Sarkozy ve Fas Kralı...
Hatırlarsınız, geçenlerde internet sitelerinde bir haber yayınlanmıştı. Oumma.com sitesinin Fas hükümet kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Nicolas Sarkozy'nin Fas Kralı’nın 'özel' danışmanı olacağı ve birçok dünya ba
Hatırlarsınız, geçenlerde internet sitelerinde bir haber yayınlanmıştı. Oumma.com sitesinin Fas hükümet kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Nicolas Sarkozy'nin Fas Kralı’nın 'özel' danışmanı olacağı ve birçok dünya başkentinde Fas’ın lobi faaliyetlerini yürüteceği iddia ediliyordu. Sarkozy, geçen mayıs ayında gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra da tatil için Fas’ın Marakeş şehrini seçmiş, eşi Carla Bruni ile Fas Kralı VI. Muhammed’e ait saraylardan birine yerleşmişti.
Bazı İslam ülkesi liderlerinin nedense hep böyle bir açmazı vardır; Batıya yaranmaya çalışmak. Kimi zaman Batılı değerleri benimsediklerini göstermek adına, kimi zaman da yaşadıkları toplumdan ve değerlerinden farklı olduklarını göstermeye çalışmak adına yaparlar bunu. Böylece Batılılar tarafından çok sevileceklerini, el üstünde tutulacaklarını, medyada gündeme geleceklerini, Batı menşeli pek çok ödüle layık görüleceklerini düşünüyor olmalılar.
Aynı ruh halinin yansıması, sistem tarafından kabul edilmeyen ama bir şekilde seçimleri kazanıp da meclise girmeyi başaran partilerde de vardır. Onlar da iktidara talip olmaya başlayınca ilk yaptıkları iş, sistemin, rejimin hızlı savunucularından kendilerine danışmanlar tutmak, böylece tehlikeli olmadıklarını, sisteme entegre olabileceklerini göstermek isterler. Bu hastalıklı ruh hali hep sistemin kazanmasını sağladığı gibi, değişimin, dönüşümün beklentisiyle oy veren kitleleri de hayal kırıklığına uğratır.
Bu tavırlar aslında beyinlerinin arka planında yatan her alanda yenilmişliğin, ezilmişliğin de bir göstergesi, yansımasıdır. İş böyle olunca, yani yenilmişliği baştan kabul edince, karşı tarafın bütün şartlarına, saldırılarına açık hale gelmeleri gayet normal değil mi?
Bir İslam ülkesi lideri, kendi ülkesinin sesi olacak, lobi faaliyeti yürütecek Batılı bir isim arasa, sanırım en son akla gelecek isim bile değildir Sarkozy. Zira Fransa Devlet Başkanı iken Müslümanlarla ilişkileri, İslam toplumlarına bakış açısı herkesçe malum. Örneğin, Fransa'da geçen sene kabul edilen yasaya göre, kamuya açık alanlarda peçe takmak yasak hale gelmiş, yasaya uymayanlara 150 avro para cezası ve zorunlu vatandaşlık stajı almaları mecburi tutulmuştu. Yine Sarkozy’nin aşırı sağcı tavrını ve İslam düşmanlığını özellikle seçim süresince artırmasının bir sonucu olarak, İslamafobik saldırıları inceleme komisyonu başkanı Abdallah Zekri’nin ifadesine göre, helal et, laiklik, burka yasası ve sokakta namaz kılma gibi tartışmalarla Müslümanların sürekli gündemde tutulmuş ve hedef haline dönüştürülmüşler.
Bunlar sadece basit birer örnek ve daha başka örnekler vermek de mümkün.
Halbuki Sarkozy eğer birilerine özel danışman olacaksa, bu kesinlikle Ermenistan Cumhurbaşkanı olmalıydı. Zira seçimlerden önceki en büyük mücadeleyi Müslümanlar lehine değil, Ermeniler lehine yapmıştı, hatırlayın.
Sarkozy’nin bu düşmanca tavrı bilinirken Fas Karalının hangi akla hizmetle böyle bir inisiyatifte bulunduğunu anlamak zor. Bu haberi duyunca bir Müslüman olarak kendimi aptal gibi hissettiği ifade etmek isterim. Hem elin adamından dayak ye, hem de elini öp, olacak şey mi? Eğer Fas’ta demokrasi olsa ve kral seçimle işbaşına gelse, böyle bir cesareti gösteremeyeceğine, hatta düşünemeyeceğini bile adım gibi biliyorum.
Sanırım, batı hayranı bu tipler nereye varmak istediklerini kendileri de bilmiyorlardır. Belki de bir yerlere varmak gibi bir hedefleri bile yok. Yaptıkları, kendilerini ve mensubu oldukları toplumları küçük düşürmekten başka ne iş yarıyor ki? Bu haberi duyunca Batılı pek çok yöneticinin eminim ki memnuniyetle gülerek, psikolojik olarak İslam toplumlarından ne kadar ilerde olduklarını düşünüp mutlu olmuşlardır.
Yüzyıllardan beridir Batılıların bize empoze etmeye çalıştığı ve bazı toplumlarda maya tuttuğu geri kalmışlık psikolojimizi öncelikle kendi ruhumuzda aşmadıkça, bilimsel ve teknolojik olarak ilerlesek bile geri kalmaya, sömürülmeye, küçük düşürülmeye mecburuz.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
