DOLAR49,45
EURO55,62
BITCOIN4.001.574
9° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 302 okunma

Sabırlı kararlılık zamanı

Terör örgütü PKK’nın birbiri ardına gerçekleştirdiği farklı eylemler gerçeği iyice gözlere soktu. Daha çok dış konjonktürden kaynaklanan sebeplerle ülkemizin en zayıf olduğu bir zaman diliminde bütün gücü ve kabiliyetini

 

Terör örgütü PKK’nın birbiri ardına gerçekleştirdiği farklı 
 
eylemler gerçeği iyice gözlere soktu. Daha çok dış 
 
konjonktürden kaynaklanan sebeplerle ülkemizin en zayıf 
 
olduğu bir zaman diliminde bütün gücü ve kabiliyetini ortaya 
 
koyarak birkaç cepheden saldırdı PKK; ama hiçbirinde 
 
istediği sonucu alamadı. 
 
İzmir/Foça’da, Şemdinli ve Çukurca’da, Hatay/Erzin’de 
 
saldırıları hiçbir etki yaratmadığı gibi Tunceli’de kaçırdığı 
 
milletvekilini iki gün içinde serbest bırakmak zorunda kaldı. 
 
Canlı bomba olarak kendini feda edecek militan bulmakta da 
 
zorlanıyor. 
 
Daha da önemlisi şu: Sivil halktan beklediği desteği alamıyor 
 
PKK... Eylemleri ülkenin dört bir yanında yaşayan Kürtler 
 
tarafından tasvip edilmiyor... 
 
Bağdat’ta ve Şam’da Türkiye yanlısı yönetimler bulunsa, belli 
 
ki, hareket kabiliyeti iyice kısıtlanacak... Yaşlanan lider 
 
kadrosunun yerini Türkiye-dışı ülkeler kökenli militanların 
 
almaya başlaması da mânidar...  Farklılaşıyor PKK ve daha 
 
‘Pan-Kürt’ bir örgüte dönüşüyor. Bu da onu yalnız Türkiye’nin 
 
değil, bölgenin diğer ülkelerinin de ‘sorunu’ haline 
 
getiriyor... 
 
İçinden geçtiğimiz muhataralı dönem taşların oturmasıyla 
 
yerini istikrara terk ettiğinde PKK için daha da zor günler 
 
başlayacak... 
 
Süreci kısaltmak ve PKK’yı iyice yalnızlaştırıp ülkemizde 
 
temsil ettiği iddiasında olduğu kesimlerle ilişkisini bütünüyle 
 
kesmek için daha aktif bir politik çizgi izlemek gerekiyor. 
 
PKK’nın terörü besleyen ve terörden beslenen bir örgütten 
 
başka bir şey olmadığını kem gözlere de sokacak bir politik 
 
çizgi... 
 
Aslına bakılırsa Türkiye ‘Kürt sorunu’ konusunda bayağı 
 
mesafe aldı. Sorunun yalnızca ‘terör’ boyutuyla ilgilenmekten 
 
vazgeçip, kimlik ve dil yönlerinin daha önemli olduğu 
 
gözlemi eşliğinde, uzak durduğu adımları kararlılıkla atarak... 
 
Devleti temsil edenlerin sıcak davranışlarının ve halkın 
 
özellikleriyle barışık yöneticilerin süreci kısaltmada büyük 
 
katkıları oldu. 
 
Nedir hâlâ ‘sorun’ teşkil eden konular? Onları da ortadan 
 
kaldırmak için dil ve kimlikle ilişkili anlamsız ayak 
 
sürümelerden vazgeçmek ve en önemlisi ‘yerinden yönetim’ 
 
anlayışını idareye hakim kılacak yapısal değişiklikleri 
 
gerçekleştirmek gerekiyor. 
 
Hem de hiç gecikmeden... 
 
Yazdığımı hatırlar gibiyim, ama yeniden kayda geçirmekte 
 
yarar var: IRA adlı terör örgütünün silâhlarını bırakmasıyla 
 
sonuçlanan süreç içerisinde keskin adımlar atmakta olan 
 
Tony Blair’in sabrı, hem de birkaç kez, örgütün ağır ölümcül 
 
saldırılarıyla çatlama eğilimine girmişti; kendini toplaması ve 
 
aynı yönde adımlar atmaya devam etmesi arzulanan sonucu 
 
getirdi. 
 
Teröristi kanlı eylemiyle başbaşa bırakmak, örgütü 
 
öldürttüğü insanların hesabını vermeye zorlamak en iyi 
 
terörle mücadele yöntemidir. 
 
Bugün böyle bir durum ülkemiz için de söz konusu... Çukurca 
 
ve Şemdinli’de, Foça’da ve Erzin’de, en son Tunceli’de 
 
eylemleri ters tepen, Türkiye kökenlilerin geri plana itildiği 
 
PKK, varlık sebebini yitiriyor. Kendini ve yaptıklarını 
 
anlatmakta zorlanıyor. Adam kaçırmaya giden militanlar 
 
‘barış’ ve ‘dağdan inme’ özlemlerini dile getiriyor.
 
Unutmayalım: CHP de ‘çözüm’ istiyor... 
 
Bundan daha uygun bir zaman mı olur? 
 
Sabırlı kararlılık zamanıdır.
Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.