DOLAR49,45
EURO55,62
BITCOIN4.010.975
13° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 185 okunma

Türkiye "I-ıh" derse...

Yunanistan, İrlanda, İspanya, Portekiz... Bunlar Türkiye'nin aralarına girmek için yarım yüzyıldır çaba gösterdiği Avrupa Birliği'ne (AB) üye ülkeler... Hepsinin ortak bir kaderi var: Ekonomileri berbat ve ele güne muhta

Yunanistan, İrlanda, İspanya, Portekiz...

 

Bunlar Türkiye'nin aralarına girmek için yarım yüzyıldır çaba gösterdiği Avrupa Birliği'ne (AB) üye ülkeler... Hepsinin ortak bir kaderi var: Ekonomileri berbat ve ele güne muhtaç durumdalar...

Ekonomisi özürlü AB üyesi ülkeler arasına en son İtalya katıldı. Hani 12 Mart (1971) askeri müdahalesi sonrasında ABD'den ithal edilen bakan Atilla Karaosmanoğlu'nun "1971 yılındaki seviyesine Türkiye ancak 2027 yılında erişebilir" dediği İtalya...

Türkiye bugün pek çok AB üyesi ülkeden daha sağlam bir ekonomiye sahip... Daha önemlisi, refahtan yeterince pay alamayan kesimler bile gelecekte durumun kendi lehlerine düzeleceği umudunda...

Gelecekten en umutlu toplumlardan biri Türkiye'de yaşıyor; kamuoyu yoklamaları bunu söylüyor...

Umutlu insanlar ülkesiyle geleceğe kaygıyla yaklaşan mutsuz vatandaşlara sahip AB arasında çekişme söz konusu olursa, bundan kim zararlı çıkar?

Bu soruyu sormamın sebebi, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun önceki gün bir soruya cevap verirken kullandığı "AB ile ilişkilerin donma noktasına gelebileceği" uyarısının ardından baş gösteren tartışma... Türkiye, 2012 Temmuz ayında AB'de dönem başkanlığını üstlenecek Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımadığı için, yaklaşık 1,5 yıllık bir süreyi AB'den kopuk geçirebilecek...

AB Türkiye'yi kendisinden uzakta tutmaya devam ederken liderliğini Kıbrıs Rumlar'ına devrederse, bunu ilkesizlik sayacağını açıklayan Bakan Davutoğlu, esas zararı AB'nin göreceği kanaatinde. Kıbrıs'ı üyeliğe kabul ederken yaşanan kavgalar yeniden başlayabilir, Türkiye'yi darıltmanın yol açacağı sıkıntılar ekonomik çalkantıları azdırabilir.

Konuyu tartışanlar "Türkiye böyle bir şeyi neden yapsın ki?" anlamsız sorusu ardına sığınıyorlar... Oysa diplomatik olarak tanımadığı bir ülkeyi muhatap alamaz Türkiye; onun çağrılarına kulak verip tepkilerini ciddi ciddi değerlendiremez. Aslında Davutoğlu, her aklı başında insanın, fotoğrafa bakıp söyleyebileceği bir gerçeği uyarı sadedinde ifade etmiş...

Dediği, mâlumun ilâmından ibaret...

Söyledikleri, yalnızca uyarıyla sınırlı kalsaydı, belki 'tehdit' olarak algılanabilirdi; oysa Türkiye bir süredir Birleşmiş Milletler'i yeniden hareketlendirerek Kıbrıs'ta iki tarafın da kabul edebileceği bir çözüm planının altyapısını oluşturmanın peşinde... Rumlar'a birbiri peşisıra red edemeyecekleri çözüm teklifleri sunuluyor. KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu'nun da sahiplendiği ve "Gelin sorunu beraberce çözüme kavuşturalım" davetinde bulunduğu teklifler...

Rum Yönetimi ise artık iyice belli olduğu üzere, çözümsüzlüğe oynuyor; kendisini mazlum ve mağdur gösterme silâhlarını zaman içerisinde kaybettiği için, diplomatik incelikten uzaklaşarak farklı bir üslup benimsiyor. Hristofyas'a gelince, o da dönem başkanlığında Türkiye'yi köşeye sıkıştırarak ardından yapılacak seçimde yeniden cumhurbaşkanı seçilme hesabında...

Hesabı yapmasına yapsın da, tavrının öteki AB üyelerini de sinirlendirdiğini, önceleri arkasında hissettiği Arap Dünyası'nın desteğini kaybettiğini de bilsin... İflâs bayrağını çeken Yunanistan ekonomisinin acınası halinde Kıbrıs ihtilâfı yüzünden dişine kadar silâhlanma telâşının payı olduğunu da unutmasın...

AB uyarıyı ciddiye almalı...

 

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.