DOLAR49,45
EURO55,62
BITCOIN4.015.395
10° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 575 okunma

Öğretmenler Günü…

Yarın 24 Kasım Öğretmenler Günü. Modern kültürün önemli olayları bir güne sığdırma anlayışının bir gereği olarak yarın tüm Türkiye kutlama çabalarına sahne olacak. Şiirler okunacak, kutlama programları yapılacak, günün a

Yarın 24 Kasım Öğretmenler Günü. Modern kültürün önemli olayları bir güne sığdırma anlayışının bir gereği olarak yarın tüm Türkiye kutlama çabalarına sahne olacak. Şiirler okunacak, kutlama programları yapılacak, günün anlam ve önemine binaen içi boş, anlamlı konuşmalar yapılacak. Başbakan, bakan, milli eğitim müdürleri bol övgülü, gaz verici birer kutlama mesajları yayınlayarak öğretmenlerin yanında yer aldıklarını, öğretmenlik mesleğinin kutsal bir meslek olduğunu, onları çok sevdiklerini açıklayacaklar.

Kesk günler öncesinden 24 Kasım’da meydanlarda olacaklarını, öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasını protesto edeceklerini açıkladı. Türk Eğitim Sen Genel Başkanı bir kutlama mesajı yayınlayarak Cumhurbaşkanı, milletvekilleri ve kabine üyelerine de bir mektup yolladı; öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırıldığını ifade ederek hükümeti şikayet etti. Genel yetkili sendika Eğitim-Bir-Sen bile, “Öğretmenlik mesleğinin ekonomik ve mesleki itibarını hedef alan yaklaşımlar bertaraf edilmediği sürece 24 Kasım Öğretmenler Günü etkinlikleri yapılmamalı ve hiç kimse kutlama mesajı yayınlamamalıdır” kararı alarak günü protesto edeceklerini, kutlamalara katılmayacaklarını açıkladı.

Sanırım siyasiler, “ne oluyor?” diye sormalı değil mi?  “Ne oluyor da Türkiye’deki üç büyük sendikayı karşımıza alıyoruz?” diye sormalı, geçmişle dönük beyanlarını yeniden gözden geçirmeli, öğretmenlere karşı daha saygılı, daha seviyeli açıklamalar yapmalı. Bir siyasi iktidar toplumun bu kadar geniş kesimini karşısına alıyorsa, bir sıkıntı var demektir.

Belki de sıkıntı Milli Eğitim Bakanlarının öğretmen kökenli olmamasından, öğretmenleri anlayamamasından kaynaklanıyordur. Sağlık bakanı doktor, bayındırlık bakanı mühendis, adalet bakanı hukukçu, tarım ve köy işleri bakanı veteriner, enerji bakanı elektrik mühendisi iken her ne hikmetse kamuda çalışan en büyük kitle olan öğretmenlerin bakanının mesleği önemsenmiyor. Sağlıkçı, iktisatçı, işletmeci, ev hanımı,  sosyal hizmetçi, avukat, öğretim görevlisi milli eğitim bakanı olabiliyor, ama öğretmen milli eğitim bakanı olamıyor.

Neden öğretmen kökenli bir bakanları yok? Neden Milli Eğitim Bakanı seçilirken bu kıstasa dikkat edilmiyor? Neden öğretmenlik mesleği önemsenmiyor? Gerçek olan şu ki; meslek erbabı mesleği ve mesleğin zorluklarını çok iyi bilir. Öğretmen kökenli bir milli eğitim bakanı derse girmiştir, sınıfın havasını koklamış, öğrenciyle muhatap olmuştur, veliyi ve isteklerini bilir, öğretmenlerin sorunlarını tanır. Öğretmen kökenli bir bakanın eğitimcilere daha yakın durmasından mı çekiniliyor yoksa?

Diğer taraftan; şu an öğretmenler kamuda çalışan memurlar içinde en alt gelir seviyesine sahipler. Çoğu ek ders alamıyor. Geçim sıkıntıları had safhada ve kendilerini iyi hissetmiyorlar. Eve ekmek götürme sıkıntısı içindeki bir ruh, nasıl sınıfa girer, ders anlatır, verimli olabilir ki? Mesleklerinin gerekleri olan teknik donanımlara nasıl sahip olabilirler ki?

Çok şey değil, başbakanın, bakanın ve milletvekillerinin dillerinden düşürmedikleri o ekonomik büyümeden haklarına düşen payı istiyorlar sadece, başka bir şey değil.

Biz yine de öğretmen arkadaşların gününü kutluyoruz. Yıllarca dar bütçeyle, geçim sıkıntısıyla yaşarken bile fedakârlık ederek eğitim yapan arkadaşlarımızın gününü bir kez daha kutluyoruz.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.