Krizin sonrası
Krizi çözerken yapılacak hataları fark etmek için sonrasına bakmak lâzım. Bu kriz de diğer krizler gibi şöyle veya böyle sona erecek. Sıcak başka gündemler öne geçecek. Geride hangi kalıcı hasarları bırakacak? Hangi yeni
Krizi çözerken yapılacak hataları fark etmek için sonrasına bakmak lâzım.
Bu kriz de diğer krizler gibi şöyle veya böyle sona erecek. Sıcak başka gündemler öne geçecek. Geride hangi kalıcı hasarları bırakacak? Hangi yeni süreçleri harekete geçirecek? Veya siyaset, krizi bir fırsata dönüştürerek üzerine bastığı zemin için daha sağlam temeller inşa etme becerisi gösterebilecek mi?
Meclis'in gündemine aldığı MİT yasasındaki değişiklik, krizin çözülmediğini, savaşın devam ettiğini anlatıyor. Bulunan çözüm, kavganın doğrudan MİT müsteşarı etrafında sürdüğünü ve Başbakan'ın onu korumak için yasa çıkarttığını gösteriyor. Kanun tasarısında "MİT görevlileri" dışında "...veya Başbakan'ın görevlendirdiği kişiler" tanımına, olay olarak Oslo görüşmeleri ve kişi olarak da o gün resmen bu teşkilatta görev yapmayan Hakan Fidan giriyor. Kanun ancak bu haliyle çıkarsa, Başbakan kendi görevlendirdiği kişiyi koruma yetkisine sahip olacak. Peki, kanun bu şekilde çıkar ve bugün için fiilen önümüzde duran kriz, bu kanun değişikliği ile çözülürse, bu çözüm hangi yeni gelişmelere yol açacak?
"Başbakan çetesini kuruyor" suçlaması, haksız bir eleştiri. Çünkü bulunan formül, Başbakan'ın pozisyonunu kuvvetlendirmiyor; tersine üzerine aldığı riski arttırıyor. Başbakan sorunu, kişisel konumunu feda ederek ve siyasî sorumluluğunu ağırlaştırarak çözmüş oluyor. Suç işlediği iddia edilen birinin, yargı karşısında Başbakan tarafından korunması, her şeyden önce suç iddiasının soruşturulmasını ve doğal olarak aklanmayı da engeller. Üstelik Başbakan bu yetkiyi gizli kapaklı kullanamaz; yargı alınamayan soruşturma izinlerini açıkladığı zaman Başbakan siyasî olarak zor duruma düşer. Kısaca bu kanun değişikliğinin siyasî olarak Başbakan'ı yıpratan bir yönü var.
İkinci olarak Başbakan bu yetkiyi MİT müsteşarı için aldığı zaman, Ergenekon tutukluları için de benzer bir güce kavuşmuş olacak. Yargı karşısında MİT mensupları ve "görevlendirdiği kişiler" için ihdas edilen bu istisnaî yetki, Başbakan'ı potansiyel olarak işleyen yargı süreçlerini durduracak bir konuma getiriyor. Meselenin yargı-yürütme dengesinin ötesinde, darbe soruşturmaları için yürütmeyi yetkili kılma boyutundan bahsediyorum. Başbakan'ın darbe kovuşturmaları için kullandığı "yargının işine karışamam" argümanı, bu kanun ile çökmüş oluyor. Benzer bir kanun değişikliği, cezaevinde bulunan muvazzaf generalleri de dışarı çıkartmaya yetmez mi? Tehlikeli olan nokta, Başbakan'ın bu konuda pazarlık yapılacak taraf haline gelmesi. Bu güç siyaseten onu zora sokacaktır.
Üçüncü olarak bu kriz, devlet içinde görev yapan güvenlik birimlerini karşı karşıya getirdi. Terörle mücadelede Askerî kanat ile koordinasyon yeni sağlanmış iken, bu sefer Emniyet birimleri bu krizle birlikte çemberin dışına alındı. Terörle mücadelenin özellikle "istihbarat ve önleme" kısmı Emniyet'in uhdesinde. Üstelik PKK genel bir taarruz halinde. Krizin savaşarak ve bir tarafın iradesini karşı tarafa zorlayarak çözülmesi, terörle mücadelede zaafa yol açabilir.
Bu kriz devlet içinde ve erkler arasında bir kriz. Yürütmenin bu krizi çözmek için bulduğu formül, yargının elindeki yetkiyi yasama organını devreye sokarak almaktan ibaret. Ama bu çözüm, başka krizleri başlatabilir.
Başsavcı Vekili Fikret Seçen'in altı maddelik açıklaması net. Oslo görüşmelerini ve terör sorununa siyasî çözümleri soruşturmadıklarını söylüyor. O zaman MİT yöneticileri ile ilgili bir yargı tasarrufunun söz konusu olmaması gerekir. Şayet alt kademede MİT mensupları terör eylemlerine karışmış ve suç işlemişlerse, yargı bir engelle karşılaşmamalı. Bazı haber elemanları, işledikleri suça karşı koruma bekliyorsa buna zaten MİT'in alet olması düşünülemez.
Krizin, bütün iplerin atıldığı bir restleşmeye dönüştüğü görülüyor. MİT'in içini kurcalayacak ve Başbakan'ı karşısına alacak kadar cesur bir yargı, hukuk devleti adına bir iddia. MİT ise, Kürt sorununda siyasî çözümün ana karargâhı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan bu konularda donanımlı, birikimli bir uzman. Başbakan ise, elini taşın altına koymuş ve çözümü bulacak iradeye ve güce sahip bir lider. Hepsi birlikte ve sadece uyum içinde iken Türkiye zorlu sorunların üstesinden gelebilir. Öyleyse bu kriz erkler arasında uzlaşarak çözülmeli.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
