DOLAR49,45
EURO55,62
BITCOIN4.014.390
12° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 715 okunma

Mümbit Şehir; Kayseri

Son günlerde Kayseri’de pek çok yazar arkadaşın kitabı çıkmaya başladı. Sezon bereketli açıldı diyebiliriz. Sanki eylül-ekim ayı da kitapların çıkmasını bekler gibiymiş. Benim bildiğim, en son Hüdaverdi Aydoğdu Bey’in, “

Son günlerde Kayseri’de pek çok yazar arkadaşın kitabı çıkmaya başladı. Sezon bereketli açıldı diyebiliriz. Sanki eylül-ekim ayı da kitapların çıkmasını bekler gibiymiş.  Benim bildiğim, en son Hüdaverdi Aydoğdu Bey’in, “Güne Uyanan Şehir” isminde, deneme tadında harika bir hikâye kitabı okuyucu ile buluştu. Ondan önce de edebiyat adına Kayseri’de derin bir iz bırakan, yaklaşık elli yıllık birikimiyle/tecrübesiyle şehirle özdeşleşen, bugünden yarına kalacaklar listesinin en başındaki isim Emir KALKAN’ın, “Yurttaş Sokak” isimli şehir hikâyeleri çıkmıştı. Kitapların nerdeyse hepsi de ulusalda çıkıyor. Eserlerin arkasının geleceği de kesin, zira bu topraklar doğurgan, Anadolu bereketli, insanları verimli, çalışkan…

Ama bana öyle geliyor ki, bir sıkıntı da var aşamadığımız. Nasıl mı? Şöyle ki;

Şehirler vardır düşünce insanlarıyla anılan, kentler vardır ismi söylendiği zaman hemen yazarlarıyla, şairiyle, sanatçısıyla akla gelen, hafızalara kazınan. Bu konuda pek çok şehri ve yazarı örnek vermek mümkün. Hemen yanı başımızdaki Sivas mesela. Ekonomik döngü olarak Kayseri’nin eline su dökemeyecek bu şehir bile bu manada bizden çok ilerde. (Ekonomik gelişmeyi, ticari başarıyı, taşa, caddeye, alt yapıya yatırımı başarı olarak gören yöneticilerin bunu biz egurur kaynağı olarak sundukları için işin içine kattım, bilesiniz.) Aklıma ilk gelen isim Ahmet Turan ALKAN. Hem Sivas’ta, hem Türkiye’de marka bir ad ve onun ismi anılınca akla hemen Sivas geliyor. Hatta bazı iller var ki bu işi çok daha ileriye götürüp, yazarının heykelini şehir meydanına dikmiştir. Afyon mesela; o koskoca şehir İskender PALA’nın heykelini şehir meydanına, merkezin tam ortasına kondurmuştur gururla. Bu aynı zamanda Afyon’un yazara, sanata, sanatçıya, kültüre sahip çıktığını da gösterir.

Bu şehirde de kalemi çok güçlü yazarların olduğunu, işin içinde biri olarak iyi biliyorum. Şehrin tarihinden gelen bir birikim var her şeyden önce. Kayseri’ye tarihte, makarr-ı ulemâ (ilmin merkezi) dendiğini hepimiz biliyoruz. Bu tabiri bugün de şehir olarak hak etmemiz gerekiyor.

Her dalda usta, velut eserler veriyor Kayserili yazarlar. Ses de getiriyorlar hazırladıkları dosyalarla, yaptıkları çalışmalarla. Öyle olmasa ulusal yayınevleri kitaplarını basmak istemezler, değil mi?  Şiir, deneme, hikaye, roman… Hatta dergicilikte bile pek çok şehirden fersah fersah ilerdeyiz.

İlerdeyiz ama hala ulusalda ses getiren, ismi bu şehirle müsemma bir yazarımız, şairimiz, sanat erbabımız yok diyebilirim. Bu benim görüşüm, katılmayabilir, eleştirebilirsiniz. Bu acı durum bugün bir sıkıntı olduğu gibi, yarına miras da bir sıkıntı. Sorun, bugün küçük gibi görünse de yarın katlanarak, ivme kazanarak, altından kalkamayacağımız oranda büyüyerek karşımıza çıkacağı kesin. Sorunu bugün çözmek elzem. Bu sıkıntıyı biz görüyorsak, yazarlarımız, şairlerimiz, sanatçılarımız görüyorsa, sıkıntı çekiyorlarsa, bu şehri yönetenler de görmeli, elini taşın altına koymalı, projeler üretmelidir. Bu, bugünden yarına, bir çırpıda, anında çözülebilecek bir sorun değildir, biliyoruz. Öncelikle tasa ister, ardından zaman ister, sonra düşünmek, proje geliştirmek, kafa yormak ister.

Unutmamak gerekir ki, hiçbir ekonomik kalkınmışlık, alt yapısı kültür, sanat ve eğitimle desteklenmedikçe zirvede kalmaz/kalamaz. Yaratanın kuralı böyle, biz sadece tekrarlıyoruz.

Son günlerde Kayseri’de pek çok yazar arkadaşın kitabı çıkmaya başladı. Sezon bereketli açıldı diyebiliriz. Sanki eylül-ekim ayı da kitapların çıkmasını bekler gibiymiş.  Benim bildiğim, en son Hüdaverdi Aydoğdu Bey’in, “Güne Uyanan Şehir” isminde, deneme tadında harika bir hikâye kitabı okuyucu ile buluştu. Ondan önce de edebiyat adına Kayseri’de derin bir iz bırakan, yaklaşık elli yıllık birikimiyle/tecrübesiyle şehirle özdeşleşen, bugünden yarına kalacaklar listesinin en başındaki isim Emir KALKAN’ın, “Yurttaş Sokak” isimli şehir hikâyeleri çıkmıştı. Kitapların nerdeyse hepsi de ulusalda çıkıyor. Eserlerin arkasının geleceği de kesin, zira bu topraklar doğurgan, Anadolu bereketli, insanları verimli, çalışkan…

Ama bana öyle geliyor ki, bir sıkıntı da var aşamadığımız. Nasıl mı? Şöyle ki;

Şehirler vardır düşünce insanlarıyla anılan, kentler vardır ismi söylendiği zaman hemen yazarlarıyla, şairiyle, sanatçısıyla akla gelen, hafızalara kazınan. Bu konuda pek çok şehri ve yazarı örnek vermek mümkün. Hemen yanı başımızdaki Sivas mesela. Ekonomik döngü olarak Kayseri’nin eline su dökemeyecek bu şehir bile bu manada bizden çok ilerde. (Ekonomik gelişmeyi, ticari başarıyı, taşa, caddeye, alt yapıya yatırımı başarı olarak gören yöneticilerin bunu biz egurur kaynağı olarak sundukları için işin içine kattım, bilesiniz.) Aklıma ilk gelen isim Ahmet Turan ALKAN. Hem Sivas’ta, hem Türkiye’de marka bir ad ve onun ismi anılınca akla hemen Sivas geliyor. Hatta bazı iller var ki bu işi çok daha ileriye götürüp, yazarının heykelini şehir meydanına dikmiştir. Afyon mesela; o koskoca şehir İskender PALA’nın heykelini şehir meydanına, merkezin tam ortasına kondurmuştur gururla. Bu aynı zamanda Afyon’un yazara, sanata, sanatçıya, kültüre sahip çıktığını da gösterir.

Bu şehirde de kalemi çok güçlü yazarların olduğunu, işin içinde biri olarak iyi biliyorum. Şehrin tarihinden gelen bir birikim var her şeyden önce. Kayseri’ye tarihte, makarr-ı ulemâ (ilmin merkezi) dendiğini hepimiz biliyoruz. Bu tabiri bugün de şehir olarak hak etmemiz gerekiyor.

Her dalda usta, velut eserler veriyor Kayserili yazarlar. Ses de getiriyorlar hazırladıkları dosyalarla, yaptıkları çalışmalarla. Öyle olmasa ulusal yayınevleri kitaplarını basmak istemezler, değil mi?  Şiir, deneme, hikaye, roman… Hatta dergicilikte bile pek çok şehirden fersah fersah ilerdeyiz.

İlerdeyiz ama hala ulusalda ses getiren, ismi bu şehirle müsemma bir yazarımız, şairimiz, sanat erbabımız yok diyebilirim. Bu benim görüşüm, katılmayabilir, eleştirebilirsiniz. Bu acı durum bugün bir sıkıntı olduğu gibi, yarına miras da bir sıkıntı. Sorun, bugün küçük gibi görünse de yarın katlanarak, ivme kazanarak, altından kalkamayacağımız oranda büyüyerek karşımıza çıkacağı kesin. Sorunu bugün çözmek elzem. Bu sıkıntıyı biz görüyorsak, yazarlarımız, şairlerimiz, sanatçılarımız görüyorsa, sıkıntı çekiyorlarsa, bu şehri yönetenler de görmeli, elini taşın altına koymalı, projeler üretmelidir. Bu, bugünden yarına, bir çırpıda, anında çözülebilecek bir sorun değildir, biliyoruz. Öncelikle tasa ister, ardından zaman ister, sonra düşünmek, proje geliştirmek, kafa yormak ister.

Unutmamak gerekir ki, hiçbir ekonomik kalkınmışlık, alt yapısı kültür, sanat ve eğitimle desteklenmedikçe zirvede kalmaz/kalamaz. Yaratanın kuralı böyle, biz sadece tekrarlıyoruz.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.