DOLAR49,45
EURO55,62
BITCOIN4.010.975
13° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 724 okunma

Tehlikenin Fakında mısınız?

Kamuoyuna yansımıştı çok önceleri, ama pek ses çıkmadı. Hatırlarsınız; 28 Şubat soruşturmasında eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Tuncer Kılınç şöyle demişti: “Allah gani gani rahmet eylesin, Erbakan millici bir

Kamuoyuna yansımıştı çok önceleri, ama pek ses çıkmadı.

Hatırlarsınız; 28 Şubat soruşturmasında eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Tuncer Kılınç şöyle demişti:

“Allah gani gani rahmet eylesin, Erbakan millici bir liderdi. Onu doğru anlayamadık, askerler Erbakan’ı doğru anlamadı.”

Oldukça ilginç bir açıklama, öyle değil mi? İlginç, ama samimi mi, bilinmez?

28 Şubat döneminde, “Erbakan’a küfreden general” olarak da tanınan Osman Özbek de bir söyleşide şunları ifade etmiş,

“Keşke Milli Görüşü anlasaydık. O günler hiç yaşanmasaydı. Milli Görüşün emperyalizmle mücadelesini ve dik duruşunu gerçekten çok önemsiyorum.”

Bak, bak, bak… Anlaşılan idrak konusunda sıkıntısı var komutanın. İdrak sıkıntısı olanların, devletin en üst makamlarını işgal etmesi doğru mu?!

En şaşırtıcı çıkış ise Soner Yalçın’ın önceki yıl yayımlanan kitabından geldi:

“Erbakan: Eziyet Edilerek Yalnızlığa Yükseltilen İnatçı Bir Siyasal Liderin Portresi...” Kitabın adı bu… Oldukça ilgi çekici bir isim. Sanki günah çıkartır gibi…

Yaşadığı yıllar boyunca Erbakan’a kan kusturan yayınların sahibi Soner Yalçın kitabıyla adeta rahmetliden af diliyor ve onu şöyle tanımlıyor:

“Erbakan, siyasi hayatı boyunca itilerek, bastırılarak, eziyet edilerek, arkadan hançerlenerek yalnızlığa yükseltildi. Hiç ‘aman’ dilemedi; inancına ve düşünsel değerlerine tutkuyla bağlı kaldı. İnadın, sabrın adı oldu.”

Yok yahu(!)… Bunu yeni mi anladın.  Aferin sana ve anlama kapasitene. Aydın, ilerici, oldukça çağdaş geçinen bir yazarın, 28 Şubatta yaşanılanları aradan geçen onca yıldan sonra anlaması bana pek inandırıcı gelmedi. Sanki burada bir tuzak var gibi…

Ulusalcılığın Erbakan pişmanlığı nereden geliyor? Ulusalcılar, Erbakan dönemindeki çirkinliklerini hatırladıkça, “biz ne yaptık?” diye şimdilerde neden dövünüyorlar?

Acaba ulusalcılar gerçekten milli görüşü, düşünce felsefesini, dernliğini anladılar da mı pişmanlar?

Ya da soruyu şöyle soracak olursak, yoksa yine bir tuzak içinde miler?

Yakında bu ve buna benzer bir takım açıklamalar, başka ulusalcı ağızlardan da gelmeye devam ederse hiç şaşırmayın derim size. Çünkü bunlar gerçek manada milli görüşü anladıkları, düşünce yapısını benimsedikleri, kabul ettikleri anlamında bir pişmanlık değil. Oldukça uzun vadeli kurgulanmış, planlanmış, meyvelerini yıllar sonra almak için hedeflenmiş bir planın tıkır tıkır işleyen aşamaları.

Ulusalcılar, %90’ı Müslüman, %60’ın üzerinde namaz kılan Türkiye halkını yanlarına çekmenin şart olduğunu anladılar nihayet. Sadece Ergenekon vari yapılanmalarla, bir takım iç ve dış destekli Türkiye aleyhine çalışan güçlerle ittifak yaparak sonuca varamayacaklarını anlamış olmalılar. Buna realitenin acı tokadı derler.

Din ve dini değerlerle kavga etmenin kendilerine fayda vermeyeceğini, ilelebet iktidara gelemeyeceklerini ve onun nimetlerinden faydalanamayacaklarını kavramış olmalılar ki, bunun için bir alt yapı oluşturmaya, kamuoyu yaratmaya çalışıyorlar. Sadece, hala güçlü bir tabanı, toplum tarafından kabul göreni ve AK parti içinde de siyaset yapan pek çok gönüldaşı olan Milli Görüşü değil, diğer cemaatlerle de diyaloga geçmenin yollarını arıyor, ortak paydalar bulmaya, oluşturmaya çalışıyorlar.

Tarih bilenler, tarihin tekerrür ettiğini de görüyorlardır. Sultan Abdülhamit’i deviren ulusalcılar, İttihatçılar, masonlar, çok sevilen sultanı dindar halkın gözünden düşürmek, darbeyi inanların gözünde meşru hale getirmek için uydurdukları fetvadaki suçlamaların içine, dini kitapları yakmak, İslami faaliyetleri yasaklamak gibi maddeler de koymuşlardı. Halbuki halk nazarında bir veli olarak görülen Sultan, piyasada, dini kitap adında ama bir takım hurafelerle dolu kitapları, Şeyhülislam’dan da fetva almak suretiyle toplatıp yaktırmıştı.

Oynanmak istenen oyun, aslında yıllar önce kurgulanmış, pek çok darbe döneminde başarıya ulaşmış bir oyun. Bunu görmek ve aynı delikten iki defa ısırılmamak bir Müslüman’ın şuurunun gereği değil mi?

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.