BIST11.722
DOLAR49,45
EURO55,62
ALTIN6.633
BITCOIN4.054.869
14° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 484 okunma

Topkapı

John Le Carré gibi kendisi de casuslar dünyasının içinden gelen yazarların kitaplarını okuduğunuzda, istihbaratçıların kendilerine mahsus ve zaman zaman çok kanlı bir “mizah” anlayışları olduğunu, birbirlerine tuhaf şifr

John Le Carré gibi kendisi de casuslar dünyasının içinden gelen yazarların kitaplarını okuduğunuzda, istihbaratçıların kendilerine mahsus ve zaman zaman çok kanlı bir “mizah” anlayışları olduğunu, birbirlerine tuhaf şifrelerle meydan okuduklarını veya çeşitli sembollerle mesajlar gönderdiklerini görürsünüz.

Biliyorsunuz dün Topkapı Sarayı’na tümüyle anlamsız görülen bir saldırı düzenlendi.

Görünürde bir talebi, bir mesajı olmayan bir adam, ava gider gibi silahlanıp saraya saldırdı, iki kişiyi yaraladı, kendisi de öldürüldü.

Ama biraz yakından bakınca saldırı “mesajlarla”, simgelerle doluydu.

Saldırılan yer neresi?

Osmanlı İmparatorluğu’nun İstanbul’daki ilk sarayı, Osmanlı’nın günümüzdeki en önemli simgelerinden biri.

Peki, ağır ağır bir sıcak savaşa doğru ilerlediğimiz Suriye’nin diktatörü Beşşar Esad geçenlerde ne demişti?


“Türkiye, Osmanlı olmak istiyor.”

Peki, saldırganı olay yerine getiren arabanın plakası ne?

Suriye plakası.

Saldıran kim?

Libyalı bir adam.

Peki, son çıkan haberler ne?


“Suriye’ye Türkiye’den 600 silahlı Libyalı gönderildi.”

Saldırganın Suriye plakalı bir araçla Saray’a gelmesi, saldırıyı Suriye’yle bağlantılı kılan açık bir işaret.

O kadar “açık” ki insan bunun Suriye tarafından yapıldığından kuşkuya düşüyor.

Ama bütün işaretler, Osmanlı’yı, Suriye’yi, Libya’yı biraraya topluyor.

Bir örgüt, bu üç özelliği içinde toplayan bir mesaj gönderiyor Ankara’ya.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.