K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 302 okunma
Sabırlı kararlılık zamanı
Terör örgütü PKK’nın birbiri ardına gerçekleştirdiği farklı eylemler gerçeği iyice gözlere soktu. Daha çok dış konjonktürden kaynaklanan sebeplerle ülkemizin en zayıf olduğu bir zaman diliminde bütün gücü ve kabiliyetini
Terör örgütü PKK’nın birbiri ardına gerçekleştirdiği farklı
eylemler gerçeği iyice gözlere soktu. Daha çok dış
konjonktürden kaynaklanan sebeplerle ülkemizin en zayıf
olduğu bir zaman diliminde bütün gücü ve kabiliyetini ortaya
koyarak birkaç cepheden saldırdı PKK; ama hiçbirinde
istediği sonucu alamadı.
İzmir/Foça’da, Şemdinli ve Çukurca’da, Hatay/Erzin’de
saldırıları hiçbir etki yaratmadığı gibi Tunceli’de kaçırdığı
milletvekilini iki gün içinde serbest bırakmak zorunda kaldı.
Canlı bomba olarak kendini feda edecek militan bulmakta da
zorlanıyor.
Daha da önemlisi şu: Sivil halktan beklediği desteği alamıyor
PKK... Eylemleri ülkenin dört bir yanında yaşayan Kürtler
tarafından tasvip edilmiyor...
Bağdat’ta ve Şam’da Türkiye yanlısı yönetimler bulunsa, belli
ki, hareket kabiliyeti iyice kısıtlanacak... Yaşlanan lider
kadrosunun yerini Türkiye-dışı ülkeler kökenli militanların
almaya başlaması da mânidar... Farklılaşıyor PKK ve daha
‘Pan-Kürt’ bir örgüte dönüşüyor. Bu da onu yalnız Türkiye’nin
değil, bölgenin diğer ülkelerinin de ‘sorunu’ haline
getiriyor...
İçinden geçtiğimiz muhataralı dönem taşların oturmasıyla
yerini istikrara terk ettiğinde PKK için daha da zor günler
başlayacak...
Süreci kısaltmak ve PKK’yı iyice yalnızlaştırıp ülkemizde
temsil ettiği iddiasında olduğu kesimlerle ilişkisini bütünüyle
kesmek için daha aktif bir politik çizgi izlemek gerekiyor.
PKK’nın terörü besleyen ve terörden beslenen bir örgütten
başka bir şey olmadığını kem gözlere de sokacak bir politik
çizgi...
Aslına bakılırsa Türkiye ‘Kürt sorunu’ konusunda bayağı
mesafe aldı. Sorunun yalnızca ‘terör’ boyutuyla ilgilenmekten
vazgeçip, kimlik ve dil yönlerinin daha önemli olduğu
gözlemi eşliğinde, uzak durduğu adımları kararlılıkla atarak...
Devleti temsil edenlerin sıcak davranışlarının ve halkın
özellikleriyle barışık yöneticilerin süreci kısaltmada büyük
katkıları oldu.
Nedir hâlâ ‘sorun’ teşkil eden konular? Onları da ortadan
kaldırmak için dil ve kimlikle ilişkili anlamsız ayak
sürümelerden vazgeçmek ve en önemlisi ‘yerinden yönetim’
anlayışını idareye hakim kılacak yapısal değişiklikleri
gerçekleştirmek gerekiyor.
Hem de hiç gecikmeden...
Yazdığımı hatırlar gibiyim, ama yeniden kayda geçirmekte
yarar var: IRA adlı terör örgütünün silâhlarını bırakmasıyla
sonuçlanan süreç içerisinde keskin adımlar atmakta olan
Tony Blair’in sabrı, hem de birkaç kez, örgütün ağır ölümcül
saldırılarıyla çatlama eğilimine girmişti; kendini toplaması ve
aynı yönde adımlar atmaya devam etmesi arzulanan sonucu
getirdi.
Teröristi kanlı eylemiyle başbaşa bırakmak, örgütü
öldürttüğü insanların hesabını vermeye zorlamak en iyi
terörle mücadele yöntemidir.
Bugün böyle bir durum ülkemiz için de söz konusu... Çukurca
ve Şemdinli’de, Foça’da ve Erzin’de, en son Tunceli’de
eylemleri ters tepen, Türkiye kökenlilerin geri plana itildiği
PKK, varlık sebebini yitiriyor. Kendini ve yaptıklarını
anlatmakta zorlanıyor. Adam kaçırmaya giden militanlar
‘barış’ ve ‘dağdan inme’ özlemlerini dile getiriyor.
Unutmayalım: CHP de ‘çözüm’ istiyor...
Bundan daha uygun bir zaman mı olur?
Sabırlı kararlılık zamanıdır.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
