Sansür ve füze
Nereden nereye geldik? Askerî vesayetten şikayet eden, 12 Eylül anayasasının “Türkiye’ye dar geldiğini” söyleyen AKP iktidarı, ordunun “üst kademeleriyle” uyum sağladıktan sonra şimdi 12 Eylül askerî anayasasının da geri
Nereden nereye geldik?
Askerî vesayetten şikayet eden, 12 Eylül anayasasının “Türkiye’ye dar geldiğini” söyleyen AKP iktidarı, ordunun “üst kademeleriyle” uyum sağladıktan sonra şimdi 12 Eylül askerî anayasasının da gerisinde kalan bir metin hazırlamaya çalışıyor.
Amaçlarından biri de basına sansür uygulamak.
Önce, AKP’nin anayasaya sızdırmaya çalıştığı sansür maddesini yakalayan Önder Yılmaz’ı ve bu haberi gerçekten çok çarpıcı biçimde sayfasının tepesine yerleştiren Milliyet Gazetesi ’nin yönetimini kutlamak gerek.
“Başbakanın medyası” işi neredeyse tümüyle şakşakçılığa çevirip iyice gevşekleşirken, “eski merkez medya” da dirileşiyor, somut ve sert eleştirilerle iktidarı sarsıyor.
Askerin “şekilsel saygısı” karşılığında generallerin emrine girip onların oyuncağına dönen, her defasında kendisini de ülkesini de utandırarak askerîleşen iktidarın falsolarını ortaya çıkarıyor.
Son olarak da işte bu “sansür” girişimini yakaladı.
Bir iktidar niye basına sansür getirmek ister?
Cevabı çok açık.
Saklayacak işleri vardır.
AKP iktidarının saklayacak işleri var mı?
Ben size sadece son altı ayda olan üç felaketi sıralayayım, gerisine siz karar verin.
Uludere, Suriye, TOKİ.
Otuz dört köylüyü bombalayarak öldürenlerin kimliğini, kimin sorumlu olduğunu hâlâ bilmiyoruz, anlaşılan uzun zaman da bilmeyeceğiz.
Bu korkunç katliamda askerle işbirliği yapan ve “suçu” saklayan AKP iktidarının yöneticileri, bu konuda hiçbir soru sorulmasın, araştırma yapılmasın, yazı yazılmasın derdinde.
Böyle bir suçu “sahiplenen” iktidar elbette basını susturmak ister.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
