Milli Eğitim kararnamesi
Dün yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı kuruluş ve örgütlenmesini düzenleyen Kanun Hükmünde Kararname (KHK), şimdiye kadar çıkanların önüne geçti. Anlamı, özü ve biçimi bakımından dikkat çeken bu KHK, birçok değişiklik get
Dün yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı kuruluş ve örgütlenmesini düzenleyen Kanun Hükmünde Kararname (KHK), şimdiye kadar çıkanların önüne geçti. Anlamı, özü ve biçimi bakımından dikkat çeken bu KHK, birçok değişiklik getiriyor. Bunlardan bir kısmını sıralayacağım:
Teknik ve etiğe uygun KHK
1/ Bu KHK’nın son iki ay yayımlanan 7 KHK’dan yasa hazırlama tekniği ve ahlakı bakımından farkı var. Yasanın amaç ve konusu dışına çıkılmamış, bir bakanlıkla sınırlı kalınmış. Önceki 3797 sayılı Teşkilat Kanunu’nun dağınıklığı bu KHK ile toplanmıştır. Hizmet birimleri azaltılmış, hükümler sadeleştirilmiştir.
Dokunulmaz yasalar
2/ 1961’den beri anayasalarımızda, “Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz” olarak tanımlanan kanunlardan biri de 3.3.1924 tarihli Tevhidi Tedrisat Kanunu’dur (TTK). Milli Eğitim’le ilgili yasalar, ‘devrim kanunları’ arasındaki bu kanunla birlikte, 1973 yılında Naim Talu’nun başbakanlığında çıkarılan ‘Milli Eğitim Temel Kanunu’na (METK) da dokunulmadan çıkarılmıştır. Son çıkan KHK’da da bu anlayışa uyularak TTK ve METK’ya değinilmemiş, ancak onlara karşı sayılacak hükümler konulmuş, eskiler korunmuştur.
Atatürk inkılapları ve milliyetçiliğin çıkarıldığı ‘Amaç’
3/ Çok önemli madde, ‘Amaç’ maddesindedir. Yanda üç kanundaki amaç maddesiyle, son yayımlanan KHK’daki amaç maddelerinin ilk fıkraları bulunmaktadır. Görüldüğü gibi bariz fark, ‘Atatürk inkılaplarına’ ve ‘Türk milliyetçiliğine’ bağlı, ‘Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen’, ‘koruyan’, ‘geliştiren’ ibarelerinin KHK’da bulunmamasıdır.
Bu fıkra ile, bugünkü yönetimin önceki yönetimlerle, devlet ve eğitim anlayışındaki önemli bir farkını ortaya koymaktadır. Bu anlayış, eğitimle ilgili kanun kadar, yeni anayasamız için de çok tartışılacaktır, tartışılmalıdır! Herhalde her parti kadar, özellikle BDP’nin, hemen dün söylemesi gerekenler vardı; belki söylemişlerdir. Ben getirilen bu yeni yaklaşımın yanındayım; yazım hariç, esas olarak görüşün doğruluğuna inanıyorum.
Sözleşmeliye geçiş
4/ KHK’da, bakanlığın üst kademelerindeki yöneticilerin ‘sözleşmeli’ sisteme geçirilmesi kabul edilmektedir. İlke olarak, bunların ve il teşkilatındaki müdürlerin görevleri, dün ‘hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona’ ermiştir! Diğer bakanlıklarla ilgili KHK’larda da bulunan hükümlerle, işlerin devamı sağlanmakla birlikte, değişikliklerle anlaşılmaz hale gelen 657 sayılı devlet personel düzeni kanunuyla birlikte düşünüldüğünde, yeni kadro–sözleşme–düzeninin uygulanma zorluğu açıktır.
Sözleşmeli personele ödenecek ücretler, yeni bir ‘personel ödeme kuralı’ getirmektedir.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
