Seçime Doğru Adım Adım
Seçime doğru adım adım gidilen şu günlerde günler azaldıkça,12 Haziran’a yaklaştıkça siyasilerin ifadeleri de git gide ağırlaşıyor. Ve hatta öyle ki; hakaret içeren söylemler bile duyabiliyoruz siyasilerden hatırlayın en
Seçime doğru adım adım gidilen şu günlerde günler azaldıkça,12 Haziran’a yaklaştıkça siyasilerin ifadeleri de git gide ağırlaşıyor.
Ve hatta öyle ki; hakaret içeren söylemler bile duyabiliyoruz siyasilerden hatırlayın en son yaşanan ÖSYM’nin yaptığı sınavlar sonrası çıkan şifre, kopya ideaları, hatta ehlen ve sehven mektupları, gündeme bomba gibi düşmüş binlerce gencin ve velilerinin kafasında soru işaretleri bırakmıştı, işte o sınavların en sonuncusunda Başbakan Recep Tayip Erdoğan tatminkâr bir açıklama yapmıştı.
Peki, ne idi bu açıklama, ÖSYM’nin skandallarına karşı demokratik bir şekilde seslerini duyurmak adına birlik beraberlik görüntüsü çizen sınava giren gençlerin eylemlerinin ardında Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın söylediği sözler beş bin, on bin gencide biz karşılarına dikeriz demişti…
MHP lideri Devlet Bahçeli ise kimin karşısına kimi diyorsun demişti?
Hatta gel on bin milisinle bende bin bozkurtla geleyim, eminim Taksim’den Kasımpaşa’ya kadar kaçarsın demişti…
Bunun üzerine dedi ki demiş kilerle bir polemik başlamış oldu…
Ve hala devam ediyor bitecek gibide gözükmüyor.
İşte sözün tam burasında şehrimiz Kayseri’de sıkça kullanılan‘çapanoğlu’ tabiri vardır.
Çapanoğlu misali her taşın altından çıkan AKP Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş, Osmanlı Mahallesi seçim bürosu açılışında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yüklenerek , ‘etrafındakileri bırak bozkurt olmayı, çakal bile olamazlar, ancak sürüngen olabilirler şeklinde konuşmasını’ nasıl toparlayıp altından kalkacak çok merek ediyorum.
Zira bozkurtlar burnundan soluyor şimdilerde Sayın Elitaş haberiniz ola…
Bana göre böylesine hakaretamiz söylemlerin adı siyaset olamaz.
Yani anlayacağınız işin cılkı çıktı ne bu kardeşim siyaset denilen şey buysa olmaz olsun…
İnsanların siyaset adına fütursuzca etrafa saldırmasının adı ne zaman siyaset oldu akıl sır erdirmek mümkün değil, kantarın topuzunu ne olursa olsun kaçırmamak gerek, biraz usturup o olmazsa biraz sükût…
Sayın Mustafa Elitaş ömründe görmediği ve 2011seçimlerinde ise üçüncü sıradan aday gösterilerek AKP hükümeti ile bana göre son kez olacağı vekilliğin tadını çıkarmaya çalışıyor herhalde…
Milletvekili olmadan önceki Elitaş ile olduktan sonraki Elitaşı tanımak zaten mümkün değil…
Derseniz ki Kayseri için önemli işler yaptı bunu kimse tartışamaz.
Malum meşhur Elitaş yasası yani Kooperatifler Kanundaki 90. maddedeki köklü değişim,kısacası Şeker Fabrikalarına …………… yasası olarak tarihe geçti.
Şimdi çıkalım da Elitaş Kayseri için, çiftçi için, Türkiye için hiç bir şey yapmadı mı diyelim.
İşte o zaman ayıp etmiş oluruz Meşhur Elitaş yasasını kim inkâr edebilir ki?
Sayın Elitaş’ın ortada tartışılacak yaptığı iş olmadığı gibi işi gücü laf söz, dedi ki demiş ki…
Daha önceki köşe yazılarımda kaleme altığım yazılarımda AKP hükümetinin kamuoyunda güvenirliğinin kalmadığını, menfaatçi medya haricindeki sözde objektif, tarafsız, doğru olmayan düzgün basın yayın organlarında görüyoruz çok şükür!
Neden?
Ülke büyümesi gerekirken ülke karış karış küçüldü, satılmadık yer kalmadı ve bu ülkenin vefakâr, cefakâr insanı da al ananı da gitlerle, gözünü toprak doyursunlarla askerlik yan gelip yatma yeri değildirlerler nasibini aldı.
Peki, kim büyüdü…
Hangi babaların oğulları?
Çiftçi ithal mısır işine girmedi!
Bizim çocuklarımız gemicik alamadı…
Zannedersem o gemiciği baba oğul çılgın projeleri ile İstanbul kanalında yüzdürecekler.
Gemicik oluyor da köprücük neden olmasın ki?
Peki, daha başka kim büyüdü…
Çürüğe çıkıp askerliği yapmamazlık etmedi çok şükür!
Bizim kızlarımızda rahatça türbanları ile burslu okumadı yurt dışı yerlerde hep çile çekti…
Ne diyelim; çok şükür gözümüz yok Allah selamet versin…
Şimdi gelelim Kayseri Siyasetine…
Geçtiğimiz günlerde Hunat Çarşısının açılışı yapıldı AKP’li bir grup yönetici ve oradan geçen vatandaşlarla, protokol sırasının en önünde oturan Bakan Taner Yıldız, Büyük Şehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, AKP İl Başkanı Ömer Dengiz AKP’li olduğunu cümle âlem biliyor.
Buraya kadar bir sorun yok…
Sorun ne peki?
Açılışta Esnaf ve Sanatkârlar adına konuşan Mustafa Alan acaba hangi partili? Esnaf ve Sanatkâr Partisi mi?
Yoksa Adalet ve Kalkınma Partisi mi?
Zira Sayın Mustafa Alan’ın açılıştaki konuşmaları pek de ‘Esnaf ve Sanatkâr Partisi’ konuşmalarına benzemiyordu.
Açılışta Konuşma yapan isimlerden biride Büyük Şehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki oldu.
Başkan Özhaseki vatandaşa edebildiği kadar seçim öncesi bir arı hikâyesi anlatarak ve birilerine atıfta bulunarak o birilerini vatandaşa şikâyet etti.
Acaba hikâye benim anladığım gibimi merak ettim doğrusu, çalışkan arı kendisi zannedersem kendisinin tabiri ile vız vız çalışarak bal yapan arı, peki eşek arısı kim ola ki acaba?
Aklıma gelen bir olay yakın zamanda oldu seçim malzemesi olmaya da maazallah pekte elverişli aradan pekte zaman geçmedi.
Kayseri Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Mehmet Özhaseki’nin yolsuzluk yaptığı iddialarında bulunan Kemal Kıçdaroğlu, Şevki Kulkuloğlu olabilir mi acaba?
Ama bir gerçek var ki ima ettiği kişi ya da kişiler kim olursa olsun koskoca Kayseri Büyükşehir Başkanı Mehmet Özhaseki’ye birilerini bir hayvana benzetmesini, kısacası bu ‘Eşek Arılı’ hikâyesini yakıştıramadım.
Aslında şiirce sözün özü şu;
Ey hace tutuldu nefesin kabre de girdin
Bu âleme sığmam der idin şimdi ne dersin
A efendi! Sonunda nefesin tutuldu ve kabre de girdin. Evvelce "Bu âleme sığmam!" diye böbürlenerek geziyordun;
(merak ediyorum, acaba) şimdi
(içinde bulunduğun hale) ne diyorsun?
İnsan daha sonra üzüleceği ve pişman olacağı cümleleri kurmamalı bence doğru olan budur.
Faziletli hayatın temel felsefesini ne olursa olsun unutmamak lazım…
Büyük lokma ye büyük laf konuşma atasözü düşünülürse…
Daha sonrasında tövbelerin ne anlamı var.
MEHMET GENÇSOY
02.05.2011
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
