Şike ve başkanlık
Akıllı bir gazeteci ne yapar Türkiye’de? Bir kitle seçer kendine, AKP’yi seçer, CHP’yi seçer, PKK’yı seçer, solu seçer, sağı seçer ama bir kitle seçer. Herkesi eleştirse bile o “seçtiği” kitleyi eleştirmez. Böylece “hazı
Akıllı bir gazeteci ne yapar Türkiye’de?
Bir kitle seçer kendine, AKP’yi seçer, CHP’yi seçer, PKK’yı seçer, solu seçer, sağı seçer ama bir kitle seçer.
Herkesi eleştirse bile o “seçtiği” kitleyi eleştirmez.
Böylece “hazır” bir okuyucusu, destekçisi olur.
Ama bir kitleyi değil de bir “ilkeyi” seçersen, herkesle sorun yaşarsın.
Çünkü bu ülkede “ilke” ve dürüstlük en az bulunan değer.
Öbürlerini şimdilik bırakıp iktidardaki “dindar muhafazakârlara” bakalım.
Bu insanların en önemli vurgusu ne?
Ahlak.
Ahlak adına herkese karışma hakları olduğuna inanacak, tiyatrolara, televizyonlara musallat olacak kadar “ahlak” kavramına vurgu yapıyorlar.
Ama bir bakıyorsun, bu “ahlak” anlayışı yatak odasından başka yerde kendine yer bulamıyor.
Ancak “cinsellikle” ilişkilendirdiklerinde “ahlakı” önemsiyorlar.
Uludere’de insanlar bombalarla parçalandığında o ahlak ayaklanmıyor.
Tatlı bir uykuya dalmayı tercih ediyor.
Bir televizyon dizisini ya da bir şehrin tiyatrosunda oyunlara kimin karar vereceğini tartıştıkları kadar bile tartışmıyorlar bu konuyu.
İstanbul Şehir Tiyatrosu için Bakanlar Kurulu karar aldı, aynı Bakanlar Kurulu Uludere’yi görüşüp bir karar aldı mı?
Yooo.
“Uludere de ne” der gibi bir halleri var.
Ne oldu o ahlaka peki?
Bu iktidarı harekete geçirebilmek için “Uludere’de insanlar öldü” demek işe yaramıyor, “Uludere’de insanlar Muhteşem Süleyman’ı çok severek izliyormuş” demek gerekiyor herhalde.
Peki, ya şu şike rezaleti?
Bizzat Başbakan Erdoğan şike meselesine, üstüne hiç vazife değilken el koydu.
Sonuç?
Sonucu dün bizim gazetede Mehmet Baransu’nun haberinde gördünüz.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
