“Ödenmiş Bedeller Unutulmasın…”
Eğitim-Bir-Sen genel merkezi geçen yıl “Ödenmiş Bedeller Unutulmasın Mehmet Akif İnan” isimli bir hatıra yarışması düzenlemişti. Benim de katıldığım bu yarışma hikâyeleri sendika genel merkezi tarafından üç ciltlik kitap
Eğitim-Bir-Sen genel merkezi geçen yıl “Ödenmiş Bedeller Unutulmasın Mehmet Akif İnan” isimli bir hatıra yarışması düzenlemişti. Benim de katıldığım bu yarışma hikâyeleri sendika genel merkezi tarafından üç ciltlik kitap haline getirilerek piyasaya sunulmuş durumda. Böyle bir yarışmayı akıl edenlere, emeği geçenlere şahsım adına teşekkür etmek istiyorum. Zira benim için çok önemli, çok anlamlı bu anılar. Bu kitapta çekilmiş çileler, ödenmiş bedeller var…
Böyle bir hikâye yarışmasını duyduğum an tüylerimin diken diken olduğunu, yeniden o günlere giderek acılarımı tekrar tekrar yaşadığımı söylemek istiyorum.
Hangi düşünceden olursa olsun, Allah o günleri bir daha kimseye yaşatmasın…
En baştan, tarihe not düşmek adına yaşanılan acılar çok değerli, çok anlamlı. Hepsi de birbirinden değerli bu hatıraları okuyan gelecek nesiller babalarının, annelerinin demokrasiyi korumak adına ne bedeller ödediklerini, ne acılar çektiklerini, ne sürgünler yediklerini öğrenecekler. Özgürlüğün ne kadar pahalı olduğunu, onu korumanın namusu korumak kadar, ekmek kadar, su kadar değerli olduğunu görecekler. 1960 İhtilalı, 72 Muhtırası, 12 Eylül bizim nesil tarafından tam olarak anlaşılmadı, bilinmedi, önemsenmedi. Tarihin tozlu raflarında unutturuldu. Unutturuldu ki millet bilinci oluşmasın, darbelere tepkiler sıfırlansın. Her bir ihtilalın, muhtıranın ülkeyi en az elli yıl geriye götürdüğü, insanları pısırıklaştırdığı, , özgürlük taleplerini yok ettiği bilinseydi 28 Şubat olmazdı. Bugün 28 Şubatı bilmek demek, geleceğimize, özgürlüklerimize sahip çıkmak demektir. Bir daha darbeler, ihtilallar olmasın istiyorsak, askeri eğitim başta olmak üzere eğitim müfredatına insan hakları, demokrasi, insan olmanın erdemi, farklı düşünce tarzlarına saygı gibi dersler konulmalı diye düşünüyorum.
Biraz da kitaptaki hikâyelere değinelim. Henüz tüm kitabı okuyamadım ama, okuduklarımın hepsinin de gerçek olduğuna, abartılı olmadıklarına kalıbımı basarım. Yıllar yılı 28 Şubat mağdurları olarak aramızda aile sırlarımız gibi hüzünlenerek birbirimize anlattığımız, hepsi de birbirinden değerli, “yok canım, amma da abartmış” diyeceğiniz anlamlı hikâyelerimizi okuyunca, şaşıracağınızı biliyorum. 28 Şubat daha çok dindar memurların üzerine oynandı. İşinden atılanlar, işsiz kalıp çocuklarını geçindiremeyenler, ayrılmak zorunda kalan aileler, sürgün edilenler, hapishanelerde işkencelerden geçirilenler, psikolojik tahribe uğrayanlar, sindirilenler, hafızasını kaybedenler… Hepsini de bu çalışmada bulacaksınız. Keşke diyorum, diğer sendikalar da böyle bir anı yarışması düzenlese de onlar da kitaplaştırsa, üyelerinin yaşadıklarını tarihe not düşse, insanlık adına hizmet etse….
Şunu unutmayın ki, yaşanılanlar kitaplarda yer alan anılardan daha çok. Kitaplara girmeyen o kadar çok hatıra var ki, çevremden, kendimden biliyorum. Hepsi de acıklı birer film olacak cinsten.
Yaşı tutmayan genç arkadaşlar, özgürlüğünüze sahip çıkmak anlamında bu çalışmaları sendikalardan edinin, okuyun derim ben size. Darbelere karşı duyarsız kalırsanız, “bana bir şey olmaz” mantığı içinde hareket ederseniz, mutlaka darbe tekerrür eder, edecektir.
Tek derdim, bu acılar bir daha yaşanmasın, millet olarak geriye gitmeyelim…
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
