Muhacir olmak…
Cumartesi günü güzel ilçemiz Reyhanlı’da yaşanan bombalama eyleminde yaşamını yitiren kırk üç vatandaşımıza Allah’tan rahmet, acılı ailelerine baş sağlığı diliyorum. Allah bu aziz millete bir daha böyle acılar yaşatmasın
Cumartesi günü güzel ilçemiz Reyhanlı’da yaşanan bombalama eyleminde yaşamını yitiren kırk üç vatandaşımıza Allah’tan rahmet, acılı ailelerine baş sağlığı diliyorum. Allah bu aziz millete bir daha böyle acılar yaşatmasın temennisinde bulunmak istiyorum. Konuşmak zor, üzüntüyü dile getirmek, acıları tekrar yaşatmak anlamına geliyor. Biliyorum, yine de birkaç kelam etmek sanırım yanan yüreklerin ferahlaması için iyi olacaktır diye düşünüyorum.
Şunu biliyoruz ki; bu bomba eylemi milletimizin birlik ve beraberliğine atılan, terör bitti derken oluşan güven ortamını yıkmayı hedefleyen, Suriyeli sığınmacılara düşmanlık beslememizi sağlamak isteyen, siyasete dönük aşağılık, menfur bir eylemdir. İstediklerini başarmalarına asla müsaade etmeyeceğimizi buradan ilan etmek istiyorum. Zira Suriye’den gelenler de bizim kardeşlerimizdir. Suriye şu anda uluslararası aktörlük yarışında büyük güçlerin birbirlerini denediği, yokladığı kocaman bir arenadan başka bir şey değildir.
Tarih şahittir. Hatırlayınız; sığınmacı dediklerimiz, İttihatçılar on yıl gibi kısa bir sürede batılı iş birlikçileriyle ülkeyi parçaladıktan sonra cetvelle çizdikleri Türkiye sınırının ötesinde, suni Suriye coğrafyasında kalan Osmanlılardır aslında. Bırakın mazlum anlamında Suriyeli sığınmacılara sahip çıkmamız gerektiğini, orada yaşayan üç ile dört milyon civarında Türkmen kardeşimiz de vardır aralarında. Eğer ki vakti zamanında bizim dedelerimiz de o coğrafyada yaşamış olsaydı, belki bizler de bugün Suriye vatandaşı olup, Esed zulmüne, aşağılık politikalarına düçar kalmak zorunda kalacak, sığınmacı olacaktık. Bugün Türkiye’mizde konfor ve müreffeh içinde bir yaşam sürdürüyor olmamız, oradaki ya da dünyanın bir başka bölgesindeki zulme, haksızlığa, işkenceye bihaber kalmamızı gerektirmez. Ekmeğimizden bir parça bölüp onlara vermiş olmamız bize bir şey kaybettirmez, aksine dünyada var olan Türklük şanına katkı sağlayacaktır. Esed zulmünden kaçarken insanların yaşadıkları sıkıntılar, gözyaşları, acılar, çileler kameralara, fotoğraf objektifine yansıyor, sizler de izliyorsunuz. Bu görüntüleri seyrederken bile şok geçiriyorum ben. Bana ya da bir yakınıma aynısını yapıldığını düşününce çıldıracak gibi oluyorum. Hal böyleyken, unutmamak gerekir ki, Reyhanlı’daki bombalama eylemini bahane ederek asıl suçluyu görmezden gelip Suriyeli sığınmacılara saldırmak, sıkıştırmak, Esed’in kanlı politikalarını destek vermek anlamına gelir.
Zaman zaman tarihimizde göçler olmadı mı? Balkan göçleriyle vatanlarını terk edip Anadolu’ya sığınan yurttaşlarımızı unutmadığımız gibi, 93 harbiyle doğunun elimizden çıkmasının bir sonucu olarak göçe mecbur tutulan ırkdaşlarımızı da unutmadık, bağrımızı, kucağımızı açtık. Hatta eşim 93 muhaciri bir aileye mensuptur.
Rahmetli Turgut ÖZAL döneminde Bulgar faşist yönetiminin baskısı sonucu ülkeyi terk etmek zorunda kalan ırkdaşlarımıza kapımızı açmasaydık da ne yapsaydık yani? Bugün, Suriyeli sığınmacılara kızan Bulgar kökenli Türk vatandaşlarını görünce anlayamıyorum doğrusu. Aynı şey vakti zamanında onların da başına gelmişti halbuki. Zulme düçar kalmışlar, vatanlarını, doğdukları toprakları terk ederek, son bir ümitle Türkiye’ye sığınmışlardı. Ne çabuk unuttular başlarına gelenleri, çektikleri çileleri.
Bir başka örnek de alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber efendimizden. Efendimiz Mekke’den göçe zorlandığında, Medine O’na ve dava arkadaşlarına kucak açmamış mıydı? Ümitler yeniden yeşermemiş miydi? Mekkeli müşriklerin her türlü taarruzuna, tehdidine rağmen Medineli Müslümanlar onları bağrına basmamış mıydı? Efendiler efendisi Medineli her bir Müslüman’ı, Mekkeli muhacirlere kardeş kılmamış mıydı? Kardeşliğin, insanlığın gereği bu değil midir?
Sözü fazla uzatmaya hacet yok. Okumaya okumaya, İslam tarihini, peygamber efendimizin öğretilerini de unutmuş görünüyoruz. Unutmayalım ki İslam sadece ibadetler bütünü değildir. Onun sosyal yönü de vardır ve kardeşlik, düşenin elinden tutmak da bunlardan sadece bir kaçıdır. Ve Müslümanlar da bundan sorumludur.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
