DOLAR49,45
EURO55,62
BITCOIN4.006.647
7° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 646 okunma

Öğretmenler Günü…

Dün, 24 Kasım Öğretmenler Günüydü. Modern kültürün önemli olayları bir güne sığdırma anlayışının bir gereği olarak kutlama çabalarını izledik yine hep birlikte. Şiirler okundu, programlar yapıldı, günün anlam ve önemine

Dün, 24 Kasım Öğretmenler Günüydü. Modern kültürün önemli olayları bir güne sığdırma anlayışının bir gereği olarak kutlama çabalarını izledik yine hep birlikte. Şiirler okundu, programlar yapıldı, günün anlam ve önemine binaen içi boş ancak anlamlı konuşmalar sergilendi. Başbakan, bakan, milli eğitim müdürleri bol övgülü, gaz verici kutlama mesajları yayınlayarak öğretmenlerin yanında yer aldıklarını, öğretmenlik mesleğinin kutsal bir meslek olduğunu, onları çok sevdiklerini açıkladılar. Hepsinin de vaziyeti; yaşamsal manada hiçbir katkı sunmayan, belirli bir görevi yerine getirme kaygısından öte bir şey değildi. Mutat, heyecansız, zoraki…

Yazıyı kaleme almadan önce eğitim sendikalarının web sitelerine bir göz attım. Eğitim-Sen yine bildiğiniz gibi; ideolojik, toplumun değer yargılarına mesafeli, kavgacı. Üslubunu sitesine yansıtmış. Yetkili sendika Eğitim-Bir-Sen öğretmenler gününün çıkış nedenini sorgulamış, 12 Eylül’e veryansın etmiş, estetik ve damardan cümlelerle günü kurtarmaya çalışmış. Öğretmenlik mesleği ve sorunlarının gündeme gelmesi gereken böyle bir günde, bu tür bir yazı, onu da Eğitim-Sen’in tarafına itmiş gibi. Türk Eğitim Sen ise öğretmenler arasında yapmış olduğu bir araştırmayı sitesine koyarak çalışanların maddi ve manevi sorunlarını ön plana çıkartmış. İçi ideoloji ve ön yargı kokmakla birlikte eğitim çalışanlarının sorunlarına vurgu yapması, ön plana çıkartması doğrusu hoş olmuş. Bu anlamda kutlamak lazım diye düşünüyorum.

Öncelikle öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırıldığını kabul etmek gerek. Hükümet sabit kalmakla birlikte üzerinde en çok oynama yapılan bakanlık ne yazık ki Milli Eğitim oldu. Son on yılda dört bakan değişti. Bakanlarla birlikte yüz binleri etkileyen pek çok yapısal proje hayata geçirilmeye çalışılırken çoğu da başarısız oldu. Öğretmenlere olduğu kadar topluma da büyük rahatsızlık verdi. Aynı hükümetin milli eğitim bakanları bir öncekinin projesini devam ettirmek yerine ket vurarak, mevcut rahatsızlar listesine yenilerini ekledi. Hala bir kaostur gidiyor. Hani bir söz vardır ya, saldım çayıra mevlam kayıra, işte o hal…

Sanırım siyasiler, “ne oluyor?” diye sormalı değil mi?  Güçlü de olsa bir siyasi iktidar toplumun bu kadar geniş kesimini karşısına almamalı, sorunu çözmeli diye düşünüyorum.

Sıkıntının büyüğü, Milli Eğitim Bakanlarının öğretmen kökenli olmamasından, öğretmenleri anlayamamasından kaynaklanıyor kanaatimce. Sağlık bakanı doktor, bayındırlık bakanı mühendis, adalet bakanı hukukçu, tarım ve köy işleri bakanı veteriner, enerji bakanı elektrik mühendisi iken her ne hikmetse kamuda çalışan en büyük kitle olan öğretmenlerin bakanının mesleği önemsenmiyor. Sağlıkçı, iktisatçı, işletmeci, ev hanımı,  sosyal hizmetçi, avukat, öğretim görevlisi… Öğretmen kökenli bir milli eğitim bakanı yok. Çalışanlarını tanımayan, o kökten gelmeyen, bürokratların insiyatifi ile hareket eden, masa başında hazırladığı bir takım projelerle yol almaya çalışan, konuyla ilgili çalışanları arasında herhangi bir istatistik yapmayan bir bakanlık ne kadar başarılı olabilir ki?

Neden öğretmen kökenli bir bakanları yok hükümetin? Neden Milli Eğitim Bakanı seçilirken bu kıstasa dikkat edilmiyor? Neden öğretmenlik mesleği önemsenmiyor? Gerçek olan şu ki; meslek erbabı olan kişiler, mesleği ve mesleğin zorluklarını çok daha iyi bilirler. Öğretmen kökenli bir milli eğitim bakanı zamanında derse girmiştir. Sınıfın havasını koklamış, öğrenciyle muhatap olmuş, veliyi, önceliklerini, isteklerini tanımıştır. Öğretmenlerin sorunlarını bilir. Öğretmen kökenli bir bakanın eğitimcilere daha yakın durmasından mı çekiniliyor yoksa?

Diğer taraftan; şu an öğretmenler kamuda çalışan memurlar içinde en alt gelir seviyesine sahipler. Yanlış anlaşılmak istemiyorum ama yardımcı hizmetliler bile şu an öğretmenlerden daha fazla maaş alıyorlar. Öğretmenlerin çoğu ek ders alamıyor. Geçim sıkıntıları had safhada ve kendilerini iyi hissetmiyorlar. Konuyla ilgili pek çok istatistik ortada. Eve ekmek götürme sıkıntısı içindeki bir ruh, nasıl sınıfa girer, ders anlatır, verimli olabilir ki? Mesleklerinin gerekleri olan teknik donanımlara nasıl sahip olabilirler ki?

Çok şey değil, başbakanın, bakanın ve milletvekillerinin dillerinden düşürmedikleri o ekonomik büyümeden haklarına düşen payı istiyorlar sadece, başka bir şey değil.

Biz bir kez daha öğretmen arkadaşların gününü kutluyor, beklentilerin başka baharlara, başka 24 Kasımlara ötelenmemesini diliyorum. Yıllarca dar bütçeyle, geçim sıkıntısıyla yaşarken bile fedakârlık ederek eğitim yapan arkadaşlarımızın günü kutlu olsun.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.