TAHTA PANO…….
Haşarı, yaramaz, herkesle kavgalı bir genci öğretmeni bir gün yanına çağırır ve ona, tahtadan yapmış olduğu bir panoyu göstererek, “bundan sonra, her kalbini kırdığın kişi için bu tahtaya bir çivi çakacaksın” diyerek söz
Haşarı, yaramaz, herkesle kavgalı bir genci öğretmeni bir gün yanına çağırır ve ona, tahtadan yapmış olduğu bir panoyu göstererek, “bundan sonra, her kalbini kırdığın kişi için bu tahtaya bir çivi çakacaksın” diyerek söz alır.
Delikanlı sözünü tutar ve kavga ettiği, kalbini kırdığı her arkadaşı için o tahta panoya bir adet çivi çakar.
Aradan belli bir zaman geçtikten sonra delikanlı bir gün bakar ki, tahta panoda çivi çakacak boş bir yer kalmamıştır. Tahta panonun her tarafı çivi ile dolmuştur. Bu duruma hayret etse de yapacak bir şey kalmamıştır, sonuç ortadadır…
Öğretmeni ona, “gördün mü? der, “işte bu kadar insanın kalbini kırmızsın, pek çok kişi ile küsmüşsün, bu gidişle hayatta dostsuz kalacak ve tek başına yaşamak zorunda kalacaksın, farkında mısın ne yaptığının..?”
Delikanlı üzgündür. Suçun kendinde olmadığını, arkadaşlarının kendini kızdırdığını, problemin daha ziyade onlarda olduğunu söyleyip kendini temize çıkartmaya çalışsa da öğretmeni, “sonuç ortada, belki sen haklı olabilirsin ama söylediklerin neticeyi değiştirmiyor…” der.
Delikanlı, “ne yapmalıyım?” diye sorunca öğretmeni, “şimdiye kadar küstürdüğün tüm arkadaşlarınla bir yolunu bulup barışmaya bak, her barıştığın arkadaşın için de bu panodan bir tane çivi çıkart.” der.
Delikanlı öğretmeninin istediğini yapar ve barıştığı her arkadaşı için panodan bir çivi söker.
Bir gün gelir panoda çıkartacak çivi kalmamıştır...
Öğretmeni, “evet, çıkartacak çivi kalmadı ama panoya bir bak bakalım, ne görüyorsun?” diye sorar.
Öğrenci baktığında karşısında çivilerden delik deşik olmuş tahta bir pano görür.
Yine öğretmeni, “gördün mü” der, “bir dostunun kalbini kırdıktan sonra özür dileyerek yeniden barışsan bile, kalbinizde böyle yaralı izler kalır, hiçbir şey eski muhabbetiniz, dostluğunuz gibi olmaz. İlişkilerine dikkat et, mümkünse kimsenin kalbini kırmamaya çalış, özellikle dostlarını düşman eyleme…”
Şöyle bir düşünüyorum da, benim de küs olduğum, konuşmadığım bazı dostlarım var. Pişman mıyım, evet, suçlu ben olmasam da pişmanım. Ama pişman olmak sonucu değiştirmiyor işte. Biliyorum, herkesin küs olduğu, konuşmadığı birileri vardır. İnsan olup da nefs taşıyınca ister istemez küslük, dargınlık oluşuyor. İki dostun, iki arkadaşın menfaatleri çatışınca kimse fedakârlık yapmak istemiyor. Herkes kendi menfaatini ön plana tuttuğu için kimse taleplerinden vazgeçmiyor. Nefsler buna izin vermiyor…
Sonuçta ister istemez kalpler kırılıyor, kalıcı küslükler oluşuyor…
Şöyle bir etrafınıza bakın Allah aşkına, kardeşlerin, baba ile oğlun, karı-kocanın, amcaların, dayıların, halaların, teyzelerin küslüklerini çevrenizde kolaylıkla ve hatta çokça görmeniz mümkün. Genelde de bu küslük ne yazık ki maddiyata, mirasa kavgalarına dayanıyor. Zamanla barışsalar bile muhabbet eskisi gibi olmadığı gibi, ilişkiler de zoraki yürüyor…
Ne yazıktır ki ahrete küs giden kardeşleri, babalar ile oğulları, teyzeleri, dayı-yeğenleri biliyorum ben…
Belçika’dan emekli yaşlı bir tanıdığım köyden Kayseri’ye gelmek, muayene olmak için çok zaman beni arıyor. Paraya ihtiyacı olmayan tek oğlu yüklü emekli maaşından kendine para vermediği için babasının yanına düşüp de doktora götürmüyor.
Ne hazin, ne acıklı bir manzara öyle değil mi..?
Konuyu dağıtmak istemiyorum ama, modernliği, bireyselliği, maddiyatı çok seven toplumumuz ne hale geldi…
Elbette herkes böyle değil, ama pek çoğumuzun arkadaşlarımızla ve akrabalarımızla ilişkileri ne yazıktır ki böyle ve adeta pamuk ipliğine bağlı, her an kopmaya hazır…
Lafa gelince “üç günlük dünya” diyoruz ama, bu üç günlük dünya için arkadaşlarımızın, akrabalarımızın kalbini kırmaktan de geri durmuyoruz… Yüreğimizde ağırlığını taşımadığımız bir sözü boş yere dilimize pelesenk etmenin hiçbir anlamı yok.
Dinimizin emri olmasa çoğu akrabalarımızla konuşmayacağız bile. Gördüğüm kadarıyla akrabalık ilişkilerimiz kerhen yürüyor…
Farkında mıyız bilmiyorum ama zamanla bu insan kalabalığının içinde yalnız yaşamaya başlıyoruz…
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
