumak falan değil aslında. Bir yandan bu fotoğraf üzerinden dindarlara saldırırken, diğer yandan da siyasi iktidarı yıpratmaya çalışmak, asıl amaç bu. Fotoğraf üzerinden yola çıkarak kalem oynatanların mürekkeplerinden nefret tohumlarının damladığını görüyorum ve ülkem adına, insanlarım adına kaygılanıyorum.
Allah aşkına, insaf edin biraz ne olur, şu çocukların gözlerinin içine bakın bir, hiç kin gözler var mı bu bakışlarda? İntikam ya da nefret bakışları görüyor musunuz? Kendi bakış açılarınızla değil, çocukların bakışına göre değerlendirin vaziyeti.
Çocuk onlar daha çocuk… Fotoğraf doğru ya da yanlış demiyorum, Bir gerçeği ortaya koymaya, dumura uğramış ideolojik beyinlere çağrı yapmaya çalışıyorum. Bu yaşlarda çocuk sahibi olanlar, kendi evlatlarınız üzerinden düşünün lütfen olayı. Sizinkiler de farkında olmadan pekala yapabilirler bunu. Ne yani, onları dışlayalım mı, evlatlıktan
kovalım mı, dövelim mi, atalım mı..? Ne yapalım..? Siz hiç genç olmadınız mı? Gençken çılgınlık yapmak istemediniz mi? Yapmadınız mı? Annenizden şimdiki yaşınızda mı doğdunuz..? Hiç mi gelişme evresi geçirmediniz..!
Mesela, o yaşlarda benim çektirdiğim fotoğrafların pek çoğunda, şaka olsun diye arkadaşlarımın kafalarına kulak yapmışımdır. Bu hakaret mi şimdi? Gülüp geçtik biz o zamanlar. Tatlı bir anı olarak arkadaşlarımızla karşılaştığımızda birbirimize anlatıp güleriz hala o tatlı anları, ne var bunda.
Kafalarınca laikleri harekete geçirerek dindarlar üzerine saldırtmaya, halkın arasına kin ve nefret tohumları saçmaya çalışıyorlar, farkında mısınız? Tam 312. Maddelik yani…
Sonra, bu çocukların Atatürk sevgisini ölçmek size, bize mi kalmış? Sahi böyle bir ölçü aleti var mı? Varsa eğer, sizin sevginizi de ölçmek isterim doğrusu.
Peki, bu fotoğraf üzerinden niyet okuyuculuğu yaparak dindarlara saldıran, aşağılayan şu yorumcular, gazeteciler, başı açık kızların da Atatürk’ün arkasından kulak işareti yapmalarına neden bir satır kalem oynatmazlar? Neden sus pus oldular? Neden laiklere karşı da o aşağılayıcı, nefret uyandırıcı yorumlarını görmüyoruz köşelerinde? Neden dut yemiş bülbül misali üç maymunu oynuyorlar? Çünkü, söylediğim gibi onların derdi Atatürk sevgisi falan değil, dindarlara sövmek, aşağılamak. Hazır fırsat ellerine geçmişken, vur abalıya hikayesi yani…
Ne olur anlayın şunu artık, bu çocuklar bizim, hepimizin… “Başörtülüler benim, ötekiler sizin…” Böyle bir şey yok. Bu mantık tamamen yanlış. Eğer ortada bir yanlış var diyorsanız, bu yanlışı yapanlar bizim, hepimizin çocukları. Bizden yada sizden değil, hepsi bizim yani...
Fark eden bir şey yok, başı açık ya da kapalı, çocukların niyeti Atatürk’e hakaret etmek, aşağılamak falan değil. Bunlar saçma yorumlar.
Yine söylüyorum, hiç birinin bakışlarında kin, nefret, aşağılamak bakışı yok. Bakın hele samimiyetle, içtenlikle, ideolojik duygularınızdan sıyrılarak, bunu göreceksiniz.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
