Tüzük mani, çözüm başkanlık değil!
Ak Parti başkanlık sisteminin, geniş ve yoğun biçimde tartışılmasını sağladı. Konu, sırası geldiğinde Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na getirilse hemen reddedilecek, tartışma duracaktı; komisyon dışına çıkarılarak, medyanın d
Ak Parti başkanlık sisteminin, geniş ve yoğun biçimde tartışılmasını sağladı. Konu, sırası geldiğinde Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na getirilse hemen reddedilecek, tartışma duracaktı; komisyon dışına çıkarılarak, medyanın da yardımıyla kamuoyunda her gün bir biçimde gündemde tutuluyor, haber listelerinde veya gazetelerin bir yerlerinde görülüyor.
Yirmi gün kadar önce, Burhan Kuzu ve Bekir Bozdağ’ın konuşmaları, medyada genişçe ve altı çizilerek verildi. Muhalefet karşı çıktı. Yurtdışına giderken uçakta habercilere “Tartışılması yararlı olur” diyen Başbakan dönüşte Bahçeli’nin eleştirisiyle ilgili soruyu Alparslan Türkeş’ten alıntıyla cevapladı. Cevap notu hazırlanıp cebe konulmuş soruyla karşılanmak ne tesadüf değil mi?!
Ertesi gün yine Bekir Bozdağ partisinin il kongresinden seslendi: Eninde sonunda başkanlık sistemi Türkiye’de uygulanacaktı, iyisi mi şimdiden başlasa ne iyi olurdu!
Dün de Ak Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik’in değerlendirmesi yayımlandı. Başkanlık sistemini ‘devam eden yeni anayasa sürecinde konuşulması için gündeme’ getirmişlerdi, ‘Mesele Başbakan Tayyip Erdoğan ismi üzerinden’ değerlendiriliyordu, “Oysa Tayyip Bey faniydi”!
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Belçika’da dün “Başkanlık sistemi dahil Türkiye’de her şey rahatça tartışılmalı” diyerek konuya girdi. Anlaşılan adı bilinen Ak Partililer sırayla konuşacaklar.
Sayın Çelik ‘meseleyi’ bana göre açıkça ortaya koydu: Parti tüzüğü Tayyip Bey’in yeniden milletvekili adayı gösterilmesine ve delikanlılığımız da tüzüğü değiştirmemize mani; genel başkanımızın yönetimi bırakması da işimize gelmiyor! Anlaşılan AK Parti’nin kararı, cumhurbaşkanlığını yetkilerin toplandığı yer haline getirip Sayın Erdoğan’ı devletin başına oturtmaktı.
Bu karar sonucu, başkanlık sistemi tartışması, güçlü medya yardımı ve halkla ilişkiler projesiyle yürürlüğe konulmuştu, kamuoyu hazırlanacak, anayasa komisyonuna ortaya konulacak bu güçle gelinecekti!
İktidarın bu kararı karşısında muhalefet yine politikasızdı.
Hemen görüşümü yazmalıyım: Devletin kurum ve o kurumların örgüt yapıları, onların kural ve geleneklerini dikkate almadan aceleyle, başkanlık sistemi kurulmasına kalkıldığında, tam bir karmaşa ve sürtüşme yaratılır; düzen bozulur, birbirimize gireriz.
Başkanlık sistemine geçilebilmesi için, yerinden yönetim sisteminin kurulmuş, en az on-on beş yıl yerinden yönetim ilkeleri ve kurumlarıyla yaşanmış olmalıdır.
Şimdi, “Yerinden yönetim uygulanmayan bir ülkede başkanlık sistemi kurulabilir” diyenlerin, özellikle Sayın Hüseyin Çelik’in açıkça söylemesini veya yazmasını istediğim cümle şudur: Yerinden yönetim sistemi uygulanmadığı halde, başkanlık sistemi uygulanan şu şu ülkeler vardır, biz de ülkemize başkanlık sistemini getirebiliriz. Açık konuşalım, sorun Sayın Erdoğan’ın tüzük gereği, Ak Parti’den milletvekili adayı olamayışından kaynaklanıyor. Oyunlara gerek yok; başkanlık sistemini getirmeye çalışmak yerine başka yollar arayalım:
Tüzüğü değiştirmek ve Tayyip Bey’in seçimlere bağımsız aday olarak girmesi gibi yapay yollar da düşünülebilir. Evet bu yollar şüphesiz şık ve doğru değildir ama başkanlık rejimi getirilmesi bu yollardan daha yanlış ve daha tehlikelidir.
Şu sözleri 2 Mart 2010 Salı günü grup toplantısında Sayın Erdoğan söylemiştir: “Bizler bugün varız yarın yokuz, bu makamlarda ebedi oturacak değiliz.”, “… devraldığımızdan çok daha kalkınmış, müreffeh demokrasi standartları hukuk standartları çok daha yüksek bir Türkiye emanet etmek istiyoruz. Bizim açık-gizli tek hedefimiz budur.”
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
