Kültür, Sanat, Edebiyat ve Eğitim Programları…
“Tanışalım, Konuşalım” isimli, sosyal, kültürel ve sanat içerikli programımın kanalı Erciyes Tv. el değiştirdi. Yani, patron değişti. Bundan sonra canlı yayın yok sizin anlayacağınız. Erciyes Tv. banttan yayın yapmak ve
“Tanışalım, Konuşalım” isimli, sosyal, kültürel ve sanat içerikli programımın kanalı Erciyes Tv. el değiştirdi. Yani, patron değişti. Bundan sonra canlı yayın yok sizin anlayacağınız. Erciyes Tv. banttan yayın yapmak ve sadece müzik kanalı olmak şartıyla kalan hayatına devam edecek. Tabiri caizse hastalandı ve şu anda yoğun bakımda, can çekişiyor. Kay-Tv’yi de aynı akıbet bekliyor desem yalan olmaz hani. Anladığım kadarıyla zarar ettirmişler televizyona ve yeni sahibi de küçülme kararı almış. Zaten benim derdim de televizyonun el değiştirmesi falan değil, kanallardaki kültür sanat programlarının son bulması.
Kayseri’mizin, benim bildiğim yerel bazda yedi adet televizyonu var. Bunlardan dört tanesi ulusal, üç tanesi de yerel bazda yayın yapıyor. Seyredenler bilirler; en çok izlenenler haber programlarıdır. Ardından, eğer seçim dönemiyse siyaset, politika programları takip edilir. Seçim dönemi değilse pek siyasi içerikli programlara bakılmaz, halkı gündemine girmez.
İddia ediyorum, yerel kanallarda günlük haber programlarından sonra en çok izlenenler kültür, sanat, edebiyat ve eğitim içerikli yayınlardır. Üstelik, masrafı da en az programlardır bunlar. Ne programı yapan kişi ücret ister, ne konuk olanlar böyle bir talepte bulunurlar, ne de televizyonu yönetenlerin böyle bir şey aklından geçer. Buna rağmen işe bakın ki televizyonların en az yer verdiği programlar da kültür, sanat ve eğitim programları. Bu bir açmaz değil mi?
Bunu nerden biliyorsun diye soracak olursanız eğer, gerek izleyicilerin beni arayıp tebrik etmesinden, gerek elektronik postama düşen mesajlardan, gerek sosyal medya hesabıma gönderilen iletilerden ve gerekse de yüzüme karşı dile getirilen cümlelerden biliyorum. Yerel yöneticilerden tutun da, sıradan vatandaşa kadar pek çok mesaj gelir. Zira bu tür programlar o şehrin kültür, sanat ve edebiyatına ayna tutan yerli yapımlarıdır. Konuk edilenler de o şehrin insanları olup, birilerinin akrabası, birilerinin hısımı, birilerinin de bilmem neyidir.
Bir realite anlatırlar hani, bir âdem ekonomik dar boğaza düştüğü an bütçeyi rayına oturtmak, gelir gider dengesini kurmak için, işe ilk baştan abone olduğu gazeteden, dergilerden başlar, hemen eve aldığı kitaplara son verirmiş. Zira bunları fuzuli masraf olarak görürmüş. Gazeteler, televizyonlar da böyle her ne hikmetse.
Çok izlenmesine, ucuz maliyetli olmasına, televizyon kanallarında zaten kendine zor bela yer bulmasına rağmen kültür, sanat ve edebiyat programların akıbeti nedense hiç şaşmaz. Gazetelere bakın, onlarda öyledir ve çoğu gazetenin kültür, sanat, edebiyat bölümü yoktur bile. Şehirdeki bu tür faaliyetleri önemli bulmazlar, yer de vermek istemezler. Onlara göre bu tür haberler, programlar para getirmez. Para getiren işler ciddidir ve o tür haberlere yer vermek gerekir.
Oysa o şehrin estetiğe, sanata, güzelliğe, yaşamın anlamını keşfetmeye ihtiyacı yok mudur? O kentte neler yaşanıyor, öğrenmeye hakkı yok mudur?
Şehirler, kentlerdeki fabrikalarla, iş yerleriyle, caddeleriyle, sokaklarıyla, kaldırım taşlarıyla anılmaz, akıllarda kalmaz. Kayser denilince mesela Mimar Sinan akla gelir ilk olarak. Davut-el Kayseri, Kadı Burhanettin, Seyyid Burhanettin Hazretleri ve diğerleri... Yakın tarihimizde Hasan Nail Canat, Mustafa Miyasoğlu, Ümit Fehmi Sorgunlu… İstanbul’da yaşayan ve bu memleketi bilen birine caddeleri, kaldırımları, sokakları sorsanız bilmez ama, ismini andığım, yer darlığından dolayı anamadığım daha pek çok simayı bilirler, tanırlar. Kayseri denilince o isimler, o isimler anılınca Kayseri akla gelir.
Lafı çok uzatmaya, eğip bükmeye gerek yok. Sanırım meramım anlaşılmıştır. Kültür, sanat, edebiyat ve eğitim içerikli televizyon programlarının sayısını azaltmayı bırakın, artırırlar diye temenni etmekten başka söylenecek pek bir şey yok sanırım.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
